17 Eylül 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Bir yerlerden başlamak için güzel bir öneri..
musakiroğlu@mynet.com

Ünyeli fındık tüccarlarından gazetemizin köşe yazarı Sn. Erol Okutucu, yaptığı bir açıklamasında çok önemli bir konuya değinmiş ve çok yerinde bir öneride bulunmuş.

 

Diyor ki Sn. Okutucu; “Ünye’de 11-12 fındık kırma fabrikası var. Halbuki, buna gerek yoktur. Ünye bölgesinin fındığı bir, bilemedin iki fındık kırma tesisiyle kırılabilir. Geriye kalan 9-10 kırma tesisi ise gereksiz ve zarardan başka bir şey değildir. Bu 9-10 fabrika sermayesiyle, ekibiyle ve ekipmanlarıyla 30 trilyon lirayı geçen bir külfettir.”

 

Bu bilgi bana çok enteresan geldi, ayrıca ifade edilen ve gereksiz yere harcanan 30 trilyon lira için de çok şaşırdım.

 

Erol Bey, bu bilginin devamında fındığı kırıp, ham madde olarak yurt dışına satmak yerine işleyip mamul madde olarak ihraç etmenin önemine dikkat çekiyor ve diyor ki; “Bu fazladan kurulan  9-10 fındık kırma fabrikası sahibi bir araya gelse, fındık kırma fabrikası yerine fındık işleme tesisi kursa daha doğru olmaz mı?”

 

Çok doğru ve yerinde bir öneri Erol Bey’in ileri sürdüğü bu öneri.. Ekonomide, yapılacak yatırım için baş koşul yatırımın verimlilik ve süreklilik kabiliyetidir. Bu noktadan bakarsak Ünye’deki fındık kırma fabrikalarının çokluğu bu tesislerin ekonomik olmadığının açık göstergesidir. Fındık kırıcı bir sanayici trilyonlar harcayarak fındığını kıracak bir fabrika kurmak yerine, bunu belirli ücret karşılığı kurulmuş bir fabrikada kırdırsa çok daha kârlı bir iş yapmış olacaktır. Kârlısı bu olunca, ihtiyaç fazlası olan fındık kırma fabrikaları ne kadar verimli, ne kadar sürekli olabilir? Ne kazandırır? Külfetten başka bir şey değillerdir. Ekonominin kendi iç yasası ise külfet tanımaz, böylesi tesisleri kısa sürede çark dışında bırakır.

 

Erol Bey diyor ki; “Ünye’deki fındık kırma tesisi sahipleri aralarında birleşip gerektiği kadar fındık kırma fabrikası kursunlar. Bunun dışında harcanan sermaye ile de fındığı çok yönlü işleyen entegre tesisi kurulsun, iç fındık yerine yurt dışına işlenmiş çeşitli fındık mamulü ürünleri satılsın. Böylelikle daha kârlı/kazançlı bir iş yapılmış olur.”

 

Öneri ne kadar yalın ve ne kadar net değil mi? Her şeyi apaçık ifade ediyor. Şimdi hesap edelim, fazladan fındık kırma fabrikaları için harcanan 30 trilyon lirayı fındığı işlemek için kurulacak tesise yatırıyorsun. Bu tesislerde fındığı işliyor, katma değer katıyor, yurt dışına öyle satıyorsun. Böylelikle 30 trilyonluk ölü/külfet bir yatırımı verimlilik ve süreklilik arzeden daha gerçek bir yatırıma dönüştürüyorsun. Burada ürettiğin fındık mamullerinden de daha çok para kazanıyorsun. Soruyorum; hangi hesap doğru, hangisi kârlı?

 

Zaman zaman yaptığımız sohbetlerde şöyle deriz; “Biz Ünyeliler fırınlanmış mısır unu gibiyizdir. O undan yapılan ekmek gibi dağılır, maalesef bir araya gelip birlik olamayız.”

 

Tamam da tersi mümkün mü? Bir olmadan, birleşmeden, ortaklaşmadan, ortak yatırımlar kurmadan, ferdi/şahsi hareketlerle ne kadar büyür, gelişiriz?

 

Ya da sorumu şöyle sorayım; Ünye’de neden bu zamana kadar özel sektörde büyük yatırımlar gerçekleştirilemedi? Sermaye yetersizliğinden diyeceksiniz tabi ki.. Peki, yetmeyen sermayenin ilacı nedir? Tek bir ilacı vardır, ortaklıktır. Yani bir araya gelerek ortak tesisler kurulmasıdır.

 

Yalnız işin başında şu önemlidir. Kurulması gereken birlikteliklerin/ortaklıkların önderliğini bizzat Ticaret ve Sanayi Odası yapmalıdır. Motor güç mutlaka odanın kendisi olmalıdır. Böylelikle ortaklık kurmaya soğuk bakan girişimcileri bu işe ısındırmaya çalışmak lazımdır.

 

Erol Bey’in önerisine ilave benim de bir önerim olacak.. Bir süre önce Ünye Ticaret ve Sanayi Odası ile Fatsa Ticaret ve Sanayi Odası, Ünye-Fatsa birlikte hareket etme, ortak yatırımlar gerçekleştirme görüşmeleri başlatmışlardı.

 

İşte bu görüşmelere ana malzeme.. Komşu iki oda yönetimleri esas bu konuyu görüşsünler. Ünye’de yaşanan fazla fındık kırma fabrikası gerçeği aynen Fatsa’da da vardır. Fatsa’daki fındık kırma tesisi sahipleriyle Ünyeli tesis sahiplerini bir araya getirip çok daha büyük sermaye ile çok daha verimli bir fındık işleme sanayisinin kurulmasına önderlik etsinler.

 

Dolayısıyla ülkemizin dünya ile yarıştırabileceği tek tarım ürünü olan fındıktan, bugünkünden çok daha fazla para kazanırız. Böylelikle de fındık sürekli konuşulan dert/sorun olmaktan çıkar; üreticisine, tüccarına, sanayicisine ve ülkemize bol bol para kazandıran ürün haline gelir.



Bu Haber 689 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI