Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
25 Kasım 2010 Pazar
MİSAFİR KALEM
Fahrettin Erkoç-Yunuslar
Yunus Aleyhisselâm İbrahim Aleyhisselâm oğulları soyundandır. Matta, Yunus Peygamberin annesi idi.

Yunus Peygamber, Musul’u Ninevâ şehri halkındandır. İlyas Peygamberden sonra peygamber olmuştur. O zaman 30 yaşlarındaydı. Yunus Peygamberin kavmi putlara tapardı.

Yüce Allah, Yunus’u putlara tapmaktan, küfürlerden Allah’ın birliğine inanmaları için göndermişti. İki kişiden başka iman eden olmadı.

Ninevâ halkı, Yunus’u yalanladılar, küfürlerinde direndiler.

 Yunus Aleyhisselam: ‘Ey Rabbim ! Sen, beni kitabını inkar ve peygamberlerini teksip eden bir kavime ne diye gönderdin? dedi.

Yüce Allah :

‘Ey Yunus! Sen, benim tevbe edeceklerin, tevbelerini kabul edeceğimi, kıskanır gibisin’

 

Yunus peygamber ; halkın kafire tutum ve davranışlarına daha fazla dayanmayarak, doğa çıkar gider, orada kendini ibadete verir.

 

Yunus peygamber kavminden ümidi kesince, onlar aleyhine dua eder.

 

Kendisine;

‘kavmin, kullarım aleyhinde dua etmekle evme ! onların yanına dün, kendilerine kırık gece kırık gün, imana davet et !

Bunun üzerine Yunus peygamber, geri dönüp onları otuz yedi gece, otuz yedi gün imana davet ettiysede kabul etmediler.

 

Kırkıncı gece denizlerin değiştiğini gördüler Yunus peygamber azabın gelip çattığını görünce içlerinden çıkıp gitti.

 

Sonra kavmi tövbe edip iman ettiler. Yunus onlara kızdığı için bir daha yanlarına dönmedi. Bir gemiye binip gitti.

Yunus gemiye binince gemi yalpa atmaya, ne ileriye ne geri gidebiliyordu. İçerde günahkar birisi vardır dediler. Yunus anlamıştı günahkar kendisidir. Günahkarı gemiden atmadıktan sonra gemi yürümezdi.

 

Yunus ‘ Fakat ben biliyorum ki : Onun içinde, Rabb’inden kaçan bir kul vardır. O benim dedi. Siz beni denize atın ! ‘dedi

 

Ey Allah’ın resulü biz seni nasıl denize atarız. Öyleyse kur’a çekiniz. Bunun üzerine kur’a çektiler.

Kur’a yunus Aleyhisselam’a çıktı. İki ve üç defa kur’a çektiler yine yunus peygambere çıktı.

 

Yunus peygamber bunu görünce gece kendisini denize attı..

Yüce Allah : yunus Aleyhisselamı, balığın karnında hapsetmek istediği zaman,

Balığa:Onu, tutup yutmasını, etini yaralamamasını, kemiklerini kırmamasını, ilham etmişti. Balık geminin yanına gelip kuyruğunu sallamaya başladı.  ‘ Ey Balık ! biz sana Yunus’ u bir rızık yapmadık. Seni ,ancak, ona bir koruma ve bir secde yeri kıldık.’

 

Yunus balığın karnının içinde:

 

‘… senden başka bir ilah yoktur ! seni tenzih ederim’

 

Rivayete göre yunus Aliyhisselam balığın karnında üç gün veya yedi gün, yada kırk gün kalmıştır.

Balık Yunus peygamberi Nineva’ya kadar karnında götürüp kendisini hasta bir halde, deniz sahiline bıraktı. Yunus Peygamberi karnında sakladığı için bu balıklara yunus denilmiştir.

 

Denizlerimizde yunuslar, büyük gruplar halinde yaşarlar. Güvenli bir koruma için dişiler ve yavrular böyle bir grubun ortasında yer alırlar. Grubun hasta üyesi yalnız bırakılmaz. Ölene kadar grubun içinde tutulur. Bu güçlü dayanışma bağı, yeni bir yavru katıldığı ilk günden itibaren başlar.

Yunus yavruları kuyrukları dışarı çıkacak biçimde doğurur. Bu sayede doğum tamamlanana kadar yavrunun havasızlıktan ölmesi önlenmiş olur. En sonunda yunusun başı doğum kanalından çıkar çıkmaz ilk nefesini alması için hızla su yüzüne çıkarılır. Genellikle yardım amacıyla anne yunusa bir başka dişi yunusda eşlik eder.

 

Anne yunus doğumdan sonra hemen yavrusunu emzirir. Süt emmek için dudağı olmayan yavru, annesinin karnındaki bir yarımdan çıkan iki süt kaynağından beslenir. Bu bölgeye ufak ağız darbeleriyle dokunduğunda süt fışkırır. Yavru hergün onlarca litre sür içer. Bu sütün % 50’ si yağdan meydana gelir. (İneklerde ise sütün sadece %15’i yağdır) bu yoğun kıvam sayesinde yavrunun vücut ısısını dengelemek için ihyitaç duyduğu yağlı deri tabakası hızla oluşur.

Bundan 50-60 sene önce Ünye’de yunus avlanıyordu. 3-4 cm kalınlığındaki deri soyulurdu. Parça parça edilerek kazanlarda kaynatılır, yağ elde edilirdi. Bu ilk yağlar ayakkabıcılıkta kullanılırdı. O yağlar 2 hatta 3 defa kaynatılarak içmek için hazırlanırdı. Hacı Hüseyin Adalı’dan alınan bir hatırayı da anlatamadan geçemeyeceğim.

 

Balıkçı Memiş’le bir gün yunus avlamaya giderler:

Yunusun yanında yavrusu da vardır. Hayvan yavrusuna yüzmeyi ve avlanmayı öğretir. Fakat bizim Memiş efendinin umrundamı ! Domdom kurşunu ile anneyi vurur. Bir çığlıktır gider. Anne vurulduktan sonra orası süt gölüne döner. Yavru cik cik sesleriyle annenin altından üstünden yanından yalpalayarak uzaklaşır gider. O olay bana çok dokundur der. Hacı Hüseyin ‘ bir daha yunus avına çıkmaya tövbe ettim.’ Bu sevimli, akıllı hayvanları ne zaman görsem bu anılarım bende tazelenir.



Bu Haber 2432 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI