İlk ve ortaokullu yıllarımdan tanıyıp hatırladığım Ünyeli bilgelerden Rahmetli Şuayip Uzman’dan duymuştum bu sözü. “Bir ayakta iskarpin, bir ayakta kara lastikle fındıkçılık yapılmaz.”
Rahmetli Şuayip Uzman, aslen bizim Orta Saraçlılı olup şehirde oturan eski Ünye tüccarlarındandı. Aynı zamanda sosyal ve siyasi faaliyetlerde de bulunmuş, halka hizmet etmişti.
Ben kendisini daha çok, işten güçten elini eteğini çektiği yaşlılık yıllarında tanıdım. Orta Saraçlı’dan okula gelirken haftanın üç günü Hanboğazı’nda o zamanki devlet hastanesi, bugünkü 1 nolu Sağlık Ocağı karşısındaki evine süt getirirdim.
O kadar kibardı ki.. Sütü getirdiğim kaptaki sütü kendi kabına döküp kabımı geri verirken “Teşekkür ederim gençbey, iyi dersler” deyişindeki sevecenlik ve sıcaklık içimi ısıtır.. 3 km’lik yol teperek getirdiğim sütün kollarımdaki yorgunluğu bir anda kaybolurdu sanki.
Şuayip Amca evinden dışarı çıktığında, rahmetli babamın Hükümet Caddesi’ndeki bakkal dükkanına da uğrar, hal hatır sorardı.
Babam da, mahallemizin büyüğü olmasından ve kendisine duyduğu derin saygıdan olsa gerek masasını ve koltuğunu Şuayip Amca’ya verir, orada oturmasını rica ederdi. Şuayip Amca, “Aslında bu hiç doğru değil” der, ama sanırım babamı kırmamak için geçer otururdu.
Çok konuşmazdı. Ancak, konuştuğu zaman sanki herkesten farklı konuşurdu. Daha bilgili, daha kültürlüydü.. Hayatın tecrübelerinden edindiği derslerden örneklerle daha usta, daha bilgece konuşurdu.
Ben ortaokullu yıllarımda, o çocuk yaşlarımda Şuayip Amca’nın konuşmalarındaki farkı anlar, onun konuşmalarını okuduğum kitaplardaki kahramanların konuşmalarına benzetirdim.
Şuayip Amca yine bir gün bizim bakkalda oturmuş, her zamanki gibi az konuşuyor, daha çok konuşulanları dinliyordu. Konu fındıktı. Fındığın sorunları konuşuluyordu. Aynı bugün konuşulanlar ne ise o günde üç aşağı beş yukarı onlar konuşuluyordu. Fındığın maliyeti, fiyatın düşüklüğü, maliyetini kurtarmadığı şikayetleri, 45 yıl önce yine bugünkü gibi günlük sohbetlerin ana konusuydu.
Hiç konuşmayan, dinleyen Şuayip Amca birden söze girdi; “Bakın fındığın asıl sorunu bir ayağı iskarpin, bir ayağı kara lastikli yarım yamalak fındık üreticileridir. Yani benim gibi olanlardır. Fındık bahçem var ama içinde değil gelmiş şehirde oturuyorum. Yani bir ayağıma iskarpin giyiyorum. Diğer taraftan da diğer ayağıma kara lastiği çekip, ara sıra bahçeye gidiyor, üretici oluyorum.”
Şuayip Amca’nın söylediği bu sözlerin anlamını çözmek için sanki herkes sustu, düşünmeye başladı.
Şuayip Amca devam etti; “Yarı şehirli, yarı köylü yaşayarak fındıkçılık yapılmaz. Çiftçilik böyle olmaz. Çiftçi demek çiftinin çubuğunun içinde oturan, bahçesindeki birçok işi ailesiyle birlikte kendisi yapan insan demektir. Biz fındığa ne kadar yetersek, fındık da bize o kadar yeter. Biz fındığa ne kadar yetemezsek, fındık da bize o kadar yetemez.” dedi.
Çocuk yaşıma rağmen Şuayip Amca’nın ne dediğini çarçabuk kavradığım için, ettiği sözleri bugün hala böyle eksiksiz yazabiliyorum.
Bugünlerde, fındık işinde en doğru çözümün Şuayip Amca’nın 45 yıl önce dile getirdiği yöntem olduğunu, yani fındık üreticisinin bağında bahçesinde yaşayan, çiftçi hayatı süren insanlar olması gerektiğini söylemeye başladık.
Ben de konuyla ilgili bir yazı yazmıştım. Fındıkla ilgili kuruluşlar ve firmaların temsilcileri de bu doğrultuda açıklama yapmaya başladılar.
Açıklamalar yapılıyor, konuyla ilgili örnekli bilgiler veriliyor. Fındık için asıl soruna dikkat çekiliyor. Çekiliyor da peki, bütün bunlara karşılık ne yapılıyor? Hiçbir şey, hiç duyulmamış gibi hareket ediliyor.
Devlet fındık üreticisini desteklerken İstanbul’da, ya da bilmem nerde yaşayan, yılda bir ay köyüne gelip fındığını alelacele toplayıp satıp çekip gidenle.. Köyde oturup çiftçi hayatı sürene aynı desteği vermeyi sürdürüyorsa sen konuşup dur, ne yazar..
Destek, çiftinde çubuğunda oturan gerçek çiftçiye, gerçek üreticiye verilmelidir. Bunların dışında uzaktan uzağa fındıkçılık yapanlara kesin surette destek-mestek verilmemelidir.
Şehir yerinde oturan esnaf, memur, işçi şehir hayatı sürerlerken fındıkçılık yapmaya kalkmasınlar. Bıraksınlar bu işi, köyden elini eteğini çeksinler, şehirde şehirli gibi yaşasınlar. Yok fındıkçılık mı yapmak istiyorlar, dönsünler köylerine çiftinde çubuğunda yaşasınlar.
Rahmetli Şuayip Amca’nın dediği gibi öyle tek ayakta iskarpin, tek ayakta kara lastikle fındıkçılık yapılmaz. Yapılırsa da bugünkü gibi olur.. Sorun sürüp gider, sızlanma ise hiç bitmez..
Bu Haber 596 Kişi Tarafından Okundu.
|