Papalina
Pazar günü annem telefon etti:
-Hamsi yaptım hadi gel dedi.
Annem hamsi yapar da ben gitmez miyim? Baktım buğulama yapmış mis gibi kokuyor..
Almanya’ya ilk gittiğimde çok özlerdim hamsiyi. Hamburg’ta bir markette hamsiye benzeyen bir balık görmüştüm, “İspanyol Hamsisi” Sardalya dediler.
Sardalya hamsinin yakın abrasıdır. Türkiye’de Hamsi ne ise İspanya’da da sardalya odur, Papalina derler, bizim Tirsi dediğimiz ise, sardalyanın azmanıdır.
-Hamsi ucuzlamış yesin fakir fukara,boyu bir sümüç, çelik gibi mübarek,. Isdanbul’da nerde bulcan bööle hamsiyi? Eskiden o kadar çoktu ki fındık diplerine kemüre (Gübre) diye dökülürdü, fakir fukara yiyeceği mübarek, gardaşın limandan bir kasa almış, Eminelere de verdük yesin fukaralar.
Yatuk Emine
-Yatuk Emineye mi?
-Evet
-Yatuk Emine’nin kuması ile arası nasıl, adı ne bu kumanın?
-Zeliha Zeliha..Emine çok eziyet edii tazeye, o da akşam gocasına söylemiş adam vermiş sopayı Emine’ye. Emine de Zeliha’ya baarmış. Adam el üsdünde dutimuş Zeliha’yı. Ama Yatuk gısgani tazeyi..
-Sen de bayağı sevdin Zelihayı, nerden gelmiş bu Zeliha?
-Sen garip mi arin a oğlum, babası uzak köylerden birine vermiş, gocası sabah akşam dövimuş, “Dayanamim artuk buba, ne oldur beni geri al” diye yalvarmış, babası da bu adama vermiş. Adam çok iyi baki ama Yatuk rahatlık ver mi tazeye. Onun da ağzı var dili yok. Haftada bi gün temizliğe gelii bize, her tarafı pırıl edip gidiii, bi çalışgan, bi çalışgan, senin evi de temizlettirelim bayramdan önce..
- Bayramdan önce Alinka gelecek o temizler anne.
-Gaybana galsın senin Alinkan.. Ne getürüp duriiin u gavurları Ünye’ye elimi melimi öpdümeye getüme sakın.
- Anne o benim İstanbul’da da evi temizliyor, yemek yapıyor bir zararı yok o da Zeliha gibi bir garip ..
-Davun çıksın başına, bir Müslüman bulamadın mı yemek yapdumaya, onların yaptukları yenir mi, şart şurt bilmez onlar, güzel de Türkçe gonişi.
-Türk anne o Türk.. Gagauz Türk’ü, yalnız dinleri Hıristiyan, yani Müslüman değil. Gökoğuzlar onlar.
-Gonuşma bana nasibetsiz nasibetsiz nası şeymiş u öyle?
-Anne onlar Oğuz Türkleri, Hıristiyanlığı kabul etmişler ama dilleri Türkçe, Ön isimleri Rusca, soyadları Türkçe.. “Alinka Demirci.” gibi
-Ben bilmim.. Sana şu Zeliş gibi biri lazım ağzı var dili yok, senin rahmetli garıyın da dili bir garıştı.. O zaman da beni dinlemedin ne gızlar vardı peşinde.. Naciye’nin guru gızından başkasını gözün görmedi, o da gızı gendü gibi cıbırın birine verince gittin bu rahmetliyi buldun.. O da sana gün göstermedi ya Allah günahlarını affetsin..
-Yav anne nerden bulup bulup çıkarıyorsun bunları? Yahudi züğürtleyince eski defterleri karıştırırmış şimdi sen de açtın eski defterleri seneryo yazıyorsun
Portakal Şükran
-İşiyen gelmiii demi? Sana o zaman şu Fanilacı Meliha’nın kızı Portakal Şükranı alalım dedim hatırlimun? Şükran dört dönidu etrafında, u gızların aklina de diiim, ne bulilardı sen de bilmim ki?
-Niye öyle diiin anne. Neyim noksandı, boyum bosum yerindeydi yakuşukluluk desen bendeydi, yazma çızma desen bendeydi, Ünye’nin gızları bayılilardı bana, yoksa bi param yoktu o zaman.
-Ben unu bunu bilmem Portakal Şükranı alcaduk.. Bir kere hamamda gızcağız beni yıkayıp paklamıştı, ben de içimden “yıka gızım gaynanayın eyice yıka” demiştim, eli de bit yeğnikti bir yeğnikti bir kese yaptı sanırsın tüy dolaşiii sırtımda.
-Sen dert etme anne, bir “portakal” daha buluruz, bekarlıktan ölen yok ya.. Artık kimse kolay kolay evlenmeye cesaret edemiyor.. Evlenecek ne aklı başında kadın kalmış, ne de adam gibi adam.
-Gısmetiyin gendün arıcan a oğlum, Allah sana gökten zenbille garı indirmez. Dur bakalım. Geçende Ortaçarşı’ya gittiğimde telefon numarası bırakmıştım, “bizim oğlana eyi bişi bulursaz, telefon edin” dedim, aramadılar, seni de aramadılar mı?..
-Benim telefonumu bilmezler, ararlar elbet, sen nasıl sipariş verdiysen istediğin gibi bulamadılar galiba.. İstersen bir alo de.
-Öyle mi yapiim, neydi o gızcağızların adı?
-Burada yazamam anne, reklama girer, zaten geçende Ali Bey: “Sen milleti yazıp bedava reklam yapıyorsun artık gazeteye reklam de vermiyorlar” dedi. - Yok öllüyün körü, u da fışgısını garuşdumasın
Not: Zaman zaman, annemin hikayelerine katılan Ortaçarşı esnafına gösterdikleri yüksek anlayış ve hoşgörüleri için teşekkür ederim.
Cuma günü: Yazacak bir şeyler buluruz elbet..