12 Ocak 2011 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Muhteşem Heykel
yasar.karaduman@gmail.com

  Değerli okurlar Ünye onbeş bin yıllık tarihi geçmişe sahip Karadeniz’de önemli bir yerdir. Burada ilk yerleşim başladığı Ünyeli Prehistorya (İlk çağlar) tarihi uzmanı merhum İlhami Kılıç Kökten’in 1964 yılında Cevizdere mağaralarında yaptığı kazılar sırasında bulunmuştur. Benim de bir öğrenci iken katıldığım bu kazılarda Kökten hoca bana epeyi toz toprak  taşıtmış ve eletmişti. Yeni  nesil  bunları bilmez, biz  bulup yazıyoruz  yirmibeş kuruş verip gazete alıp okumuyorlar.. Ama ahkam kesmek serbest ve bedava..

Bu onbeşbin yıllık tarihten ancak dörtbin yılını yazılı olarak belgelerle bilebiliyoruz. Son beşyüz yıldır da Ünye’de zaten  biz Türkler varız.. Bizden önce bin yıl Bizans hakimiyeti sürdü, Bizanstan önce de çeşitli uluslar, kavimler Ünye’yi yurt edindiler. Her kavim burada kendinden izler bıraktı ama biz hepsini yok ettik. Son kalanları da korumak için savaş veriyoruz.

 

Konu Ortaçarşı’daki heykeldir.

Bu kadar önemli bir geçmişe sahip bir şehre rastgele anlamsız, şekilsiz, yalan, dolan ve uydurma  şeyler yapılmaz .. Bir bilene sorulur.

Eğer Ortaçarşı’ya orada bir zamanlar var olmuş ayakkabıcı ustalarını anlatacak bir obje konulacaksa bunu bilen birinden görüş almak, ne konursa bunu daha iyi anlatırız diyerek, bilgisi olana gitmek lazım.

Ama öyle yapılmamıştır..

Bun heykel fikri kimin başının altından çıktı ise o derhal Ünye’yi terk edip gitsin. Bu hatadır cahilliktir, bilgisizliktir. Bu vatandaşın Ünye’yi hiç tanımadığı, Ortaçarşı’yı hiç bilmediği yaptığı işten bellidir.

Buraya çocukların üzerine oturup fotoğraf çektireceği bir figür  yerine çarşının tarihine atmosferine uygun objeler bulunurdu eğer bilenleri adam koyup sorsalardı.

 

Bu Heykel Ortaçarşı’yı anlatmıyor

Bir kere bu bir ayakkabıcı heykeli değildir, elindeki aletlere bakıldığında bir ayakkabı tamircisi olduğu anlaşılır. Ortaçarşı’da ayakkabı tamircileri yoktu. Ayakkabı ustaları vardı. İkincisi buradaki ayakkabı ustaları, sabahleyin iş yerine takım elbise ve fotel şapkayla gelirlerdi..

Bunlardan Selahattin Kıyışken Emmi, Nazıf Usta, Kambur Usta, Burhan Usta Mustafa Varilci ilk aklıma gelenler ben bunların yanında çırak çalıştım, içlerinde böyle sakallı biri yoktu, bu uydurma bir heykeldir, şehrin orasına burasına böyle uydurma şeyler koymak cahilliktir, hatadır, gülünç olursunuz. Bunu  götürün doldurma parka koyun. Ortaçarşı’yı da yeniden düzenleyin. Ortadaki göbeği kaldırın, ağacın dibine oturma yerleri yapın..

 

Ünye bir köye döndü

Böyle önemli geçmişe sahip şehirlere akla gelen her şey yapılamaz. Birinin bunu söylemesi, sahip çıkması, bilmeyenleri uyarması gerek. Şehri yöneten dostlarımızın maalesef bu gibi şeylerden hiç haberleri yok. Ünyey’i komik hale sokuyorlar, ne denizden haberleri var, ne tepeden ne kumsaldan.

Çakırtepeye o korkunç  binanın yapılmasına izin verdiler, kumsalı doldurdular güya park yaptılar, ama asıl parkımız çöplük oldu unutuldu,  Yalıkahvesi kumsalı pislik içinde çünkü burası onlara oy vermedi.

Denizin kenarına Ünye ile hiç ilgisi olmayan kelek yel değirmenlerini yaptılar, gelip geçen bakıp gülüyor bize.  Her şey acemice ve arabesk, kocaman bir köye  döndü Ünye.. Meydan yazın çekirdek kabuğu kışın güvercin boku içinde..

 

Heykel’in Ankara Yolculuğu

Lafı yine uzattım..

İşte bu ayakkabı tamircisi heykelinin geçende biri elinden çekicini çaldı.. Çekiç uzun zaman sonra bulundu ve yerine konuldu. Derken bir akşam Ortaçarşı’dan geçerken arkamdan biri “gözün aydın Yaşar Abi heykel gitti” dedi. “Nereye” dedim, “galiba kaldırdılar abi”. “Nihayet akıllı bir iş yapmışlar” derken bir haber geldi heykel Ankara’ya gitmiş.

Haydaaaa.

Al sana bir tiyatro daha..

Ne yapacakmış Ankara’da heykel,

Fuarda Ünye standına konup Ünye’yi anlatacakmış

Ben ne yazayım şimdi değerli okuyucular, eğer bir kafa bunu böyle düşünmüşse artık söylenecek söz yok demektir.

Bu da rezaletin en muhteşemi.

Ünye standında bunu görenler  Ünye’den özel olarak  Ortaçarşı’dan sökülüp getirildiğini hiçbir zaman bilemediler.. Bilselerdi çok şaşırırlardı.

Demek ki bizim fuara konulup Ünye’yi anlatacak bu heykelden başka bir şeyimiz yokmuş.. Heykel onurumuzu kurtardı. Yoksa Ankaralılara rezil olmuştuk. Aslında şu deniz kenarındaki kelek yel değirmenlerinden birini de götürselerdi bir zenginlik olurdu.

 

Her taşın altından çıkan adamlar

Fuarın nasıl geçtiğini ise herkes kendi tarafına yontarak yorum getirdi, Aslında bu gibi şeyler İstanbul’da çok yapılır, özellikle Karadeniz illeri yaparlar. Bir tanıtımdır, getirisi vardır, emek verenleri kutlarım.. Çok ta abartmamak lazım. Bu işi bizden daha mükemmel yapan yerler gördüm ilçe bazında, Sivas ilçeleri, Kastamonu ilçeleri Erzincan ilçeleri Rize ilçeleri bu konuda çok deneyimliler..

Biz de fikir üretecek insan sıkıntısı var, her taşın altından çıkan bir takım adamlar artık sıkmaya başladı, yeni yüzler, yeni fikirler lazım. Bizde  sağdan da baksan aynı kişiler soldan da baksan aynı kişiler, bunlar her şeyden anlar, fuardan turizmden ekonomiden,  ticartten   nereye gitseniz hep bunları görürsünüz Ünye bunları artık tasviye etmelidir.

Cuma’ya ben yine burdayım

Cumaya: “Muhteşem Süleyman”

Pazartesi:  Orta Cami

               

 

 

 



Bu Haber 536 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI