18 Aralık 2010 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Bazıları ısrarla siyasi yazmamı istiyor..
musakiroglu@mynet.com

Bizim gibi yazı yazanların azdır ya da çoktur ama kendine mahsus bir okur grubu, kendisini takip eden bir kitlesi vardır.

Bizler bu okur grubumuzun/kitlemizin bir kısmını tanır, günlük hayatta görüşür sohbetler ederiz.

Ama bir kısmını tanımaz, hiç görmemişizdir.

Ancak, bu önemli değildir, görüşmüyor, canlı sohbet etmiyor da olsak onlarla düşünce ve ruh temelinde bir birliktelik kurmuşuzdur.

Yalnız artık eskisi gibi de değil. Her ne kadar bu okurlarımızla canlı sohbetler edemiyorsak ta mesajlaşma imkanımız var. Karşılıklı mesajlarla görüşüyoruz. 

Diğer taraftan bazıları ile de msn (ben buna yazılı telefon diyorum) aracılığı ile sohbet ediyoruz.

Gerek canlı sohbet ederek gerek mesajlaşarak gerekse msn’den yazılı sohbet yaparak iletişim kurmak, bütün bunlar çok güzel şeyler..

***                  ***               ***

Gelelim okurlarımla daha çok neyi görüştüğümüze, hangi konularda düşünce alışverişi yaptığımıza..

Birincisi; gazetemiz üzerine yorum ve değerlendirmeler..

Okurlarımız; gazetemizin genel gidişatı.. Eksikleri, fazlalıkları.. Doğruları, yanlışları konusunda bizim için birer anketörler. Hem de az buz değil her biri çok bilinçli, çok değerli anketör görevi görüyorlar.

Biz Medya Ajans Yayın Grubu olarak bu okuyucularımıza özellikle teşekkürü bir borç biliyoruz.

İkincisine gelince; gazetemizde yayınlanan her biri çok kıymetli olan köşe yazıları, araştırma yazıları, seyahat yazıları ve yorumlar.. Bu yazılar için de çok güzel eleştiriler geliyor..

Örneğin; gazetemiz yazarlarından Sn. Tamer Uysal tarafından Balkanlar ve Avrupa’da yaptıkları grup gezisini anlatan seyahat yazısı.. Bu yazıyı okuyanların “Yazıyı okuyunca sanki biz gitmiş, oraları gezmiş gibi hissediyoruz kendimizi” demeleri çok hoş geliyor insana.

Kısacası, anlıyoruz ki yazarlarımız da okurlarımızla bütünleşmiş, kabul görmüş, bir sonraki yazıları erkenden beklenen yazarlar haline gelmişler.

***                  ***                   ***

Yalnız, enteresandır okurlarımızın bazıları, diyebilirim ki önemli bir kısmı bizi siyasi yazı yazmamakla eleştiriyorlar. Bizden siyasi köşe yazısı ve yorum bekliyorlar.

Ben şahsen, insanlarımızın siyasi olan yorum ve değerlendirmelere çok da sıcak bakmayacaklarını düşünürdüm hep. Ama görüyorum ki çok da öyle değil..

Ya da şöyle söyleyeyim. Okurlarımız bizim yayın politikamızdaki “Var olana var, yok olana yok deme” ilkemizdeki tutarlılığımızdan hareketle siyasi değerlendirmelerimizin de kişisellikten uzak objektif yorumlar olacağını düşünüyorlar.

Bir kere ortaya koyduğumuz yayın politikamızın böylesine kabul görmüş olması bizler için ciddi bir moral kaynağı oluşturuyor. Çünkü bu kabul bizim doğru bir yayın politikası izlediğimizin, yani doğru yolda olduğumuzun çok açık göstergesi.

Tersi olsaydı, yayın politikamız tutarsız bulunsaydı biz böylesine var olabilir, her geçen gün biraz daha gelişebilir, sağlıklı adımlarla ileriye doğru gidebilir miydik?

Gelelim okurlarımızın siyasi yorum ve değerlendirme taleplerine..

Tabi bu hiç olmuyor değil, az da olsa zaman zaman siyasi değerlendirme ve yorumlarımız oluyor.

Ancak bunda da tek ölçümüz kişisellikten uzak, objektif olmaktır.

Tabi, herhangi bir partide gördüğümüz doğruyu ifade ettiğimizde diğer parti mensupları “Bak bu artık partisini seçmiş, şu.. partili olmuş” diyorlar.

Aynı şekilde bir partinin yanlışını ifade ettiğimizde ise, “O zaten bize karşı, onun partisi şu..” diyorlar. Bunları duyuyoruz..

Her partili kendi partisi konusunda son derece duygusaldır, böyle demeleri ya da düşünmeleri de çok normaldir.

Ancak, bizim açımızdan da böylesine suçlanmak, hakketmediğimiz şekilde eleştiriye uğramak hiç hoş bir durum olmamaktadır.

Hiç unutmuyorum, yerel seçimler sırasında bir partinin belediye başkan adayının bir sözündeki yanlışlığa dikkat çekmiş, kendisinden Ünye için farklı şeyler duymak istediğimizi yazmıştım.

Bu partinin mensuplarından çok da sevdiğim birisi yolda beni gördü dedi ki; “Ama sen de eskiden Maocu devrimciydin.”

Hani Amerikalı bir aydınla eski Sovyet dönemindeki Rus bir aydın tartışırlarken Amerikalı; “Siz ülkenizde tek partili yönetim ve baştan sona devletin kontrolünde bir ekonomik sistem kurmuşsunuz. Bu özgürlükler için sakıncalı bir sistem değil mi? dediğinde;

Rus aydın da “Ama siz de Kızılderilileri kesmiştiniz” demiş ya.. Partili arkadaşım bana öyle deyince bu tartışmayı hatırlamıştım.

Bana o kişinin söylediği bizim siyasi hayatımızı anlatan çok tipik bir örnek aslında. Suçla da nasıl suçlarsan suçla..

Hadi gel de bu anlayışın hakim olduğu atmosferde siyasi yorum ve değerlendirme yap..

Çok zor doğrusu..

Okurlarımız bize bu konuda anlayış göstersinler ne olur..

Yani şu siyasi alana sık sık değil de çok gerektiğinde zaman zaman girelim.



Bu Haber 526 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI