Dondurmacı çoktu.
Dondurma 75 cm yüksekliğinde 25 cm çapında içi pırıl pırıl kalaylı bakır kavanozlarda yapılıyordu. Kavanozlar, dibi ve çevresi sıkıştırılmış kar ve tuz karışımı dolu, özel yapılmış su sızdırmaz ahşap küfelerin ortasına konuyor, bakır kavanozun içine dondurma malzemesi olan süt, şeker, salep, vanilya karışımından oluşan muhallebi dolduruluyor, kavanozun kapağı sıkıca kapatılıyordu. Son olarak kavanozun etrafında özel tokmağı ile sıkıştırılarak doldurulmuş karın üstüne avuç avuç tuz serpildikten sonra kavanoz hızla döndürülmeğe başlanıyordu.
Dondurmacı, kavanozdaki malzemenin donma kıvamını, kapağı zaman zaman açarak kontrol ediyor, Dondurmanın vanilyası, kapak açılır açılmaz dumanlar tüttürerek mis kokular saçıyordu.
Dondurmasının kıvama geldiğini gören dondurmacı, gene özel yapılmış dar ağızlı ahşap küreğiyle kavanozdaki ham dondurmayı uzun uzun döverek takır takır donmasını önlüyor, kulak memesi yumuşaklığına getirerek satışa hazırlıyordu. Sonra da dondurmam gaymak haykırışlarıyla satış başlıyordu.
Kavanozun çevresindeki sıkıştırılmış kar-tuz karışımı satış sırasında eriyip oturarak azaldığında, karın üstünde izolasyonu sağlayan çuval örtü alınıyor, azalan miktarda kar-tuz karışımı takviyesi yapılıyor, üstü tekrar çuval örtüyle havadan izole ediliyordu.
Dondurma makineleriyle birlikte gelen gofret ve kurabiye külahlardan önce dondurmacılar şanlarında bulundurdukları derinliği az cam kadehlere doldurarak satarlardı dondurmayı.
5 kr. 10 kr. ya da daha pahalı dondurma almak isteseniz bile dondurmacı, ayni kadehe, kendi takdir ettiği miktarda dondurma koyardı. Çok, az, daha az, gibi. Ara-sıra dondurmayı az koyduğu konusunda itirazınız olsa bile dondurmacı bildiğini okuyordu.
Hoş, şimdi de açık satış yapan dondurmacılarda da ayni sistemle koyuluyor dondurma külahlara ama, anlattığım zamanda aldığınız dondurmayı dondurmanın satıldığı dükkanda yada satıldığı yer neresiyse orada, dondurmacının yanında yemek zorundaydınız. Çünkü dondurma cam kadehten kaşıkla yeniyordu. Dondurma yenilip bitince, kadeh ve kaşığı geri verecektiniz.
Şimdi dondurmacılık kolay. Kavanozundan ya da bulundurulduğu kaptan, içine ancak ölçüsü kadar dondurma alabilen özel kaşığıyla top top alınan dondurma külaha koyuluyor,
Külah size uzatılıyor, parasını veriyor sonra da yalaya yalaya çekip gidiyorsunuz dondurmacının yanından.
Sonraları gofret külah icat edilince, bizim sabit ve seyyar dondurmacılarda böyle sattılar dondurmalarını ama, külahtan önceki senelerde, on yıllarca, kadeh ve kaşık yıkayarak çok sıkıntı çektiler.
İyi de, bu kadar sıkıntı çekerek yapılıp satılan dondurmanın ana malzemesi olan kar nasıl depolanıyordu?
Her dondurmacının kırlık alanlarda yada fındıklıklarda kar kuyuları vardı.
Kuyular, hafif meyilli bir arazinin eteklerinde açılıyordu. Yukarılarda yuvarlayarak büyütülen kar toplarının kuyuya kolay taşınabilmesi için.
Kuyular dondurmacının kar ihtiyacına göre, çap ve derinliği kararlaştırıldıktan sonra kazılıyordu.
Diyelim: 7 m. Derinlik, 5 m. Çapında bir kuyu açacağız. Kuyudan çıkaracağımız toprağı meylin alt kısmına gelecek yere yığıyoruz. Bu yığıntının kuyuya kar doldurma anında yararlı işlevi olacaktır. Yukardan yuvarladığımız kar topunun aşağılara doğru gitmesini önleyecek, sonra da topun kuyuya düşmesini sağlayacak, kuyu dolduktan sonra da onu kalınca örterek mühürleyecek.
Kışın kar kalınlığı bir karışı geçince dondurmacı, kuyunun çevresindeki karları yuvarlayarak top top kuyuya atıyor, mahallesinden yazın kedilerine parasız dondurma vermeyi vaat ettiği çocuklardan oluşturduğu bir kalabalıkla kuyuya atılan karların ezilip sıkışmasını sağlıyordu.
Kuyuda ezilip sıkıştırılan kar belli bir kalınlık oluşturunca, yazın, çevreden biçilip kurutularak kuyunun yanında yığın halinde bekletilen kızılot, ( eğrelti otu ) demet demet karın
Üzerine seriliyor, ilkel bir izolasyon sağlanıyordu.
Kuyu böylece kat kat izolelerle dolduruluyordu.
O yıl kuyu kar yağışı yetersizliğinden doldurulamamış yada hiç kar yağmamışsa? Bazen böyle yıllar yaşanıyordu. O zaman o yıl Ünye’de dondurma yapılmıyor muydu? Dondurma yapılmadığı yıl olmamıştır Ünye’de.
Karadeniz sahilinin en renkli ve namlı dondurmacısı olan Topçu, kar yağmayan, yada kuyularını dolduracak kadar kar yağmayan senelerde, kamyonlar kiralar Akkuş yaylasının metreler yüksekliğindeki yığılı karlarını toplar getirirdi. Kamyonların kasaları kalaslarla yükseltilmiş, hasırlarla sarılarak tepeleme kar doldurmağa müsait hale getirilmiş olurdu. Böylesi bir güçlükle depolanan karla yapılan dondurma çok değerli bir besindi
Kaç kar kuyusu vardı Ünye’de? Çoook…Çünkü çok dondurmacı vardı.
Başta Topçu Hüseyin. Boncuk Süleyman, Tozbey Mustafa, Reşit, sandıkçı Nuri…
Hele, koca bir aile vardı ki aile reisinin lakabı GARCI idi. Ünye’nin ilk dondurmacılarından Karcı Hasbi ve onun oğulları torunları kuzenleri hep dondurmacı idiler.
Bu ailenin çocuklarından benim ilkokul ve gençlik arkadaşım karcı Mustafa, bir arazi anlaşmazlığı davasında, davacıyı ve davayı aleyhinde sonuçlandıran bayan hakimi iki şarjör dolusu fişek atarak davalı arazi üzerinde öldürdüğü için idam edildi. Hapishaneye düşünceye kadar geçimini dondurmacılık yaparak sağlamıştı Mustafa.
Kar kuyuları Ünye’nin hemen çevresindeydiler.
Biri, Sami Soysal parkı pidecisinin Ünye’ye bakan cephesindeki, Şakir Vidinli’ye ait fındıklığın eteğinde. Dipten yarıdan çoğu toprakla dolmuş durumda ama kar kuyusu asaletini halen korumakta…
Birkaç tanesi Tepe Mahellesi’nde. Güdük kuyu mezarlığı arkasında. Hamidiye mahallesi fındıklıklarında.
Şimdi kuyuların hepsi misyonlarını tamamladılar, işlevleri bitti…
Dondurmacılar rekabet halindeydiler. Ünye yavaş yavaş büyürken onlar da yerleşik düzenden kurtularak seyyar dondurmacılığa başladılar.
Çarşı dükkanlarında yapılan dondurmacılık halen sürüyordu ama Fatsa istikametine doğru uzayan yapılanma etrafındaki yaşayan ve çalışanlara dondurma götürmek gerekiyordu. Böylece genişleyen satış alanı, hem daha kaliteli dondurma yapımını sağlıyor, hem de rekabeti kızıştırıyordu.
Dondurmacılar çoğalmıştı zaman içinde. Eskiler, yeni buluşlarla ilgi çekerek satışlarını çoğaltmak gayretindeydiler.
Örneğin: Topçu Hüseyin, döner çeşme meydanına bakan dükkanında dondurma satarken, (ki o dükkanda günümüzde de topçunun oğlu tarafından halen dondurma satılmaktadır)
Bir de seyyar araba yapmış, bana hasırdan geniş bir fötr şapka geçirmiş, bir uçtan diğer uca bir m. yi aşkın bıyıklarıyla dondurma arabasının arkasında gür sesiyle bağırarak dondurma satıyordu.
Öyle ilginç bir görünümü vardı ki, o yıllarda birçok kez ulusal gazetelerde haber konusu olmuştu. Bıyık kılları, özel bir yapıştırıcı ile birbirine kaskatı bir şekilde yapışmış, yüzünün iki yanından iki yöne doğru kapkara, yarımşar metre uzunluğunda iki süngü gibi uzanıyordu.
Hiç bükülmeden.
Dondurma almak isteyen çocuklar, onun bıyıklarını doya doya seyredebilmek için arabasının çevresine doluşuyorlardı. Diğer seyyar dondurmacıların satışları azalmıştı. Bu bir ticari rekabetti. Ötekiler de kafalarını çalıştırdılar.
Dondurmacı Boncuk Süleyman ilk çıkışı yaptı. Seyyar dondurma arabasını çeken eşeğinin başına Topçunun hasır fötr şapkasının aynını geçirdi. Arabanın sadukasına Topçuyu ima ve karikatürize eden bir iki slogan yazdı.
Haydaaa! Bu kez çocukların hepsi, Boncuk Süleyman’ın Fötr şapkası çapkınca başına geçirilmiş eşeğini seyretmek için onun arabasına…
Yaz günleri renklendi, şenlendi
Rekabet çok efendice, kavgasız döğüşsüz sürüp giderken bir de baktık ki, Aşçı Hamit’in oğlu Mehmet, hiç görmediğimiz bambaşka bir dondurma makinesi getirmiş.
Yapıp sattığı ürüne Roma Dondurması diyor.
Bundan sonra makineler çoğaldı. Eski usul dondurma yapımı ve kar kuyuları battal oldu.
Makineli dondurma yapımı başlamazdan önce, dondurma yapımının ana malzemeleri Ünye’den temin ediliyordu. Bir orkide cinsi çiçek olan salep, Fındıklıklarımızda doğal olarak yetişiyordu. Orkideyi tanıyan toplayıcılar, çiçeğin kökü olan yumruyu bir bıçak ucuyla topraktan çıkarıyor, biriktirdikleri bu yumruları dondurmacılara satıyorlardı. Dondurmacılar, yumruları kurutup çekerek un haline getiriyor süt, şeker, vanilya ve sarımsı bir renk alması için beş-on yumurta sarısıyla kaynatarak muhallebi haline getiriyor yukarda anlatıldığı şekilde dondurmaya dönüştürüyorlardı.
Hazır gelen dondurma satışları başlayıncaya kadar da yine makinelerde dondurmayı böyle yaptı dondurmacılar.
Onların sevimli anıları, bencileyin eskilerin hafızalarındaki yerlerini tüm canlılıklarıyla koruyorlar.