3 Şubat 2011 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Başbakan beni haklı çıkardı..
musakiroglu@mynet.com

 

Pazartesi günkü “Ordu’da hesaplar CHP üzerinden yapılacak” başlıklı yazıma bir kaçı hariç genelde olumlu tepkiler aldım.

 Yazımda, Ordu Belediye Başkanı Sn. Seyit Torun’un CHP’ye geçmesi sonrasında başta iktidar partisi AK Parti olmak üzere her partinin, genel seçim için milletvekili adayını belirlerken bu durumu göz önünde bulundurarak belirleyeceğine dikkat çekmiştim.

 Dediğim gibi okurlarımın büyük çoğunluğu bu tespite aynen katıldıklarını söylediler. Bazıları ise; hiçbir şeyin değişmeyeceğini, Seyit Torun’un CHP’ye geçerek asıl kendisinin kaybettiğini, siyasi geleceğini riske soktuğunu belirttiler. Böyle düşünenler ise daha çok CHP’li olduğunu bildiğim okurlardı. Hatta bunların bazıları günlük hayatta görüştüğüm yakın arkadaşlarım.

 Diyorlar ki; “Seyit Torun’a oy verenlerin büyük bir kısmı köken ve düşünce itibariyle CHP’li değil. Onlar Seyit Torun’a oy verirken CHP’li olmadığı için verdiler. Seyit Torun  CHP’ye geçtiği için o oylar CHP’ye gelmez.”

 Bu da bir yorum, bir düşünce. Katılmasam da saygı duyuyorum.

 Diğer taraftan AK Partili olduğunu söyleyen birkaç okurum ise; Orduluların artık gerçeği gördüğünü, hizmetin nereden geldiğini iyice anladıklarını belirterek; “Havaalanı temeli de atıldığında Ordulular bu sefer Seyit Torun falan dinlemez AK Parti’ye oy verirler. AK Parti Ordu’dan beş milletvekili çıkartmayı sürdürür.”

 Bazı CHP’lilerdeki Seyit Torun tepkisini anlayabiliyorum. Sn. Torun’un CHP’ye katılması ile birlikte bu partide beklentisi olan birilerinin önü kesildi. İşte bunlar bu yüzden Seyit Torun’a tepki göstereceklerdir, bu da onlar açısından normaldir.

 AK Partililerden yazıma katılmadığını söyleyenleri de anlayabiliyorum; çünkü onlar hep kazanmaya, birinci olmaya alıştılar. Şöyle düşünüyorlar; “Adamın birisi çıkacak koskoca Ak Parti için faktör olup, hesapları karıştıracak. AK Parti hiç kimseye göre hesap yapmaz.”

 Bu yorumlardan birincisinde yani CHP’lilerin yorumunda kişisellik, AK Partililerin yorumunda ise duygusallık var.

 Bu işler ne kişisel değerlendirmeler ne de duygusal refleks kabul eder. İşin aslı gerçeklere somut durumlarından bakıp akla dayalı yorumlar yapmaktır.

 Ben o gün o yazıyı yazdıktan iki gün sonra gazetelerde “Başbakan Ordu’da nabız yoklaması yaptırıyor” haberi işe nasıl bakılması gerektiğinin en açık göstergesidir.

 Bakın gazetelerde ve ayrıca bizim gazetemizde de çıkan haberde özetle şöyle deniyor:

 “Başbakan Tayip Erdoğan’ın, Haziran 2011’de yapılacak Genel seçimler için Ordu’da kamuoyu yoklaması yaptırarak nabız yokladığı öğrenildi. Başbakan’ın Ordu’yu sürekli izleyeceği ve buradaki gelişmeleri yakından takip edeceği belirtildi.

 AK Parti Genel Merkezi’nin Ordu’daki durumu yakından takip etmek üzere kamuoyu firmalarına anketler yaptırdığı öğrenilirken Ordu ile ilgili yapılan çalışmaların gizlice yürütüldüğü de ifade edildi.

 AK Parti Genel Merkezi adına söz konusu kamuoyu yoklaması yapan şirketin bu hafta yeniden Ordu’ya gelerek önceki haftalarda yapılan istişarelerin aynısını yapacağı, bu anketle birlikte Kemal Kılıçtaroğlu’nun Ordu ziyareti ve Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun’un CHP’ye katılmasının ne gibi bir değişiklik göstereceği belirlenmeye çalışılacak.”

 Bu haberi okuyunca Ordu ile ilgili yaptığım tespitte ne kadar doğru düşündüğümü; yazımı okuyup bana katılmadıklarını belirtenlerin ise ne kadar yanlış düşündüklerini gördüm.

 Hani derler ya ‘aklın yolu birdir’ diye.. Bir olmasına birdir. Ancak olaylara kişisel ve duygusal bakışların ötesinde akıl yolu ile bakıldığında aklın yolu birdir.

 Dünyadaki doğruların ve gerçeklerin hayatımıza girmesi ve oturması ise ortak akılla ve ortak akılda buluşanların gücüyle mümkün olmuştur.

 Kişisel bakış ve duygusal refleksler ise sabun köpüğü gibi, ‘bir var olmuş, bir yok olmuştur’.

 



Bu Haber 592 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI