24 Eylül 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Denize Veda
yasar.karaduman@gmail.com

Yaz bitti, sonbahar hüzünlü yüzünü gösterdi. Artık sabahları fener altında denize giremiyoruz, soğuk oluyor. Gelecek yıla kadar Fenerlatında denize veda ettik geçen hafta.. Uzun ve sıcak yaz günlerinde epeyi kahrımızı çekti Feneraltı

Biz her sabah yürüyerek Yüzüncüyıl, Ada Bakkaliyesi, Çakmakkayalar, Dikilitaş’a Feneraltından Çamlık ve Ayanikola’ya kadar gider dönüşte hava fırtınalı ise Fok Fok’ta Ünye tarafı dalgalı ise Fenerlatında bir saat denize girerdik. Bazı arkadaşlar Fener’den Ayanikola’ya kadar yüzer geri gelirlerdi. Ben bu yıl hiç denemedim, daha doğrusu cersaret edemedim. Artık o gençlik yılları geçip gitmişti.

Burada sabahları sohbet eder, hükümetleri düşürür yeni hükümetler kurardık. Sonra eve gelir, banyo yapar dokuzda işte olurduk. Bu sağlıklı kalmak, göbek ve popo eritmek için en iyi spordur.

Aramızda maalesef hiç bayan yoktur. Bazı arkadaşlar bayanlar da dahil yüzme yerine çamlıkta düzensiz ve denetimsiz göbek ve popo eritmek için bir aşağı bir yukarı gidip geldiler. Böyle gidip gelmenin hiçbir faydası yoktur. Ben çamlıkta yürüyerek zayıflayanı görmedim, ama kalpten gidenleri gördüm.

En iyisi siz gelecek yıl  Feneraltına gelin sabahın serinliğinde billur gibi suda  yüzerek sağlıklı kalın. Ama bütün kış boğazınıza da dur diyeceksiniz?

 

 

Çakmakayalar

Burunucu Mahallesinde Ada Bakkalından sonra denizin içinde Çakmak kayalar vardır. Burada deniz kenarında halamların çömlek fabrikası vardı.  Atmışlı yılların başında yıkılarak yola gitti.

Bu atölyede  eniştem Bekir Usta çömlek yapardı.. Bugün evlerimizde kullandığımız   saklama ve depolama kaplarının çoğu  çömlekti yani seramikti.  Çocukluğumun cumartesi pazarları yazın halamlarda bu çömlek atölyesinde geçerdi. Burada Burunucu mahallesinde benim generasyonum ne kadar çocuk varsa çalışmıştı. Hatta Prop. Dr. Sait Kapıoğlu ile birlikte bu atölyede çamur yoğurmuştuk, evleri karşıda  duvarın üzerinde halen durur.

İşte bu Çakmakkayalar yıllardır aynı yerde dururlar. Kimse onların hikayesini bilmez.. Beni birgün  bu  kayaların üzerinden denize attılar  ve yüzmeyi öğrendim.. Çakmak kayalar o zaman sapsarı çakmak gibiydi, zamanla karardılar. Bazı sabahlar yürüyüş yaparken Çakmakkayaların önünden geçerken onları selamlarım.

 

Yaz bitti de

Çekirdek pisliğinden kurtulduk

Bu yıl koca yaz meydandan çekirdek kabuğu pisliğine ve güvercin bokuna basmadan geçemedik. Koskoca yaz geçti, koskaca şehrin belediyesi bu iki pislik sorununu çözemedi. Kaymakam ve Belediye başkanı  yürüyerek meydandan geçerek evlerine gitmedikleri  için bu yüz kızartıcı durumu hiç göremediler..

Ama ben yüz defa yazdım..

Birini okumuşlardır herhalde..

Neden çare bulmadılar, kendilerine sormak lazım.

Uygulanan bir iki göstermelik çözüm de tutmadı. Çekirdek kabukları için  belki de çok iyi niyetle yaptıkları  çift taraflı poşet işi takip edilmediği için fiyasko oldu. Parayı poşedi basan matbaacı götürdü.. O da Ünyeli değil.. Ne hikmetse Ünye’de bu tür işleri yapacak veya yaptıracak dokuz adet matbaa varken işlerin çoğu Ünye dışına verilir. Ucuz mucuz değildir aslında .. Üç beş kuruş pahalı olsa ne olur para Ünye’de kalır.. Bu sektörde çalışan bir sürü insan var Ünye’de, götürüp Termeye Samsuna vermenin anlamı var mı? Poşetlerin baskısı çok adi, kağıdı, grafiği çok kötü ve acemiceydi tek kelimeyle paraya yazık, eğer bütün baskı işleri böyle geliyorsa çok yazık..

İkinci çare olarak yaptıkları çöp kutularının biraz faydası oldu, fakat ufak olduğu için çabuk doluyordu . Meydanda gece 12 ye kadar bir nöbetçi temizlik işçisi bulundurulsun dolan kutuları ve yerdeki çöpleri anında temizlesinler de bu adi görüntü oluşmasın bizde anlı şanlı meydanımızda keyifle dolaşalım diye, bir önerimiz oldu zül sayıp dikkate bile almadılar, her şeyi çok bilen siyah gözlüklü takıp elbiseli adamlar

Ve biz gece tabanında diskotek tabanı gibi renkli ışıklar yanan meydanımızdan çekirdek kabuğu pisliği ve güvercin bokuna basarak aheste aheste geçtik akşamları.

Nihayet havalar soğudu çekirdek canavarları varoşlardan meydana inmez oldular da meydan temizlik gördü.

Ama güvercin bokunu önlemek için ağaca monte ettikleri Robinson’uın palmiye şemsiyesi öylece kaldı meydanın ortasında.

  

Son Dakika

Son dakikada gelen bir bilgiye göre Ortaçarşı’daki  ayakkabı tamircisi heykeli denilen garip ve kılıksız adamın elindeki çekicini çalmışlar.. Keşke heykelin hepsini çalsalardı da Ortaçarşı bu   heykelden kurtulsaydı..Bu figür  bir zamanlar buradaki kunduracıları temsil etmekten çok uzaktır.  Daha sonra bu konuda etraflı yazacağım.

 

Pazartesi: Annemle Ortaçarşı Sohbeti

 



Bu Haber 532 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI