8 Aralık 2010 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Yalıkahvesi Kumsalının Pisliği de Ayıbımızdır
yasar.karaduman@gmail.com

Geçende Avrupa ülkelerinin gazete ve televizyonlarına mensup yüz kadar gazeteci geldi Ünye’ye. Arkadaşlarla birlikte ilgilendik, konuştuk sorduklarına cevap verdik, kendimizi ve şehrimizi anlattık.

Onlar zaten bizi bir miktar tanıyorlardı. Adetleri üzere gidecekleri  yer hakkında bilgi edinmişlerdi.. Çok şey sordular ama ben çok şey anlatmadım. Çünkü çökelekli pidemiz ve ısıtılmış teneke işi turşumuzdan başka anlatılacak fazla bir şeyimiz yoktu. Bizim turşularımız dururken neden teneke turşu alınır ve yöresel turşu diye yutturulmaya çalışılır, anlamak zordur.

Gittiklerinde bize gazete ve televizyonlarında övgüler yağdıracaklarını bekleyenler hayal kırıklığına uğradılar..Yazdıkları  bir kaç teşekkürden ileri gitmedi. Avrupalı böyledir, bayılır yemeğe içmeye, ama şartlandırılmışlardır Türkler halen hasta adamdır, Avrupa’ya alınmamalıdır.

 

Lafı biraz dolandırdık

gelelim konumuza.

Bu gazetecilerden Viyana’dan Mister Romano bana  iki şey sordu.. Birincisi kumsaldaki yel değirmenleri, ikincisi Yalıkahvesi Kumsalının pisliği.. Birincisinde “Burada” dedi “daha önce yel değirmenleri mi vardı? “ “Hayır, “kanalizasyon bacalarını kamufle etmek için  bir çözüm”, dedim. “Olmaz”, dedi, “ben İtalyan’ım biraz bize benziyorsunuz, bu buraya olmaz, başka çare bulamışlar mı?

“Bulamamışlar ” dedim, güldü, niye güldü acaba?.

Biraz sonra kumsala geldik .. Mister Romano eli ile kumsalı gösterdi, “buranın hali nedir” der gibi.

Ben bu güne kadar kumsala hep Ünyeli gözü ile bakmış çok şey görememişim,  o an bir Avrupalı gözü ile baktığımda utanmak lazım geldiğine inandım.

Mister Romano “Beni şehrin belediye başkanı ile tanıştır” dedi. Götürdüm tanıştırdım. Mister Romano Belediye Başkanına misafirperverlikleri için teşekkür etti ve yüzde kaçla başkan seçildiğini sordu.

  

Haşlanmış Kurbağalar

Geçen hafta “Haşlanmış Kurbağalar” ve “Deniz Yıldızları” başlığı altında şehir parkımızı anlatmaya çalıştım. Bugün de pis ve bakımsız, otlar bitmiş, çöplük haline gelmiş kumsalımızı yazdım.

Bu pisliğin önünden sabah akşam bir sürü Ünyeli geçer, karşı apartmanlar direk bu çöplüğe bakar, karşı taraftaki manav, kasap, otel, pastane, bakkal, fırıncı da bu pisliği seyrederler kimse tepki vermez. “Haşlanmış kurbağa gibi”

Şimdi “bize haşlanmış kurbağamı diyorsun” diye bir de kafa tutacaklardır bana.

Belediyenin zaten şehrin bu tarafı ile pek ilgisi yok. Burası seçimlerde oy

vermemiştir..

Peki kime başvuracağız?

Şehir parkı kime başvuracağız ki halka açılsın?

Belediye  başkanı, başkan yardımcıları, şehir düzeninden sorumlu birim, park ve bahçeler müdürü, kültür müdürü, fen işleri müdürü, belediye meclis üyeleri, her açılışa cümbür cemaat koşan  sizler bu şehirde yaşamıyor musunuz bu sizin probleminiz değil mi?..

Burası  Uganda Cumhuriyeti’nin Yalıkahvesi mi?..

Burası Uganda’nın parkı mı?

Buraya neden bakmıyorsunuz?

Ben yazdım ya artık ebediyen bakmazsınız.

Kala kala bir üst makam olan şehrin en büyük mülki amiri Kaymakam kalıyor.

Ben de ona söylerim.

Sayın Dr. Osman Bey’e teklif ediyorum, bir gün Yalıkahvesini ve parkı birlikte dolaşalım, o söylesin bu durum bize yakışıyor mu?

Çünkü Yalıkahvesinin pisliği ayıbımızdır.

 

Sırada Valimiz Var

Dr. Osman Bey, kabul etmezse Sayın Valimizi Ordu’dan davet edeceğim..

Anneme bir de hamsili pilav yaptırır gelmişken Sayın Valimizi pilav yemeğe de davet ederim. Annem hamsili pilavı şahane yapar hem de kuş üzümlü içli pilavdan, hafif acılı.

Anneme, “anne ben Valimizi hamsili pilava davet ettim, artık şöyle Ünye usulü bir pilav döşen”, derim.

Annem: “Bi çomak sokmadun o galmıştı” der ve peşinden de eklerdi

“Adam olalı en sonunda akıllı bir iş yapmışsın”  .

Tabi ben bu ara parkı kiralayan kişinin de (saygı duyduğum bir abimdir)  ekmek parasına mani olmak istemem. Zaten o, parkı yazın bile tam kapasite dolduramıyor, bende, kullanmadığı yerlere bir iki bank konulsun vatandaş otursun, denizini seyretsin diyorum. Ailece çoluk çocuk taşlara oturuyorlar garibanlar, yazık değil mi,  ayıp değil mi?

Park ve kumsal işine devam edeceğiz, beni izleyiniz.

İstanbul’dan sevgiler selamlar.

 

Not: “Burası Uganda’nın parkı mı?” derken amacım Uganda’nın geri kalmışlığını vurgulamak değil, Ünye Belediyesinin ilgilenmediği “bu park bizim mi yoksa yabancı bir ülkenin parkı mı? demek isterken Uganda aklıma geldi bu Yunanistan, Ermenistan veya Rusya da olabilirdi.



Bu Haber 759 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI