10 Kasım 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
BİR KONUK-BİR KONU-BİR YORUM-Zor İşler-Ünye hakkındaki ilginç yazısı ve yazısına gelen yorum ile Mimar Yakup Halıcı bugün köşemizde konuğumuz
yasarkaraduman@gmail.com

Ünye’yi tanıyanlar Çakırtepe’ye gündüz çıkmak istemezler, hep geceyi tercih ederler. Yabancılar da gündüz gittiklerinde  hayal kırıklığına uğrarlar. Çünkü Ünye’nin çirkinlik abidesi olabileceği kimsenin aklının ucundan bile geçmez. Sahilimiz Allah vergisi bir güzellikle gelenlerin gözünü kamaştırır. Ama Ünyeli için “içi seni dışı beni yakar” misali… Ne sahilinden içeri gireceksin, ne de gündüz tepeden bakacaksın Ünye’ye. Bunun nedenlerini geçmiş yazılarımızda epeyce bahsettik, sonuçta bu bir “kültür meselesi” demeye getirdik. “Kültür meselesi” dediğimizde masumane bir durum ortaya çıkıyor, hani  “fukara garip, elinden bu geliyor” demek gibi bir şey. Bu işin içinde hiçte masumluk yok, hatta masumluktan başka her şey var, eğer cehaleti ve hınzırlığı masumluk mertebesine koymaz isek. Hınzırlık bunun neresinde? Öteden beri Ünye’de şu düşünce hâkim. “O yapsın bana da emsal olsun”.Ya da binanın içini dayar döşeriz ama dışına geldiğinde paramız biter, birden bire fukaralaşırız her ne hikmetse. Belediye cephesine geçersek; “Şikâyet olmadığı sürece vatandaşı gıdıklamam”… “yani arkamı dönüyorum, beni suçunuza ortak etmeyin de ne yaparsanız yapın”. Veya “vatandaşın menfaati uğruna yaptığı bütün kişisel davranışları vatandaşa şirin gözükme (aslında oy) uğruna görmemezlikten gelme. Örnek mi istiyorsunuz; Balkon ve çatı sularının ulu orta sokağa salıverilmesi, yolu istediği gibi istediği şekilde kazıp sonra öylesine kapatması, sadece aklıma şimdi düşünmeden gelenler. Bir de belli projeler haricinde yapılanların hiçte sanatsal değerinin olmaması. Bu arazlar ve alışkanlıklar elbette şimdiki iktidarın zamanında olmadı ve hemen giderilecek gibi de değil. Ancak; Öyle büyük düşündüğünü iddia eden ve bu konuda sahile yaptığı bir takım projeleri delil gösteren, aynı zamanda (sözüm ona) turizmi geliştirmek için beş yıldızlı oteller düşünen bir kurumun yöneticileri bu keşmekeşlik konusunda neden projeler üretmez? İşte burada gerzekliğim devreye giriyor, buna aklım ermiyor….içinizde aklı eren var mı?

 

Bir Yorum

bu gazete vaktinde bir yazar da yazmış ve sormuştu.. Fatsa Köy mü diye.. beklenildiği gibi kimsede üzerine alınmamıştı! Bir insan hakkında karar verirken önce giyim kuşamına, tavrına tarzına, yaşadığı eve (düzen, tertip manasında) vb.. bakarsınız.. Daha sonra zamanla başka şeylerde devreye girer.. bizim şehirlerimize bakan insanlarında bizimle ilgili bir fikirleri vardır mutlaka.. Ha Ünye, ha Fatsa, ha İstanbul... al birini vur ötekine.. kargacık burgacık sıvasız-boyasız evler, daracık sokaklar ve beton denizi.. insan elinin değdiği bir tane güzellik yok...

 "Ben aklını işletmeyenlerin üzerine pislik yağdırırım" (Yunus 100) diyor ayette.. İbret alanlar için, pisliğin yağmış hali budur herhalde diyoruz. Can Yılmaz

 

Aynı şeyleri ben de yüz defa yazdım kimse üzerine alınmadı sanki bu şehri onlar yönetmiyor. Benim yazdıklarımı okumamış olabilirler İnşallah Yakup Halıcı’nın bu yazısını okurlar.



Bu Haber 262 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI