1970’li yılların acısını iliklerine kadar yaşayan ve faturasını en ağır şekilde ödemek zorunda bırakılan gençlik çok okuyan bir gençlikti.
‘Sol’ tarafta yer alanlar sol içerikli kitapları, ‘sağ’ tarafta olanlar sağ içerikli kitapları, daha geniş düşünüp araştırıcı özelliği olanları ise her iki tarafın kitaplarını okurdu.
Ele bir kitap alındımı en kısa sürede, bazen bir gecede okunur bitirilirdi.
Bilim alanındaki gelişmeleri çok yakından takip ederdik. Bilim ve Teknik Dergisi’nin her sayısını istisnasız baştan sona inceler, aramızda tartışır, yorumlar yapardık.
O dönemde solcu ya da ülkücü olmuş akranlarımla bugün oturup sohbet ettiğimizde işte en başta bu çok okuyan gençlik olmamıza vurgu yaparız.
Aramızdan ölenler ayrıldı, bıraktı dünyayı geride kalanlara..
Yaralanan, sakatlanan, hasta olan, ruh hastası edilenlerimiz ise çok çekti. Onlar da ya bıraktı erkenden gitti. Ya da bütün acılarıyla yaşıyorlar hala.
Biraz daha şanslı olup bir yerlerinden hayata tutunabilenler ise başarılı oldular yaptıkları işlerde.
Bu başarılarındaki en büyük rehberleri ne oldu biliyor musunuz? O sırada gençlik yıllarında çok okumuş olmaları.
***************** ****************
İki üç senedir şimdiki gençliği biraz daha yakından gözlemeye çalışıyorum.
Fırsat bulduğum her durumda “En son hangi kitabı okudunuz?” diye soruyorum.
Bir iki örnek hariç diyebilirim yüzde doksandokuzu kitap okumadığını söylüyor.
Geçende bir araştırmanın sonucu aynen şöyleydi:
2010’un en çok okunan haberleri: “Damadın kanalında bacak şov.” “Yıllardır sakladığı göğüslerini canlı yayında gösterdi.” “Ahu’dan canlı yayında göğüs şov.” “Asena’dan frikik üstüne frikik.” “Türkiye Fatmagül’ün tecavüzüne kilitlendi.” 2010’un en az okunan haberleri: “Dünyaca ünlü bilimadamı İstanbul’da...” “CERN’de sona doğru...” “NASA’nın Mars deneyi sonuçlandı.” “Nobel Fizik Ödülü Geim ve Novoselov’un...” “Matematikçileri şaşırtan hesap!”
***************** ***************
Millet olarak aslında “İlim Çin’de de olsa gidin alın”, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum”, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” veciz sözleriyle yetişmiş bir milletiz.
İyi de hani, sonuç nerede?
Gençlere soruyorum; “Peki okuldan, derslerinizden arda kalan zamanlarda ne yapıyorsunuz?”
Hemen hepsi; “Uyuyoruz, geziyoruz..” diyor.
**************** ****************
Bu ülkenin geleceğini Milli Önderimiz Gazi Mustafa Kemal gençlere emanet etmiş, gençlere duyduğu güveni de her fırsatta dile getirmişti.
Gençlik ise “Atam izindeyiz” diyerek Ata’sına layık olmaya çalışmıştı.
Ama bugün görüyorum ki gençler; “Atam izindeyiz” derken, O’nun takipçisi olduklarını değil de, sanki izinde olduklarını yani tatile çıktıklarını ifade ediyorlar.
************* *************
İnsanlık tarihi boyunca gelişmiş bütün medeniyetlerin düşünce temelinde bilim yatmaktadır.
Kim, hangi ülke bilimde ilerlemişse daha güçlü olmuştur.
Ülkelerin bilim alanında ilerlemesi ise devletin teşviki özellikle genç neslin yüzünü, ruhunu, aklını bilime çevirmesiyle mümkündür.
Bugün dünyanın en gelişmiş ülkesi Amerika için de bu böyledir, hızla gelişen Çin, Hindistan için de bu böyledir.
Peki böyle giderse bizim sonumuz ne olur..?