11 Ağustos 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Türbe Mahallesinden alınan kuyu taşı geri verilmelidir. Mahalleli gergin ve öfkelidir.
yasar.karaduman@gmail.com

 Ticaret Odası Başkanı  gitmiş bizim mahallenin son kalan kuyularından birinin dibek taşını yerinden sökmüş Ticaret Odası’nın önüne koymuş.

Mahalleli öfkeli ve gergin taşın geri verilmesini istiyorlar.

Ticaret Odası başkanı hangi cüretle hangi yetkisine dayanarak vatandaşın özel mülkü içinden rızası olmadan taşı yükleyip daha sonra iade edeceklerini söyleyip” götürüyor?

Taşın alındığı kuyunun sahibi Kemal Kerimoğlu, “almayın dememe rağmen, tekrar iade edeceğiz diyerek dinlemeden götürdüler”  diyerek taşın geri verilmesini istemiştir.

Bu ne cüret?

Bu ne demek oluyor?

Burası dağ başı mı?

Ticaret Odası bütün işleri bitirdi de mahallelerden sahiplerinin rızası olmadan kuyu taşlarını mı topluyor?

Bu yazım aynı zamanda mahalleli adına başta Ünye Kaymakamlığına, Ünye Belediye  Başkanlığına ve Orta Yılmazlar Mahallesi Muhtarlığına suç duyurusu dilekçesidir..

Türbe Caddesinden alınan kuyu dibek taşının geri getirilmesi gerekmektedir. Bizim, ticaret odası başkanı kadar aklımız ve tarih zevkimiz yok mu? Artık bütün işler bitti de mülk sahibinin rızası olmadan kuyu taşı toplanmaya başlandı..

Biz bu konuda mahalleli olarak  çok gergin ve çok hassasız,  taşı  derhal geri istiyoruz.. Ticaret Odası gibi saygın bir kurumun vatandaşın kuyu taşını rızası dışında alması çok üzücüdür.  Burası dağ başı mı, bu şehrin sahibi nerde?.

Ortayılamazlar Mahallesinin çok değerli Muhtarı Sayın Seyhan Hanımdan taşımızın yerine  konulması için girişimlerde bulunmasını mahallem adına önemle talep ediyorum

Yapılan ayıbın derhal temizlenmesi, taşın geri getirilmesi ve mahalleliden özür dilenmesi gerekmektedir. O kuyunun başında çocukluğu geçmiş biri olarak bunu yapanları kınıyorum ve bu  hoşgörmeye de hiç niyetli değilim. Taş yerine konulana ve özür dilenene kadar mücadele etmeye, gerekirse bunu Ordu Valisine Odalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklı’ya ve ulusal basına taşımaya kararlıyım.

 

At Martini Debreli Hasan dağlar inlesin..

 

Ünye Ticaret Odası Başkanı geçende Ünye’nin eski fenerinin geri alınması konusunda gazetemize verdiği bir demeçte:  

“Fener Ünye Ticaret Odası Başkanı olarak benim bizzat verdiğim mücadele sonucu buraya getirildi. Bu feneri Ünye’ye getirmek için epeyi mücadele verdik”

“At martini debreli Hasan dağlar inlesin..”

Sen ne mücadelesi verdin ki “bütün mücadeleyi beş senedir yaptığı sıkı takip ve araştırma ve yazışmalar ve telefonlarla Eren Tokgöz verdi

İki satır yazı yazdın o kadar. İki satır yazı yazmak mücadale mi?  O yazıyı İstanbul Kadıköy Ünyeliler Dernek Başkanı olarak  ben yazsaydım fener bana gelirdi. Eren Ünye’den biri istesin diye odanıza ve jest yapmış.

Bu güzel düşüncesinden sonra ErenTokgöz’ün çabalarını yok sayarak demeç vermek, kerameti kendinde bilmek yakışmaz, etik değildir, Ünye Ticaret Odası’nın saygınlığını zarar verir.

Ayrıca Fener Ünye’nin bir değeridir. İleride yapılacak olan müzeye devredilmesi gerekir. Ticaret Odasının müzecilik gibi bir görevi yoktur, ancak kendi branşındaki objeleri sergiler.

 

 

Tarihin İçine Ampul Taktılar

Bir müddet önce geri alınan yüz yıllık tarihi Ünye eski fenerin içine bir ampul yerleştirmişler ve bir kablo ile elektrik bağlayarak  fenerin özelliğini bozmuşlar..

Bravo size..

Tam Ünye işi..

Bu kadar bilgisizlik ve tarihe saygısızlık olabilir mi? Odada hiç kimse buna itiraz etmedi mi? “Yüz yıllık bir fenerin içine ampul konur yakılır mı, bize gülerler” diyen olmadı mı?  

Bu bilgisizliğimizi ve tarihe saygısızlığımızı henüz kimse görmemişken bu düzeneği derhal sökerek feneri eski haline getirmeliyiz. Bu yapılan tarihe ve tarihi objelere saygısızlıktır. Bilmiyorsanız bir bilene sorun.

Ayrıca Fenerin Ticaret Odası’nın dış kapısında sergilenmesi de ayrı bir ayıptır. İçerde salonunuz yok mu? Her şeyi kapı önüne çıkarıp millete göstermek zorunda mıyız? Burası transit yoldur, gelen geçen bizi ayıplamaz mı?

 

Balıkhane

Yine çok yazdığımız bir konudur balıkhane.. İki bina arasında sıkışmış bakımsız ve pejmürde bir haldedir.. Yıllardır neden böyle pislik içinde tutulur anlamak zordur. Yazmaya da korkuyoruz, biz yazdık diye hiç ilgilenmiyorlar.. Bizim uyarımız üzerine bir şeyi düzeltmeyi zül sayıyorlar.

Oysa bizim yaptığımız şey bir öneridir, yoğun işleri arasında gözden kaçırdıklarını,  yazıyoruz. kimsenin işine karışmak gibi bir  derdimiz yok.. Herkes işini yapıyor.

Artık kokuşmuş, mikrop yuvası haline gelmiş, çürümüş, pislik yatağı balıkhaneyi neden burada tutarlar, bilemem. Yanında bir de çay ocağı vardır. Bu pisliğe  bakarak çay içilir mi?. Biraz ilerideki Dolmapark’a çuval işi para döken, fenere cilalı beton yol yapmaya aklı erenlerin buraya düzeltmeye nasıl akılları etmez biri bana anlatsın.

Cuma günü çok ilginç konularda buluşmak üzere..

 



Bu Haber 612 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI