Çok rastlanılan bir olay değildi.
Avrupa’nın otuz ülkesinden yüz kadar gazeteci Ünye’ye geldiler, şehri gezdiler, yöresel yemeklerimizi yediler ve uğurlandılar.
Herkes onları memnun edebilmek için adeta çırpındı. Ünyeliler, esnaf, gazeteciler, yabancı dil bilenler, tarihçiler, yazarlar, meraklılar misafirlere bir şeyler anlatabilmek daha doğrusu çok şey anlatabilmek için yarıştılar.
Ünye’ye alınmalarında İstanbul’daki Ünyeli İşadamları ve Sanayicileri Derneği Başkanı Sayın Kemal Yankuncu’nun Türkiye temsilcisi Prof. Dr. Doğan Tılıç’la olan özel dostlukları ve dernek yönetim kurulunun da destek ve katkıları büyük olmuştur. Ünyeliler bir daha çok kolay yakalayamayacağı bir olayı elinden geldiği kadar değerlendirmeye ve misafirleri en iyi ağırlamaya gayret ettiler.
Noksanlığımızdır
Ünyeli Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Sayın Kemal Yankuncu ve Yönetim Kurulundaki arkadaşlar çok büyük bir teşekkürü hak etmişlerdir. Ertesi günü Ünye Gönüllüleri Gurubu’nda kendilerine teşekkür ettim.
Ancak mensubu olduğum Ünyekent gazetesinde haberi verirken benim de noksanlığım dan kaynaklanan ÜNSİYAD adını haberlerde atladık. Hemen ertesi günkü sayımızda Genel Sekreter Kadir Özdemir’in teşekkür demeci ve tekrar benim köşe yazımda bu noksanlığı gidermeye çalıştık.
Değerli arkadaşlarımın bu çabalarını (hele benim) kasıtlı göz ardı etmem mümkün değildir. Başkan ve Yönetim Kurulunu oluşturan tüm arkadaşlarla çok eskiye dayanan çok değerli ve hiçbir şeye değişmeyeceğim dostluğum vardır, arkadaşlarım da bunu bilirler. Noksanlık, yanlışlık, biz insanlar içindir. Aramızdaki derin dostluğa dayanarak değerli dostlarımın benim bu aşırı yorgunluktan kaynaklanan noksanlığımı çok dert etmemelerini beklemek hakkımdır.
Zaten Üzgündüler
Zaten Ünye’de programın seyri esnasında başkaca bir dizi hatalardan dolayı Ünsiyad ekibi üzgündü benim ki de tuz biber oldu.
Şimdi şöyle dediklerini duyar gibiyim: “Biz Ünye bir şey kazansın diye çırpınıyoruz, bazıları hazıra konuyor, bazıları da hiç tınmıyor”.
Biraz öyle oldu.. Hazıra konanları ben de fark ettim, bu işi kotaran kişiye iki kelime konuşma hakkı vermedikleri gibi ÜNSİYAD ismini bile telaffuz etmediler. Doğan Hoca İngilizce değindi ama kimse farkına varmadı.
Tınmıyor diye düşündükleri özellikle ben, aslında çok tındım. Almanca bilen herkesle profesyonelce, diğerleri ile de yarım Fransızcam ve az İtalyancamla ondan ona koşarak çırpındım durdum, herkes çırpındı, şehrimizin dağınıklığından perişanlığından başka bir noksanımız yoktu.
Perişanlık benim suçum değil
Bu perişanlık ne benim, ne Kemal Yankuncu’nun ne Kadir Özdemir’in ne de Ünsiyad Yönetim Kurulu’nundur.. Suçlular kendini bilir. Ama ben Avrupalıları tanırım ülkelerinde otuz yıl yaşadım, neyi yazacaklarını neyi yazmayacaklarını biraz bilirim. Hakkımızda övgüler düzeceklerini sanmayalım, makalemde yazdığım gibi ülkelerine döndüklerinde:
“Türkiye’de fakir ama iyi niyetli insanların yaşadığı bir kasabayı ziyaret ettik, biraz karışık, biraz dağınık, biraz pis ve bilgisizliklerinden ellerindeki güzelliğin farkında değiller. Bizi ağırlamak için adeta yarıştılar, bize benzemekle beraber kafa yapıları bizden farklıdır. Henüz Avrupa Birliğine almak için erken” diye yazacaklardır veya ona yakın.
Bu, tahminim bu işi kotarmış arkadaşlarıma eleştiri olarak algılanmamalıdır, bu benim, şehir sokaklarını böyle perişan bırakanlara sitemimdir. Yok, şehir senin dediğin gibi değil, tahminin de abartılı “o kadar kusur olur” diyorlarsa eyvallah. Ama kusur biraz çoktu..
Ama, döndüklerinde bir şeyi doğru yazacaklardır: “Fakirdiler, ama gönülleri zengindi bizi adam gibi karşıladılar, memnun etmek için hepsi çırpındı ve adam gibi uğurladılar.”
Ben tekrar Sayın Kemal Yankuncu’ya ve İstanbul Ünyeli İşadamları Derneğinin Yönetim Kuruluna teşekkür ederim.
Gelince üslubumu beğenmeyenlere, ben de herkesinkini beğenmem, doğaldır.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
Herkesi öperim..