11 Aralık 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
En uzun ömür, en meşru hayattan geçer..
musakiroglu@mynet.com

Son aylarda gençlik üzerinde, üniversite gençliği üzerinde yine bazı oyunlar oynanmaya başladı.

 

‘Yine’ diyorum, çünkü bu oyunlar vakti zamanı geldiğine karar verildiği zaman bazı merkez ya da merkezler tarafından hiç durulmaz başlatılır.

 

Ülkemizde bu tür oyunlar hiç eksik olmamış, gençlik sık sık bu oyunlara alet edilmiştir.

 

Bunun en acı faturasını ise bizim neslin gençliği ödemiş, 70’li yıllarda 5 binin üzerindeki akranımızı bu oyunlarda kaybetmiştik.

 

Dahası 12 Eylül zindanlarındaki zulüm, işkence ve idamlarla kaybedilen canlar ve ömür boyu sakat-hasta bırakılanlar ise cabası olmuştu.

 

***           ***                   ***

Dediğim gibi yeniden bir oyun tezgahlanıyor..

 

Gençlik içinde doğal olarak bulunan görüş ve düşünce farklılıkları yeniden kaşınıyor.. Grup çatışmaları körükleniyor. Daha da kötüsü silah sesleri duyulmaya başlandı.

 

Bu bir oyun, bir tezgah olduğuna göre; nedir, bu oyunla ne yapılmak isteniyor?

 

Herkese malum son zamanlarda hükümetle adına ‘ergenekon’ denen bir gurup arasında ciddi bir mücadele var.

 

Bu ‘ergenekon’ denen gurup, bir zamanlar her şeyin üstünde, dokunulmaz kudrette bir güç olarak görülüyor, öyle biliniyordu.

 

AK Parti ile sosyal ve siyasal ‘gen’leri’ birbirine uymayan bu gurup, hükümeti zayıflatmak, hatta düşürmek için bir takım planlar, darbe hazırlıkları yapmakla suçlandı, dolayısıyla içeri alındılar. Yargılama süreci devam ediyor.

 

Ayrıca, şok baskın ve aramalar sürüyor, bu grup mensubu olmakla suçlanan yeni yeni adlar gözaltına alınıyor, içeri gönderiliyor.

 

*************       ************

İşte işin bütün ‘püf noktası’ burada yatıyor olmalı.

 

‘Ergenekon’ denen grup ile bunların iç ve dış destekçileri ne yapıp ne etmeli ki; kendilerine karşı başlatılan süreci tersine döndürmeli, bu sefer onlar hükümetle hesaplaşmalı.. Bütün hesap şu anda bunun üzerine kurulu. Çünkü bütün işaretler böyle gösteriyor.

 

Peki ne yapılırsa bu iş tersine döner?

 

Bir kere en etkili silah iç karışıklık.. Böylece suyu bulandırmak.. Dolayısıyla bulanık suda balık avlamak..

 

Bunun için de en hazır lokma gençlik, yani üniversite gençliğidir.

 

Genliğin gelecekle ilgili ideallerini, ülkenin geleceği ile ilgili ideallerini birbiriyle çatıştırmak onlar için o kadar kolay ki.. Kaldı ki bu oyun tezgahlayıcılar bu konuda çok ustalar.

 

Bu ülkede bunlar için ülkücü gençlik -solcu gençlik ayrımı kullanılabilecek en kolay silah.

 

Allah’tan MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli bu konuda çok duyarlı ve oynanan oyunu çok iyi fark edebilen usta bir siyasetçi. Partisinin gençliğini, bu tür çatışmalardan uzak durmaları için sürekli uyarıyor.

 

Bunun yanında bu oyun tezgahlayıcı merkez solcu gençlikle hükümeti karşı karşıya getirmek istiyor. Gençlerin arasına yerleştirdikleri provokatörlerle hükümete tepki protestoları ve çatışmalar yaratmaya çalışıyorlar.

Son günlerdeki başbakanı ve bakanları protesto eylemleri buna yönelik eylemler.

 

**************        *************

Yaratılmak istenen olayların şu anda çok başındayız. Henüz öğrenci gençliğin ekseriyeti bu olaylara kapılmış, kitlesel olarak çatışmalara girmiş değil.

 

Tam bu noktada hükümete çok büyük görevler düşüyor.

 

Hükümet ne yapmalı, ne etmeli gençliğin bu oyuna gelmesinin önüne geçmelidir.

 

Bunun için de en başta çatışmacı gruplar içlerindeki provokatörleri ayıklamalı, bunları bütün gençliğe teşhir etmelidir.   

 

**************         *************

Ancak, işin asıl üzücü tarafı hükümet yanlış yapıyor..

 

Hükümet kendi ifadesiyle ‘bir avuç çatışmacı grubun’ çok kötü bir şekilde oyununa geliyor.

 

Emniyet teşkilatı, bunlarla ‘orantısız güç kullanma’ suçlamalarına maruz kalabilecek şekilde çatışıyor.

 

Bu durum ülkedeki bütün demokrat güçlerin tepkisine yol açıyor.

 

Ayrıca hükümete muhalif bütün siyasi parti ve gruplarda öfkeye sebep oluyor.

 

Ülkede yok yere ciddi oranda sertleşme ve elektriklenme meydana geliyor.

 

Bunun bir adım ötesi ise kitle eylemleri, Allah esirgesin toplumsal çatışmalardır.

 

**************       *************

Evet, bütün bu olaylarda en büyük sorumluluk hükümete düşüyor.

 

Ancak hükümet, polisin yaptığı yanlışa arka çıkmakla kendisini bir kaşık suda boğmak isteyenlerin iştahını kabartıyor, ekmeğine yağ sürüyor.

 

Eğer, hükümet bu yanlışını sürdürmekte ısrar ederse korkarım ülkeyi karanlık günler bekliyor.

 

*************          ************

Yapılan gösterilerde gösterici sayısı 50 ile 100 arasını geçmiyor. Bunların üzerine 300-400 polis gidiyor. Her bir eylemciye üç- dört polis düşüyor. Bu kadar polis sarsa, bu göstericileri çembere alsa.. Ardından bunları tek tek yakalayıp, götürse emniyete sorgulasa.. Bu iş tamam.

 

Nedir zorun, bütün gücünle saldırıyor, vuruyor, yıkıyor.. Tekme-tokat deviriyor, ayaklar altında eziyorsun.

 

Hükümetin sertlik yanlısı tutumu, polisin bütün gücüyle saldırısı bir an önce son bulmalı.. Oynanan oyuna gelinmemeli, ülkenin bir kaos ortamına doğru sürüklenmesine izin verilmemelidir.

 

Şu unutulmamalı; “En uzun ömür, en meşru hayattan geçer’

 

Hükümet ömrünü uzatmak, uzun süre ayakta kalmak istiyorsa olaylar karşısında soğukkanlı olmalı.. İktidar gücünü sopayla değil, meşru zeminlerde yasal yollarla kullanmalıdır.



Bu Haber 537 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI