Pazartesi günü gazetemizin haberlerini tasnif ederken gözüme bir cenaze haberi ilişti. “Ünye eşrafından ve eski esnaflarından Ahmet Aksoy vefat etti” diye yazıyordu haberde..
Ben Ahmet Aksoy Amca’yı bildim bileli tanırım. Kendisi eski bir Ünyelidir, Ünye’de eski olan herkes Ahmet Amca’yı tanır, bilir.
Son yıllarda, artık yaşlandığı için sık sık dışarılarda göremediğimiz Ahmet Amca’yı en son Atatürkçü Düşünce Derneği için satın alıp bağışladığı dernek yerinin açılışında görmüştüm.
Orada elini öpmüş, saygılarımı sunmuştum kendisine.
************ *************
O sırada Ahmet Amca’nın bir bağış daha yaptığını öğrendim. Ünye İlçe Müftülüğü’nün Büyük Cami altındaki pasajda kurmaya çalıştığı kütüphane yerinin yapımını Ahmet Amca üstlenmiş.
Biz gazetemizde gerek Atatürkçü Düşünce Derneği için yaptığı bağışı gerek Müftülük kütüphanesi için yaptığı bağışı haber yapmıştık.
************** *************
Ancak, bu iki bağışın okuyan-duyan herkese biraz enteresan geldiğini gözlemlemiştim o sırada.
Sanki şöyle düşünülüyordu: “Allah, Allah nasıl olur da aynı kişi aynı anda hem Atatürkçü Düşünce Derneği için hem de Müftülük kütüphanesi için bağışta bulunabilir. Böyle bir tezatlığa nasıl düşer?”
Aslında, Ben sağlığında Ahmet Amca’ya “Bu iki şey bir arada nasıl oldu Ahmet Amca?” diye sormayı çok isterdim.
Ama Ahmet Amca’yı kaybettik, artık bu mümkün değil.
************ ***********
Dün akşam evde bir araya kendi kendime sordum.“Ahmet Amca’nın yaptığı bu iki bağış neden böyle enteresan karşılandı?” dedim.
Biraz beynimi didikledim. Baktım benim beynimde, bu iki bağışı enteresan bulmaktan çok, bunu enteresan bulanlara hayret etme olduğunu gördüm.
Çünkü bana göre milli ve manevi değerler toplumların olmazsa olmaz en kıymetli değerleridir. Birbirinden asla ayrı düşünülemez.
Mustafa kemal Atatürk gibi milli değerimizle, İslamiyet gibi manevi değerimiz toplumumuzun ruhunda bir bütündür.
İşin püf noktası işte tam burada yatmaktadır. Ruhumuzdaki bu bütünlükten doğan birlik-beraberlik gücünden rahatsız olan emperyalist merkezler bu iki değeri birbirinin tersi göstermek için harekete geçmişler..
Önemli ölçüde de başarılı olmuşlar.. Böylelikle dinden kopuk Atatürkçülük, Atatürkçülükten kopuk din taraftarları yaratmış.. Bunları ters köşelere savurarak birbirine düşman kardeşler durumuna getirmişlerdir.
Bu rüzgardan bazıları çok, bazıları az da olsa toplumun büyük kesimi etkilenmiş.. Ülkemizdeki siyasi partiler de maalesef bu çarpık yapı üzerinde kurulup siyaset yapar duruma gelmişlerdir.
*********** *************
Ahmet Aksoy Amca, bu rüzgardan etkilenmeyen, toplum ruhundaki milli ve manevi bütünlük örneğini bize çok net olarak gösteren çok önemli bir ad olarak ayrıldı aramızdan.
Rahmetli babam da bu konuda Ahmet Amca gibiydi. Son derece dindar olan babam her milli bayramda oturduğu dairenin balkonuna taktığı koca bayrakla bilinirdi mahallede.
Hiç unutmam, babamın evinin karşısında oturan o yıllarda Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı olan komşusu bana aynen şöyle demişti: “Hacı Amca’ya hayranım. Milli bayramlarda taktığı bayrakla herkese örnek oluyor.”
************ ************
Böyle kişiler, böyle örnekler yok mu? Elbette var. Ama bu toplum bu örnekleri mum yakarak aramamalı, toplumun çoğu bu örnekler gibi olmalıdır.
Olmalıdır, çünkü günümüz dünyasında emperyalizmin baş hedefi İslam ülkeleridir. Milli Önderimiz Mustafa Kemal ise emperyalizme ilk başkaldıran lider olarak bütün İslam ülkelerine, bütün mazlum ülkelere örnek olmuş büyük bir antiemperyalisttir.
10 Kasım 2010. Bugün Milli Yasımızın 72. yılı.
Kurtuluş Savaşımızın önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 82 yıldır aramızda değil.
Ama olsun.. O hep ruhumuzda, kalbimizde.
İnanıyorum ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk, onu bilip-tanıyan ve emperyalizme karşı olan herkesin, bütün Müslümanların, bütün mazlum ülke insanlarının kalbindedir.
Allah’ın rahmetini görsün, mekanı Cennet olsun.