Ortacami restorasyonu nedeniyle cami etrafına çekilen branda bu yaz Ortaçarşı esnafını sıkıntıya soktu. Berlin Duvarı gibi çarşıyı bölen ve alışverişi yarı yarıya düşüren branda caminin dışında yapılacak işler bittiği halde kaldırılmadı.
Gerekçe olarak ta “caminin içindeki çalışmaların halen sürdüğü” gösterildi.
Brandanın kaldırılmaması, esnafın şikayetlerinin dikkate alınmaması, zaten kötü giden ekonomik koşullar altında azalan işlerinin yanı sıra cami restorasyonun uzaması Ortaçarşı esnafını isyan ettirdi.
Esnaf: “ Bizim caminin içi ile bir işimiz yok, önce caminin etrafındaki bu perde kaldırılsın, bahçe temizlenerek açılsın ve iç çalışma devam etsin, daha fazla mağdur edilmek istemiyoruz. İç çalışma var diye dışındaki perdeyi tutmanın bir anlamı yoktur. Etraftaki perdenin içindeki çalışmayla ne ilgisi vardır? Caminin kapısına “içerdeki çalışma devam ediyor “ diye bir yazı asılır, hem vatandaş bahçeden yararlanır hem de esnafın önü açılmış olur” demişlerdir.
Son Kırıkçıya Veda
Rayife Teyze.. Ünye’de, daha kırıkları çıkıkları henüz tedavi edecek kimselerin olmadığı yıllarda birçok kişiyi sağlığına kavuşturmuştu. Çoğumuzun kırılan kolunu bacağını tedavi etmişti. Ünye’de ona bir kere gitmemiş kişi çok azdır. Önceki gün 98 yaşında hayat veda etti. Son zamana kadar maharetli elleri ile şifa dağıtmaya devam etti. Benim de çocukken kırılan koklumu bacağımı defalarca tedavi etmiş uzak bir akrabamdı.
Atatürk’ü sağlığında görmüş son Ünyeli idi. Atatürk 1924 yılında Orduya geldiğinde Ünye’yi temsilen onu karşılamaya giden öğrenciler arasındaydı.
Yolum düştüğünde evinin önünden geçerken kendisisi ziyaret ederdim, en son altı ay kadar önce gitmiştim, ilerlemiş yaşına rağmen her şeyi hatırlıyordu. Ona Allahtan Rahmet diliyorum mekanı Cennet olsun.
Benim okulum
Dedemin elimden tutarak okula beni götürdüğü ilk gün geç kalmış, ağlamaya başlamıştım, başöğretmen (o zaman müdüre başöğretmen denirdi) “neden ağlıyor bu delikanlı?” dedi, dedeme, dedem de “geç kaldık okulda yer kalmadı sanıyor” dedi beni aldı iki kızın arasına oturttu, kısmetim daha o zamanda açıkmış. Bunlardan biri Feride idi biri Ayşe.
Küçücük yaşımda Ayşe’ye aşık olmuştum ama Ayşe sarımsak kokuyordu, bu sarımsak kokusu Ayşe ile olan aşkımızı bitirdi.
Okulum Meçhulasker İlkokulu, yıllardır harebe halde durdu.. Ünyeli İşadamı Arif Vidinli okulu aslına uygun olarak yeniden yaptırdı. Dün gittim baktım çok güzel olmuş klise düğün salonun üstünde. Mutlu çocukluk yıllarımı hatırladım.
İki şeyi beğenmedim, biri bu tarihi binaya arka tarafa yapılan beyaz plastik pencereler, (en azından ahşap desen olabilirdi). Bir de açık bırakılan kuyu kapağı. Pazar günü çocuklar oynuyorlardı, ben gittiğimde açıktı. İşadamı Arif Vidinli’ye teşekkürler.
25 kuruş verip gazete almıyorlar
Ünye gençliğimizde Karadeniz’de kültür düzeyi en yüksek kasaba idi. İkinci Perşembe gelirdi. Şehirde bir lise, bir ortaokul dört ilkokul vardı. Okullar çok sık kültür geceleri ve tiyatro düzenlerlerdi, gençlerim kurduğu orkestra sayısı dördü beşi bulurdu.
Bugün bir fakülte iki yüksek okul belki ondan fazla lise ve meslek okulu ve çok sayıda ilköğretim okulu olmasına rağmen kültür düzeyiniz çok düşük. Okunan kitap ve gazete sayısı çok yetersiz, satılan gazete sayısı çok az.
Ulusal kalitede yazarlar ve konularla Ünyelilere yerel bir gazete sunuyoruz, yirmibeş kuruş verip onu bile almıyorlar. Birçok ilde dahi bulunmayan yazar, araştırmacı, hikayeci şair, yazıyor gazetemizde, kimse bunlardan yararlanmayı bilmiyorlar. Kurumların Ünye hakkında yayınladıkları bilgilerin hepsi yalan yanlış ve uydurma. Bu yalan ve uydurma bilgilerle uğraşmaktan yoruldum
Yirmibeş kuruş verip yerel bir gazeteyi almayan Ünye’nin hali içler acısıdır.
Ünyeliler suratı asık, esnafı bilgisiz ve kaba, politikacısı ise kasaba kurnazıdır,
yalan ve dedikodu, içinde boğulmuşlar, haşlanmış kurbağaya benzemişlerdir. Biz ise kurbağaları haşlanmaktan kurtarmak için devamlı uyarıyor, karaya vuran deniz yıldızlarını devamlı denize atan adama benziyoruz.
Siz haşlanmış kurbağa hikayesini bilir misiniz? Deniz yıldızları hikayesini de bilmiyorsunuzdur Allah bilir.. Cumaya her ikisine yazalım.
Bu ara gazetemizi hergün satıcı çocuklardan alma erdemini gösteren, okuyucularımıza teşekkür ederim. Onlar bu şehrin yüz akıdırlar.
Cumaya, “Haşlanmış kurbağalar ve denizyıldızları”