13 Ekim 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Ünye'den Avrupa Geçti
yasar.karaduman@gmail.com

Gördüm ki yüzümüzü ağartacak hiçbir şeyimiz kalmamış.

 Yabancıların gözünden Ünye’ye bakmak

  Bu yazı Pazar günü İstanbul Ünyeli İşadamları ve Sanayicileri Derneği ÜNSİYAD Başkanı kemal Yankuncu ve yönetim kurulunun özel gayret ve çabaları ile Ünye’ye gelmeleri sağlanan ve şehri gezen otuz Avrupa ülkesinden yüz gazetecinin gözünden bakarak yazılmıştır.

 Gerçi noksanlık ve yanlışlıkları görmek için insanın Avrupa’da gazeteci olmasına gerek yok. Her mantıklı aydın  da bunları görebilir. Misafirleri  izlerken tarih, kültür ve turizm açısından ne kadar  bilgi ve görgü fakiri olduğumuzu ve yüzümüzü ağartacak hiçbir şeyimizin olmadığını gördüm. Onların ülkelerinde yıllarca yaşamış biri olarak, şunu söylemek isterim, sempatik ve güleryüzlü hallerini, şehrimizi beğenip gittiler anlamında değerlendirmeyelim.

Aşağıda size onların neleri beğenip beğenmediklerini yazacağım. Sonra şapkamızı önümüze koyup biraz düşünmemiz gerekecek.

Gerçi ben bunları daha önce defalarca yazdım ama kimse önemsemedi çoğu güldü geçti çoğu gücendi,  kimi kırıldı, kimi benim için “o zaten herşeye muhalif” dedi. İşte daha önce o yazdıklarım Pazar günü tek tek karşımıza çıktı.

 Okuyalım bakalım.

Önce Allah şükür ki gazetecileri meydandan güvercin bokuna basmadan geçirdik. Bir geçe önce yağan yağmur meydanı temizlemişti.

Ama Kadılar Yokuşunda çuvalladık…

Kimi bulduysak yaka paça Kadılar Yokuşu’na götürüyoruz. Ama yokuşa bakmıyoruz, üzerinde yürümek için cambazlık gerektiren bozulmuş taşları düzeltmiyoruz, her taraf ot içinde, inşaat artıkları, bahçelerden yola taşan moloz ve topraklar, park eden arabalar ne ararsan bu sokakta. Çok şükür yüksek topuklu ayakkabı giyen misafir bayan misafirler topukları burada bırakmadılar.

Gazetecilerin burayı ziyaret edecekleri biliniyordu, buraya ve bakırcılar arastasına yapılacak ilk şey o gün araç park ettirmemekti. Geçilecek güzergahlar için de aynı şey geçerliydi. Önce güzergah belirlenir  o güzergahta yol kenarındaki evlerin balkonlarında ki çamaşırlar, don gömlek kaldırılır, yollardan araçlar çekilir, çöp konteynerleri boşaltılır, yere atılmış çöp ve pislik ve  yolun otu boku temizlenirdi.. Gelenlerin en çok bu gibi şeylerin fotoğraflarını çekeceklerini biliyordum, öyle de oldu. Gazeteciler en çok balkonlarda asılı çamaşırları ve çöplerin fotoğrafını çektiler, kimse fark etmedi. Oysa daha önce de yazmıştım ön görünüme çamaşır astırmayın diye.

 Yüz yıllık baskı makinesi ve elli yıllık gazate

Gazeteciler, Ünye Kent Gazetesinin önünde sergilenen ve benim bundan elli yıl önce Ünye’de ilk gazeteyi bastığım yüz yıllık baskı makinesi ziyaret edip o gazetenin elli yıldır halen yayınlandığını, benim de elli yıldır bu gazete de yazdığımı, Pazartesi günü de bu ziyareti yazacağımızı öğrenince ilgi ile izlediler ve hepsi Pazartesi sayısından muhakkak istediler.

 Yeldeğirmenleri

Daha sonra Dönerçeşme ve Sofra Lokantası’nın arasından sahile çıkıldı. Avrupa Gazetecileri Viyana temsilcisi Mister Ramon yanıma yaklaşarak deniz kenarında ki yel değirmenlerini göstererek “ bunların Ünye ile ne alakası var?” dedi. Yemin ediyorum ben söylemedim. Demek elin yedi kat yabancısı da bunların buraya uymadığını anlamıştı, “olmaz böyle şey, bunlar çok komik ve acemice kim yaptırıyor bunları?”  Belediye Başkanı dedim. “Beni onunla tanıştırabilir misin?” dedi. “Tanıştırırım ama bundan bahsetmeyeceksiniz, ben bu yel değirmenlerine karşıyım, sonra benim sizi teşvik ettiğim sanırlar dedim. “Tamam” dedi. Gittim Mister Ramon’u Belediye Başkanı ile tanıştırdım, sohbet ettiler, söz verdiği gibi yel değirmenlerinden bahsetmedi.

Bunu kim yaptırıyorsa lütfen buradan söksün ve çok meraklı ise evinin bahçesine yaptırsın.. Böyle saçma şeyler yapıp da bizi rezil etmeyin.

 Kumsal

Oradan geldik kumsala ve kayıklara.. Burayı da yüz defa yazdım, kumsal çok pis, bakımsız, kayıklar pejmürde her yer pislik içinde diye, kimse tınmadı. Ama adamlar kumsalı gözüme soktu.  “Traum (Rüya gibi) kumsal ama pis. Bunlar para gerektirmeyen işler neden yapmıyorlar” dedi.  Ben de aynı şeyi söylüyorum altı aydır dedim. “Mein Gott” dedi Mister Ramon (Aman Tanrın)

“Git Bürgemeister (Belediye Başkanı) orda, ona söyle” demedim. Ama bir daha biri bana aynı şeyi söylerse, git belediye başkanına söyle diyeceğim.

Oradan geldik Çakırtepe’ye elim yüreğimde Mister Ramon acaba ne diyecek diye. Aynı benim bundan altı ay evvel dediğimi demez mi? “Belediye bu şehirde sıva ve badanayı yasakladı mı? 

Şaşırdım kaldım..

Misafirlere burada pide, biber tuzu, turşu kavurması, reçel, fasulye kavurması, gürcü yemeği, tatlı, kola, çay, bira ve şarap ikram edildi. İlk defa Çakıretepe’de yemek yanında alkol verildi. Yemekler Avrupa insanının damak tadına göre değildi ama yenildi.

Sonra otobüslerine binip gittiler..

Tek iyi tarafımız onları bütün noksanlıklarımıza rağmen güler yüzle canla başla ağırlamaya çalışmamız ve uğurlamamızdı. Hakkımızda iyi şeyler yazacaklarını sanmıyorum

 Bizi Nasıl Yazacaklar?

Ülkelerine gittiklerinde: “İslami bir Partinin yönettiği Türkiye’de fakir ama iyi niyetli insanların yaşadığı bir kasabayı ziyaret ettik, Bizim atmışlı yıllardaki halimize benziyordu, biraz karışık, biraz dağınık, biraz pis ve bilgisizliklerinden ellerindeki güzelliğin farkında değiller. Bizi ağırlamak için adeta yarıştılar, mentalitelerini anlamak bizler için  zordur, giyim kuşamlarında bize benzemekle beraber kafa yapıları bizden farklıdır. Henüz Avrupa Birliğine almak için erken” diye yazacakladır.

Gelin alınganlığı bırakın, benim dediklerime kulak verin. Herkes her şeyi bilemez, artık her şeyin bir uzmanı vardır. Ama “ben her şeyi bilirim ve yaparım” derseniz yaptıklarınızı siz gidince çöpe atarlar ve biz sizi tarihe, yaptıkları çöpe atıldı diye yazarız..

Daha önce yazdıklarımız gibi..

O bir daha silinmez.



Bu Haber 578 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : KALİTELİ YAŞAM VE BALKONDAKİ ÇAMAŞIRLAR Tarih : 15 Ekim 2010 / Pazar Üye Adı :ÖMER GAZEZOĞLU
SN.KARADUMAN YAZDIKLARINIZ ANCAK MEDENİ TOPLUMLARIN ARASINDA YAŞAMIŞ VE O TOPLUMUN OLMAZSA OLMAZLZRINI MANTIK SÜZGEÇİNDEN GEÇİRİP KENDİ YAŞAMINA KATABİLEN YAŞAM KALİTESİNİ BİR BÜTÜN OLARAK ALGILAYIP ESTETİĞİN ÖNEMİNİ KARVAMASIYLA BAĞLANTILI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM NE YAZIKKİ ÜLKEMİZDE ESTETİK ALGISI HİÇ GELİŞMEMİŞTİR ZİRA BALKONDAKİ ÇAMAŞIR KADAR BİNALARIN AÇIK CEPHELERİNE KONULAN KLIMA MOTORLARI RASTGELE ASILAN AVUKAT DOKTOR DİŞÇİ KUAFÖR MALİ MÜŞAVİR SİGORTACI VS.TABELALAR (BU MESLEK ERBABI VATANDAŞLARIMIZIN HEPSİ İYİ EĞİTİM ALMIŞ )TOPLUMÖNDERLERİ KONUMUNDA OLAN AKADEMİK ÜNVAN SAHİBİ İNSANLARIMIZDIR AMA HİÇ BİRİ BU TABELA KİRLİLİĞİNDEN RAHATSIZ OLMAZ OLUYORLARSA LÜTFEN BULUNDUKLARI ŞEHRİN YÖNETİLERİNİ BU KONUDA ÇÖZÜME ZORLAYAN BİR AKSİYON YAPSINLAR YUKARIDA SAYDIĞIM MESLEK ERBABI DOSTLARIMIZ ALINMASIN BU DUYARSIZLIK SADECE ONLARLA SINIRLI DEĞİL TABİKİ ANCAK ONLARI NEĞİTİM SEVİYELERİ YÜKSEK OLDUĞU İÇİN ÖRNEK VERDİM SEGİLİ KARADUMAN BU SORUNLARI YAZMAKLA AŞAMAYIZ ANCAK FARKINDALIK YARATMAK İÇİN İLK ADIMIN YAZMAK OLDUĞU GERÇEKTİR GÖNLÜMDEN GEÇEN YAŞADIĞIMIZ ŞEHİRLERİN OLUMSUZLUKLARININ TAKİPÇİLİĞİNİ SÖZDE DEĞİL GERÇEK MÜCADELE VEREREK YÖNETİMLERİ ZORLAYAN EN AZINDAN PARASAL OLARAK CİDDİ MALİYETLER GEREKTİRMEYEN DÜZENLEMELERİN YEREL YÖNETİMLE İŞBİRLİĞİ YAPARAK YAPILMASINA KATKI SAĞLAYACAK BİR OLUŞUM DERNEK VS GİBİ BUGİBİ ÇALIŞMALAR ÜLKESİNİ SEVEN VE ZAMAN İMKAN OLARAK MÜSAİT OLAN HERKESİN İÇİNDE OLMASI GEREKEN SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN ASLİ GÖREVİ OLMALIDIR BU VESİLEYLE KALİTELİ YAŞAM TARZINI İLKE EDİNEEN SEHRİMİZİN GÜZEL İNSANLARINI HİZMETE DAVET EDİYORUM ŞİKAYET ETME HAKKIMIZ ANCAK O ZAMAN TAM OLARAK VAR DEMEKTİR ZİRA BİLİNMEYEN BİR İŞİ YAPMAK ÇOK ZORDUR FAZLA ZAMAN ALIR PAHALIYA MAL OLUR BUGUN ŞİKAYAET BETTİĞİMİZ KONULARIN ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜ ŞEHİR YAŞAMINI TANZİM DEN SORUMLU OLANLAR TARAFINDAN BİR SORUN OLARAK ALGILANMAMAKTADIR DOLAYIISI İLE ORTADA ÇÖZÜMLENECEK BİR DURUM YOKTUR ANNADINMI YAŞAR AĞABEY
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI