11 Ekim 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Gazeteci, gazeteciyi tabi ki eleştirir..
musakiroğlu@mynet.com

Eleştirmek demokrasilerde en doğal haktır. Eleştiriye tahammül göstermemek ise acizliğin en üst seviyedeki göstergesidir.

Biz de yeri gelir bazı eleştiriler yaparız. Bu eleştirilerimiz ya bir şahıs içindir, ya da bir makam ve kurum içindir.

Ha, yaptığımız eleştiriler doğrudur ya da yanlıştır tartışılabilir. Doğru bulan takdir eder, katıldığını belirtir, desteklerini sunar. Yanlış bulan ise, katılmadığını belirtir. Bunlar en doğal, en medeni tavırlardır. Hiçbir sözümüz olamaz.

Diğer taraftan bir gazeteci olarak, köşe yazarı olarak biz de eleştirilebiliriz. Birileri çıkar ama sözlü, ama yazılı bizi eleştirebilir. Bu da en doğal, en demokratik haktır.

Hatta daha da ilerisi, bir gazeteciyi bir başka gazeteci de eleştirebilir. Bir köşe yazarını bir başka köşe yazarı tutar yazısında ‘topa’ tutabilir. Bu farklı gazete yazarları arasında olduğu gibi, aynı gazetenin köşe yazarları arasında da olabilir. Bunun örneğine bizim gazetemizde de zaman zaman rastlanır.

Eleştiriler, eğer şahıs ve olaylar bazında değil de düşünce bazında olursa ben o eleştiriye mutlaka bir cevap veririm. Düşüncelerim ekseninde beni kim eleştirmişse gerek yazılarımda, gerek bizzat ziyaret ederek, gerekse telefonla ulaşarak teşekkür eder, cevaplandırırım.

Ayrıca benim bu şekilde yeni kazandığım bir hayli dostlarım olmuştur. Hem de öyle eften püften değil, sıkı dostluklardır bunlar.

Dedim ya yapılan eleştiriler eğer şahıs ve olay ekseninin üstünde ve düşünce temelinde yapılmışsa değer veririm. Bunu da şunun için yaparım; bilirim ki küçük insanlar kişileri, orta insanlar olayları konuşur. Büyük insanlar ise düşünceleri..

Ben de kendi kendime derim ki; dünyada insan ömrü kısa, ne işim var da küçük ve orta çaplı insanların eksik akıllarıyla zaman kaybedeyim. Büyük insanların düşünceleriyle hareket edeyim ki düşüncemin eksik yanlarını tamamlama imkanım olsun.

Bunları niye yazdım, geçtiğimiz Cumartesi günü birisi haber verdi; bir internet sitesinin köşe yazarı adımı vermemiş ama beni işaret ederek eleştiride şahsıma bulunmuş.

Sordum, ne yazmış dedim. Bilmem “Neyi, niye yazmamışım” falan filan..

Şimdi ben bu yazının nesini eleştiriden kabul edeyim? Neresini düşünce eksenli görüp de neyini cevaplayayım?

Dedim ya dünya geçici, ömür kısa.. Değer mi böyle şahıs ve olaylar çerçevesinde kalmış yazıları ve de eleştirileri ciddiye almaya ve de zaman kaybetmeye..

Bence değmez..

Ünyespor’un İddaa gelirlerinin üzerinde kimlerin ipoteği var?

Cumartesi günkü gazetemizin spor sayfasında Ünyespor’un yeniden İddaa kapsamına alındığını okuyunca nasıl sevindim anlatamam. Çünkü İddaa, bir takım için çok önemli ekonomik bir kaynak.

Ünyespor, ne yazık ki iki sezon önce İddaa hakkını kaybetmişti. Takımımız, hakkında yaratılan bir iftira, bir dedikodunun ciddiye alınması sonucu İddaa hakkından mahrum bırakılmıştı.

Böyle bir şeyin olmadığı, Ünyespor’un haksızlığa uğradığı iddiasıyla uzun zaman yoğun bir mücadele verildiğini biliyorduk. Gerek kulüp yöneticileri, gerekse siyasiler bu iş için bir hayli uğraştılar. Nitekim Ünyespor yeniden İddaa kapsamına alındı.

Ancak, yine Cumartesi günü bu konunun konuşulduğu bir yerde, Ünyespor’un eski yöneticilerinden bazılarının İddaa gelirleri üzerine ipotek koydurduğu, buradan gelen paranın bunlara gideceği söyleniyordu.

Tabi orada bunu duyan herkes bu bilgiyi doğru kabul ederek, adı geçen adlara çok sert tepki gösterdiler.

Ben, şu anda böyle bir şey var mı yok mu bilmiyorum.

Ancak varsa;  “Niye var, kime var, kaç lira var?” bu sorular açıklığa kavuşturulmalıdır.

Aksi takdirde, doğru yanlış Ünye’de birilerinin adları bu işe karıştırılıyor, ama haksız ama haklı çok ciddi eleştiri ve tepki alıyorlar.

Dedim ya, kulüp yönetimi bu konuda bir açıklama yaparak Ünye kamuoyunu aydınlatmalıdır.



Bu Haber 577 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : ufuk kaptan Tarih : 11 Ekim 2010 / Pazar Üye Adı :atıf tatlıgil
ufuk kaptanın gerçekte kim olduğunu bilen var mı ?çok güzel bir yazı yeteneği var..
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI