4 Eylül 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Toprağımızı ne kadar tanıyoruz, ne kadar doğru kullanıyoruz?
musakiroglu@mynet.com
2001 yılıydı. Gazetelerde şöyle bir haber dikkatimi çekmişti: “Toprağımızı yanlış kullanıyoruz, yanlış yerde yanlış ürün ekiyoruz.” Haberin ayrıntısında konu özetle şöyle devam ediyordu: “AB’den gelen uzmanlar tarafından yapılan incelemelerde topraklarımızın son derece yanlış kullanıldığı belirlendi. Örneğin; Ege Bölgesi’nin bir çok yerindeki toprak, Avrupa’da çok aranan, kilosu zaman zaman 8-10 Euro’lara kadar çıkan kurufasulye çeşidi için çok elverişli iken buralarda ekonomik verimliliği olmayan, kar değil del zarar ettiren tütün ekiliyor olması büyük bir handikaptır. Böyle örneklere diğer bölgelerde de sıklıkla rastlanıyor. Kısacası Türkiye’de ekseriyetle tarım, yanlış toprağa yanlış ürün ekilerek yapılıyor.” Bu haberin devamında takip ettim. Konuyu ne Tarım Bakanlığı ne ziraat odaları ne de ilgili kurum ve kuruluşlar ilgi alanlarında görmediler-değerlendirmediler. AB’li uzmanların bu tespiti için ne ‘doğru’ dediler, ne de ‘yanlış’.. Sus pus oldular. 2001 yılında Ecevit başbakanlığındaki Anasol M Hükümetinin Tarım Bakanı MHP’liydi. Hadi diyelim MHP AB’ye kerhen ‘evet’ diyen partiydi.. Aslında AB’ye karşıydı. O nedenle bu araştırmayı dikkate almamış olabilir. Ya peki sonrası.. AB’ye çok yakın duran, Türkiye’yi AB’ye sokmak için ciddi gayretleri olan AK Parti Hükümeti zamanında ne yapıldı bu konuda? Geçen 8 yıl boyunca Tarım Bakanlığı’nın böyle bir tespitten hiç mi haberi olmadı? Düşünebiliyor musunuz Türkiye’nin yedi bölgesinde milyonlarca hektar alanda yanlış ürün ekiliyor, bunun sonucunda düşük verim, kalitesiz ürün alınıyor. Bakın AB’nin bu tespiti doğruysa ki ben doğru olduğuna inanıyorum, bizim topraklara yazık oluyor. Bu topraklarda yapılan yanlış ekim-dikimden kaynaklanan zarar sadece eken-diken şahsın hesabına değil milli bütçenin zararına yazılıyor. Bu zarar ne kadar tutuyor? Bu konuda yayınlanmış bir rakama rastlamadım ama eminim düşünemeyeceğimiz miktarları aşan, korkunç rakamlara ulaşan zararlara yol açıyordur. Geçen yıl Ordu merkez yerel basınından bir haber okumuştum. Ulubeyli bir üretici 5 sene öncesinde toprağını birkaç laboratuara götürmüş, tahlil ettirmiş. Toprağında neyi ekip dikmesinin daha doğru olduğunu öğrenmeye çalışmış. Gelen sonuçlara bakmış ki bu toprak fındık için hiç de uygun değil. Kendisine; ceviz dikmesinin, ceviz yetiştirmesinin daha doğru olacağını tavsiye etmişler. Bu çiftçi araştırmış, gerek toprağı gerekse bölgesinin tabiat şartlarına göre en iyi ceviz fidanını öğrenmiş, fidanları temin etmiş. Bunları 20 dönümlük fındıklığına denemek üzere dikmiş. Ne olur ne olmaz diye de fındığı kesmeden dikmiş ceviz fidanlarını. Aradan üç sene geçmiş, ceviz ağaçları ilk meyvelerini vermeye başlamış. Uzmanlar başlangıçtaki verim oranının ve meyve kalitesinin çok iyi olduğunu söylemişler kendisine. Bunun üzerine çiftçi bahçesindeki fındıkları kesmiş, ceviz bahçesine çevirmiş. Sonraki yıllarda verim daha da artmış. Beşinci yılında aldığı cevizden kazandığı para fındıktan kazandığının üç katı olmuş. Diyor ki; “Bu daha başlangıç. Esas bundan sonra çok daha fazla ürün alacağım. Daha fazla kazanacağım.” Bu şahsi bir gayret. Bir vatandaşın, bilinçli bir çiftçinin özel çabaları sonucu oluşmuş doğru bir uygulama. Peki, devlet niye böyle bir çalışma yapmaz? Tarım Bakanlığı neden Türkiye çapında toprakları tanıma, ona göre ekim-dikim yaptırma girişimi başlatmaz? Ben yaklaşık 10 senedir merak eder, bunu düşünür dururdum. Nihayet bir çalışma başlatıldığı haberi okudum gazetemizde. “Bölgemizde toprak haritası yenileniyor” başlıklı haberde; Samsun Toprak Su Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nce, daha önce 1975 yılında yapılan toprak tanıma işleminin, günümüzde yeniden yapılarak güncelleştirileceği, toprağa cinsine, içinde bulundurduğu maddelere göre kimlik verileceği belirtilmiş. Temennim bu tür çalışma sadece toprağın tanınmasıyla kalmaz, hangi toprakta hangi ürünün daha doğru olacağı da belirlenir. Devlet, Tarım Bakanlığı böyle bir planlama çerçevesinde tarım uygulamasına geçer. Çiftçileri bu yönde yönlendirir. İşte o zaman topraklarımızdan fışkıran verime bak.. Zenginleşen, hayat standartları yükselen çiftçimizi gör.. Milli ekonomimizin, bütçemizin kazancını hesap et.. Tarım yapacaksak, topraklarımızdan yeterli verimi alacaksak bundan başka bir yöntem var mı, soruyorum?

Bu Haber 545 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI