Yetmişli yıllarda Trabzon’da yüksekokulda okurken Türkiye’nin birçok yerinden Trabzon’a okumaya gelen, benim de Ünyeli olduğumu öğrenen öğrenci arkadaşlarım; otobüsle Ünye’den geçerken, gördükleri güzelliklere hayran kaldıklarını ve burada yaşayanları kıskandıklarını söylerlerdi. İşte bu duyduklarımdan acayip keyif alır, gururlanırdım.
Zaman, zaman ben de onlara sorar, “Ünye’nin en çok neyini beğeniyorsunuz?” derdim. Hemen hepsi ‘kumsalını ve plajını’ beğendiklerini söylerlerdi.
Otobüsle geçerken gördükleri ve ‘plaj - kumsal’ dedikleri yer, sakın yanlış anlaşılmasın Uzunkum falan değildi. Zaten Uzunkum yolun altında kaldığından öyle otobüsten rahatça görülemez.
Anlattıkları yer, bugünkü Yüzüncü Yıl Çay Bahçesi’nin oralardan başlayıp, Yalı, Belediye, İş Bankası ve Belediye Sineması karşısı, bugün artık doldurulan Atatürk Parkı denilen yer (ki, o bölge kayık çekek yeri ve yeni kayıkların imal edildiği yerdi), Tabakhane Deresi’nin doğu tarafından başlayıp, taa.. Cevizdere’nin batısına kadar uzanan sahadaki plaj ve kumsaldı.
Öyle bir kumsal ki, tertemiz, mis gibi kumdu boydan boya o upuzun sahil boyu. Ve şehrin hemencecik kıyısında bulunan ve ona ilaveten uzayıp giden kumsal hiçbir Karadeniz kentinde yoktu. Geçin Karadeniz’i, kumuyla, plajıyla övünen Ege ve Akdeniz şehirlerinin bile çok azında vardı böylesine güzel bir doğa parçası.
Bizden önceki nesiller, bizim nesil, belki bizden bir sonraki nesil daha, o kumsallarda denize girme şansını yaşadı.
Fevzi Çakmak sahili ki, o gün Kırkevler dediğimiz bölgenin sahilinde 60’lı yılların ortalarında, benim Ünye’den okumak üzere ayrıldığım 70’li yılların başlarına kadar hep görmüşümdür, o plajda Ünye Hanımefendileri deniz kıyafetleriyle denize girerlerdi.
Neyi anlatacağım… Sahil, kum, kumsal, plaj ifadeleri bütün dünya için özel anlamı olan, bir değer ve önemi anlatan ifadelerdir.
Bugün bütün dünyada, eğer bir yerin, bir kentin sahili varsa, kumu varsa, kumsalı varsa, plaj olarak kullanılıyor, denize girilebiliyorsa oraya hep farklı gözle, gıptayla, gezip-görme isteği ile bakılır.
Bütün dünyada bu gözle, gıptayla, gezip-görme isteğiyle bakılma şansına sahip o günkü Ünye’nin bugünkü haline bakın. Nasıl yok edilmiş koskoca bir dünya değeri? Doldurulmuş park-bahçe yapılmış, doldurulmuş yol geçirilmiş, doldurulmuş tesis yapılmış… Doldurulmuş… Doldurulmuş… Yok edilmiş. Yetmemiş, üstüne üstlük lağım kanalları salınmış, hepten içine edilmiş.
Diyeceğim şudur: Karayolları Bakımevi’nin kaldırıldığı haberlerinden sonra geldi aklıma. Hazır, Bakımevi kaldırılmışken orada denizin kenarında kumsalın üstüne kurulan o ucube barakaları kaldırıp, yok edelim. Açalım kumu-kumsalı. Sağlı-sollu hemen bitişiğindeki üç-dört binaya yer gösterilsin ya da istimlak edilsin, kaldırılsın. Dolayısıyla Lahna Deresi batısıyla, Cevizdere’nin doğusu arasındaki kumsalı-plajı yeniden ortaya çıkaralım. Bari orayı kurtaralım hala imkan varken. Ne olur, yapalım bunu.