18 Ağustos 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Ortaçarşı İçinde Vurdular Beni
yasar.karaduman@gmail.com
Keşke Hiç Gitmeseydim Dostlarımla geçende bir sohbet ettik, bazı yazılarım nedeni ile kırılanlar olmuş.. Aslında benim birilerine sataşma veya bakıl verme gibi bir niyetim yok. Bizi doğal eleştiri hakkımızı kullanıyoruz. Yerel bir gazetede yazar olmak çok ta kolay değildir. Eleştirdikleriniz arasında bazen dostlarınız da olabiliyor. Bugün de eleştiri yerine biraz nostalji ve biraz anı ve biraz gönül kırgınlığı yazmak istedim.. Keşke Ünye’den Hiç gitmeseydim Yıllarca bu şehrin özlemi ile yaşadık .. İzin günlerini iple çektik. Yurtdışında çalıştığım “Burda Dergisi” zaman zaman beni başka ülkelerdeki matbaalarına gönderirdi. Bu nedenle İsviçre, Avusturya, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde toplam otuz çalışma, gezmek ve tahsil yapma fırsatım oldu. Hiçbir yerde Ünye’deki kadar mutlu olamadım. Çok sevdiğim insan beni hiç beklemediğim bir anda bu koskoca dünyada yapayalnız bırakıp gidince ilk sığınacağım yer memleketim oldu. Çocuklar da yuvadan uçtular. Biri İsviçre’ye öbürü Kıbrıs’a gel baba dediler. Ama ben Ünye’yi seçtim.. Sevdiğim bu şehirde bir de benim gibi tarih, doğa, gezmeyi, denizi seven gözleri sevgi, gönlü sevda dolu biri kalmıştır, belki beni bekliyor olabilir dedim, (bu da evlilik ilanı gibi oldu), olsun varsın, belki birileri çıkar gelir. Değerli okuyucular tüm bunları sizlerin hoşgörüsüne sığınarak yazıyorum lütfen çok ciddiye almayın. Ama lütfen yazdığım bu köşeyi lütfen okuyun.. Burada sizlerle sohbet etmekten Ünye’yi yazmaktan Pazartesi günleri ikinci sayfada Ünye’den anı ve tarih yazmaktan mutlu oluyorum. Para, pul, mevki, şan, şöhret derdim yok. Dün Japon Televizyonu’ndan aradılar, Japonya’da batan Ertuğrul Fırkateyni hakkında çekecekleri bir belgesel için “Sayanora Mayumi” adlı çalışmamdan faydalanmak için izin istediler. Ünye’li bir yardımcı tarih doçentimiz doçentlik tezi için yine Ünye’deki Süleymanpaşa Sarayı isimli çalışmamdan faydalanmak için izin istedi tezini yazdı ve Doçent oldu.. Bunlar gibi daha onlarca örnek, ödül, tebrik var. Ama kendi memleketimde bana “sen ne yaparsın arkadaş?” deyip bir kurşun kalem bile veren olmadı.. Üzgün değilim, verselerdi mutlu olurdum Fener’de Günbatımı Bir akşam Zürich’te İspanyol kız arkadaşımla gittiğim İspanyol kulübünde esmer bir İspanyol şarkıcı çok güzel bir şarkı söylüyordu Lapolama Adiö (Elveda Lapaloma) Şarkı bir vedayı anlatıyordu ve “Eğer güneş altın ışıkları ile denizin üzerinde batarken geçmiş zamanların birinde söylenmiş bir şarkı kalbini titretir. O şarkı derki eğer ben bir gün geri dönmezsem sakın ağlama” der La Paloma bir deniz ülkesidir idi. Ne zaman bu şarkı aklıma gelse o İspanyol kız arkadaşımı ve Ünye’yi hatırlarım. Ve Ünye’de Fener’de gün batarken kızıl sulara inen güneşi Siz hiç Fener’de günbatımını ve gündoğumunu seyrettiniz mi?. “Kuyu Taşı”ndan Kırılan Dostlar Geçende Ortayılmazlar Mahallesi’nden alınıp başka yere götürülen kuyu taşı yazımızdan dolayı eleştiri ve çok sayıda tebrik geldi. Orada ben çok net olarak, nerenin başı olursa olsun kimsenin temsil ettiği kurum ve kuruluşun adını kullanarak keyfi hareket edemeyeceğini söylemek istemiştim. Ben de İstanbul’da Kadıköy’den Pendiğe kadar uzanan bölgedeki Ünyelileri temsil eden Kadıköy Ünyeliler Derneği’nin Başkanıyım bunlar kadar hava atamıyorum.. Biz gideli ne kadar çok Başkan türemiş Ünye’de. Horozun çok olduğu yerde sabah erken olurmuş. Bu kadar başkanın olduğu Ünye’de işlerin neden arap saçına döndüğü anlaşılıyor. Ortaçarşı İçinde Vurdular Beni Ortaçarsı’nın eski adı Çapulacılar Arastası” idi.. Ortada sıra sıra taş Rum binaları ile dükkanlar vardı yıktılar. Ben de çocukluğumda bu arastada çalıştım. Rahmetli Burhan Yazgan’ın köşebaşındaki dükkanında. Daha çocuktum, ilk günler parmaklarım yara olmuştu.. Şimdi aynı yerde Hülya ve Hatice Çavuşuğlu Kardeşlerin Çavuşoğlu İletişim adlı dükkanları vardır. Burası Ortaçarşı’da Rumlardan kalma son taş binadır. Eski Ortaçarşı’yı koruyamadık. Bugünkü yapılan düzenleme tam bir arabesktir. Hele ayakkabı esnafını temsil etsin diye koydukları kılıksız adam heykeli tamamen bir komedidir. Allah sabah akşam bu kılıksız herife bakmak zorunda olan çarşı esnafına sabır versin. Ortaçarışı nasıl düzenlenir? Balkan’larda onlarca örneği var gitsinler Saraybosna’da (Sarayevo) Üsküp’te (Skopje) ve Kosovo Prizren’deki Osmanlı çarşılarına baksınlar. Keşke hiç gitmeseydim. Hiç ayrılmadan bu şehri bir ömür yaşayan arkadaşlarım dolu.. Bugün bazı çocukluk arkadaşlarım elli yıl önce bıraktığım yerde duruyorlar. Sonun da öyle de geçti yıllar böylede geçti. Ne kaldı ki elimizde, yorgunluk, kırgınlık, özlemden başka? Keşke hiç gitmeseydim, belki Süheyla’yı da verirlerdi bana, yaşar giderdik birlikte bu güzel kasabada.. (Cuma günü başka bir sohbette buluşmak üzere..)

Bu Haber 419 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI