İstanbul’dan mesaj atan bir hemşerimiz, gönderdiği mesajda, beni milleti köylü yapmaya uğraşmakla suçlayıp, “Sana bu akılları kim veriyor?” diye soruyor.
İsminin Ahmet Özdemir olduğunu ve benimle de akraba olduğunu belirten bu kişiyi tanımıyorum. Nerden akraba olduğumuzu da bilmiyorum. Ayrıca tahminimce adını değiştirerek mesaj attığını sanıyorum.
Bu sözde akrabam bayağı bir yazmış, inceden inceden hakaretler etmiş esajında. Ben böylelerinin yazdığı hakaretleri üstüme almıyor, hep kendilerine iade ediyorum.
Yalnız yazdığı şu bölüme cevap verme gereği hissettim. Diyor ki; “Musa Bey, bu ara yazılarında milleti köyüne dönmeye, köylü gibi yaşamaya davet ediyorsun. Hayrola, köylerde ne oldu ki? Köyden göçüp, başka diyarlara gidenler köylerine döndüklerinde farklı olarak neler görecek?.....”
Bu sözde akrabama, hangi yazımda “millet köyüne dönsün” diye yazdığımı sormak istiyorum. Ben kimseye köyüne dönmelisiniz, dönmek zorundasınız gibi laf etmedim.
Dedim ki; “Öyle uzaktan uzağa, başka yerlerde oturarak, çalışarak, oralarda geçimini temin ederek fındıkçılık yapılmaz. Fındıkçılık öyle amatörce yapılacak ikinci, üçüncü sırada bir iş değildir. Bizzat yapılması gereken bir iş, bir meslektir. Fındıkçı çiftçi gibi yaşamalı, çiftinde çubuğunda oturmalı, işini bizzat yapmalı/yaptırmalıdır. Devlet de böyle yapan fındıkçıyı desteklemeli, teşviki bu üreticilere vermelidir.”
Öyle ya git İstanbul’a, ya da bilmem nereye yerleş. Evin barkın, işin gücün orda olsun. Hatta oralarda mezar yeri bile al.
Ama köyünde fındık bahçen olsun. Telefon aç bahçe bahçalattır, telefon aç gübre attır, telefon aç ilaç vurdur, telefon aç tırpan vurdur.. İşini tümüyle telefonla, parayla gördür. Sonra çık gel fındık zamanı mahsulü toplat. Çarçabuk götür sat, piyasayı allak bullak et, fiyatı tepetaklak et. Durma geri dön İstanbul’daki evine git, işinin başına geç.
Sen yaptığın bu fındıkçılıktan ne kazanabilirsin, devlet ne kazanabilir, milli ekonomiye katkın ne olabilir? Küllüm kötek zarardan başka bir katkın olmaz, bunu iyi belle..
Yazdığım yazılarda diyorum ya, devlet fındık üreticisine teşvik verirken gerçek üreticiye, çiftinde/çubuğunda oturan, bizzat işinin başındaki çiftçiye teşvik versin.
Öyle uzaktan telefonla çiftçilik/üreticilik yapana teşvik vermesin.
Onlar üretici falan değil, tersine fındık için asıl sorun teşkil eden sıkıntı kaynakları diye yazıyorum ya..
İşte bu benim sözde akraba da öyle birisi.. İstanbul’dan beri bahçe idare eden, telefon fındıkçılığı yapanlardan anlaşılan..
Menfaatine dokunuyorum, teşvik parası almasına engel olmaya çalışıyorum diye kızıp, apırıp köpürmüş anlaşılan bana mesaj atan sözde akrabam Ahmet Özdemir.
Bu arada ucuz lafa, popülizme kayarak, beni milleti köylü yapmakla suçlamış. Köylü olmayı nasıl anlıyor, nasıl algılıyorsa bu benim sözde akraba.. Köylülüğü sanki kaçılması gereken bir kesim gibi göstermiş gönderdiği mesajda.
Köylülük niye kötü bir şey olsun ki.. Köylülük bütün dünyada sosyal bir statüdür. Statüsü itibariyle diğer sosyal statülerden farklı görülmez/görülemez.
Kaldı ki benim üzerinde durduğum konu köylülük değil, çiftçiliktir.
Ben diyorum ki; fındıkçı kişi gitsin bağında bahçesinde otursun, çiftine çubuğuna sahip çıksın.
İşini bizzat kendisi takip etsin, kendisi yapsın/yaptırsın.
Yani asıl mesleği çiftçilik olsun.
Öyle esnaf, memur, işçi olup ayrıca fındıkçılık yapmasın.. Böyle olmasın, böyle olmaz, olmuyor diyorum.
Ha, şunu da belirteyim, benim bu sözde akraba mesajında çok doğru bir noktaya temas etmiş. Diyor ki; “Benim köydeki toprağım geçinmeme yetiyor da mı köyde kalayım?”
Evet, bu doğru işte. Ülkemizdeki tarım arazileri miras yoluyla hızla bölündü, parça pinçik oldu. Bu küçük parçalar sahibine yetmiyor, vatandaş geçinmek için haklı olarak toprağını bırakıp göçüyor.
Devlet gelişmiş ülkelerdeki gibi miras yolu ile toprağın belirli bir dönümden aşağı düşmesine izin vermemelidir. Bölünmüş ve sahibine yetmeyen tarım arazilerini ise; ya kiralamalı ya da satın alarak birleştirmeli, yerleşik çiftçilerin hizmetine sunmalıdır.
Böylelikle bu topraklardaki verim artacak, üretim maliyeti düşecek, ürünün rekabet gücü yükselecektir.
Yani, devlet tarım arazilerinde yeniden, yeni baştan politikalar geliştirmeli, verim artırıcı, maliyet düşürücü, kaliteyi hakim kılan uygulamalar başlatmalıdır.
Bu Haber 566 Kişi Tarafından Okundu.
|