27 Ekim 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
İnci ile Zümrüt
yasar.karaduman@gmail.com

Geçen hafta yayınlanan ve üç bölümden oluşan “Annemle Sohbet” serileri internette en çok okunan makalelerden biri olmuş Rekoru “Süheyla’ya Mektup” ile “ Bir Masalmış Geçen Yıllar “ elinde tutuyordu. Rekor hala kırılamadı. “Annemle Sohbet” serisini, İstanbul Kadıköy Life Dergisi, Şişli Seranad dergisi birçok internet gazetesi Ordu ve Samsun’dan Blog’cular yayınlamak için izin istediler. Bu serileri annem ben ve hikayede anlatılanlarla birlikte yazdık, hikayenin kahramanlarına teşekkür ederim.

Yaşadığımız şehri ve onun güzel insanlarını hikayelerle birlikte tarihe belge olarak bırakıyoruz. Yıllar sonra Ünye’yi yazacaklar bu satır ararlında onları bulacaklardır.

 

İnci-ile Zümrüt

Biraz kurgu biraz gerçeklik içeren hikayelerin baş kahramanı annem, yer Ortaçarşı ve oradaki birkaç değerli esnaftır. Gösterdikleri insancıl yaklaşım, hoşgörüleri ve bana bu güzel şeyleri yazma ilhamı verdikleri için teşekkür ederim.

Neden hep Ortaçarşı’yı yazdığımı sık sık sordular. Neden hep Süheyla’yı yazdığımı sordular.. “Bir de İnci vardı” neden ondan hiç bahsetmiyorsun dediler.

Ortaçarşı eski Ünye’yi çok hatırlatan bir yer. Çocukluğumda burada ayakkabıcı ustalarının yanında çalıştım, ilk burada sevdalandım, annemin “gara guru gız” dediği Süheyla burada otururdu. Anneennem burada otururdu.. Bugün Ortaçarşı halkın çok rahat dolaşabildiği, esnafının çok içten ve samimi ve net olduğu, sıcak yaz günlerinde şehrin en serin yeri. O nedenle hikayelerde mekan olarak Ortaçarşıyı seçtim.

İnci’yi neden yazmıyorsun? diyorlar arkadaşlar.

İnci diye bir kız arkadaşımız vardı çok güzel hikaye ve şiir yazardı, o yıllarda yazdıkları bir İstanbul gazetesinde yayınlanırdı. Yıllar içinde İnci’nin izini kaybettik,  acaba  yazmaya devam etti mi, yoksa bıraktı mı, yazdıysa neler yazdı bilemedik. Bu çok kuvvetli kalemi halen merak ederim, kendisini bilen, tanıyan varsa lütfen iletsin, başıma bir de İnci-Zümrüt çıkarmayın dedim,

-Neee.  Zümrüt’te mi vardı var? vay anasını dediler.

-Yapmayın arkadaşlar, lafın gelişi söyledim, öyle birileri yok, başıma iş açmayın. Şimdi yine biri gelecek sen bizim Zümrüt’ü veya İnci’yi yazmışın diyecek, zaten sabıkalıyım.

 

Süheyla’yı sakın kesme

Son yazımda, artık Süheyla’yı ve Ortaçarşı’yı yazmayacağım, ben meydana çekirdek yazmaya gidiyorum demiştim.

Yolumu en az on kişi kesti, bir o kadar e. posta ile yazdılar, hatta Şeysel adalarından biri yazmış:

-Abi ben Ünyeliyim burada dönerciyim, her hafta senin annenin hikayelerini dört gözle bekliyorum sakın Süheyla’yı kesme..  Benim annem de seninki gibi gonişi.. Abi senin yazılarını okudukça annemi ve Ünye’yi hatırliiim.

Bir tanesi Pazar günü Aynikola’ya yürüyüş sırasında koşarak arkamdan yetişti. Ben her Pazar sabah sekizden ona kadar Yalıkahvesi-Aynikola  arasında yürüyüş yaparım.. Sizin tabi yürüyüşten filan haberiniz yok. Siz Pazar günü onbire kadar yatar onbirde kalkıp pideli kahvaltıyı mideye indirir sonra su içsem kilo alıyorum dersiniz. “Bu Ünyelüler hırtlak anam hırtlak” der annem hep

-Yavvv Yaşar  Abi sen niye  Süheyla’yı kesiyorsun..Ben her hafta dört gözle bekliyorum gazete gelsin diye.  En az üç defa okuyorum.. Lütfen abi yazmaya devam et. Hele şu annenizin Ortçarşı yorumlarına bayılıyorum. Orada bir yöresel yemekler dükkanının olduğunu bile bilmiyordum, gittim ben de su böreği yedim, ne güzel şeyler yapıyorsun,

lütfen devam et.

Değerli okuyucular bu durumda, arada bir Annemi, Süheyla’yı ve Ortaçarşı’yı yazmak gerekecek. Ortaçarşı’ya çok teşekkür ediyorum, sizler olmasaydınız bu hikayelerde kimi yazacaktım?  Az daha unutuyordum annem size telefon numarası bırakmış, bir haber çıkmadı değil mi?

Yine bir hamlede bize ayrılan yerin sonuna geldik. Bu sefer yerimi aşmayacağıma dair Yazıişleri Müdürümüz Hacer Hanım Kızıma söz verdim. Daha yazacak  çok şey vardı, bir dahaki haftaya.. Arada boşluk bulursam  hafta birgün daha yazarım.. Biliyorsunuz bizim bir de dergimiz var Canik.. Altıncı sayısı hazırlanıyoruz.. Altıncı sayı da çok ilginç araştırma ve yazılarla dolu.

Tam bitirmek üzereyken bir telefon geldi, bir okuyucu:

-Anneniz hiç Süheyla ile karşılaştı mı? diye soruyordu

-Evet, annem bir defa Süheyla ile karşılaştı,  ne demişti biliyor musunuz?

-“Gözüyün önünde bıldırcın gibi gızlar duri da, aha bu gara guru gaybanayı mı buldun? aynı anasına benziii, boyun devrilsin emi..” dedi..

Sakın anneme söylemeyin emi..

Gelecek: Yatuk Emine’nin Kuma’sı



Bu Haber 442 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI