Geçtiğimiz Salı günü bir dostum aradı telefonla, dedi ki:“Başbakan, TBMM’deki grup toplantısında konuşurken milletvekillerine bölünmüş yol haritasını göstermiş. Bu haritada Ünye Niksar güzergahı da belirtilmiş. Haber internete de düşmüş. Orda görüp okudum.”
Bu bilgi üzerine internetten baktım, haberi buldum. Arkadaşımın dediği gibi; Başbakan eline almış kocaman Türkiye haritasını, üzerinde bölünmüş yol güzergahlarını AK Parti grubunda milletvekillerine anlatıyordu.
Harita üzerinde Ünye’den başlayan Akkuş-Niksar üzerinden Tokat’a ulaşan, oradan da İç Anadolu ve Akdeniz’e uzanan bölünmüş yol hattı bütün açıklığı ile belli oluyordu.
Bölgemiz Cumhuriyet sonrası uzun yıllar ülkenin “arka bahçesi” muamelesi gördü. Hatta, “Rusya çıkarma yapar, iç bölgelerimize girer, komünizmi yayar” korkusuyla Karadeniz sahilinden iç bölgelere yol yapılması özellikle önlenmişti.
Ta ki 1950 yılarının sonlarına, rahmetli Menderes’in sahile boydan boya yol yaptırmasına kadar bölgede araları 15-20 km olan bir ilçeden bir ilçeye bile deniz üzerinden ulaşılabiliyordu.
Neyse ki ‘komünizm tehlikesi’ bitti, Sarp Sınır Kapısı açıldı. Karadeniz’le sınırı olan ülkelerle, Türki Cumhuriyetlerle ve Kafkasya Bölgesi’yle yoğun bir ticari dönem başladı.
Bunun sonucu olarak ta; artık Karadeniz Bölgesi “arka bahçe” değil, “ön bahçe” hatta Türkiye’nin “vitrini” olan bir bölge haline geldi.
Akdeniz Bölgesi’nin ve İç Anadolu’nun Karadeniz’e ulaşması, karşılıklı mal ve ürün akışının sağlanması için bölgemizden içeriye uzanan yolların yapılması önem arz etti. Mevcut yolların artan araç yoğunluğu ve büyüyen araç boylarına göre yeniden yapılması kaçınılmaz oldu.
Bölgemizden içeriye arazi şartlarının el vermemesinden ötürü pek fazla yol yoktur. Bunlardan en önemlisi asırlardır kullanılan Ünye Niksar güzergahıdır. Bu yol İç Anadolu ve Akdeniz’e ulaşan en kolay ve en kısa yoldur.
İşbaşına geldiği 2002 yılından bu zamana duble (bölünmüş) yol çalışması başlatan Hükümet, bu gerçeklerden hareketle Ünye Niksar yolunu da bölünmüş yol kapsamına aldı.
Bir süredir yol güzergahında proje çalışması yapılıyor. Bu çalışma 2011 yılı sonlarında bitecek, yol inşaatı ihaleye çıkarılacak.
Peki bu yolla birlikte ne olacak? Ünye Limanı büyütüldüğü, demiryolu da geçtiği takdirde bölgemiz Terme’den Bolaman’a yeni bir sürece girecek.
Birbirinden şu anda 80 km uzaklıkta bulunan bu hat boyunca Karadeniz Bölgesi’nde daha çok liman ticaretine dayalı yeni bir metropol ortaya çıkacak.
Değişen ekonomik alt yapısı ve bunun üzerinde oluşan sosyal hayat sonrası bölge yaşam kalitesi açısından ileri bölgeler arasına girecek.
Değerli dostum İşadamı Recep Korkmaz bu ara İstanbul’dan Ünye’ye gelirken Taha Akyol’un ‘Bilim ve Yanılgı” adlı kitabını getirdi. Şu sıralar onu okuyorum.
Yazar kitabın girişinde bir konuya özellikle dikkat çekiyor. Dikkat çektiği konu; Osmanlı İmparatorluğu’nun İpek Yolu ve Baharat Yolu avantajını kullanarak nasıl güçlü bir ekonomi olduğu gerçeği..
Peki Osmanlı imparatorluğu ne oldu da gerilemeye başladı? Taha Akyol diyor ki; “Buharlı gemiler çıktı, denizaşırı seferler başladı. Limana ulaşan yollar gelişti, paralar bu yollardan aktı. Liman şehirleri büyüdü. Dünyanın en büyük şehirleri buralar oldu. Osmanlı buharlı gemileri kullanmakta geç kaldı, yollarını limanlarla buluşturamadı. Ekonomisi bu yüzden küçülmeye, gerilemeye başladı.”
Osmanlı tarihindeki bu örnekte olduğu gibi gelişmenin ana unsuru yoldur.
Ünye Niksar bölünmüş yol hattı bölgemizin geleceğinin temellerini atıyor.
Ufukta görünen ve heyecan veren en büyük gerçeğimiz budur.