Değerli arkadaşımız Rıfat Coşkun’un geçtiğimiz Cumartesi günü ikinci ölüm yıldönümü idi. Onu iki yıl önce hiç beklemediğimiz bir anda genç denebilecek bir yaşta kaybettik. Dik durmasını bilen adam gibi adamdı, sıkı bir Ünyeli idi.
Sert yapısına rağmen arkadaşları ve çevresi tarafından da sevilen biriydi. Bir ara Ünye Belediye Başkanlığı için adı geçmişti. Eğer o belediye olsaydı bugün Ünye’yi tutan olmazdı. Çocukluğu bu şehrin sokaklarında geçmişti şehri tanıyan, nereye ne yapılacak çok iyi bilen gerçek bir Ünyeliydi.
Parti ilçe başkanlığından ve aktif siyasetten çekilmiş bu gazetedeki köşesinde Ünye’ye yazıları ile faydalı olmaya çalışıyordu.
Kalemi çok sertti. Dostlarını bile gerektiğinde sert eleştirir, güzel şeyler için de hemen telefon eder beğendiğini söylerdi.
Benden birkaç yaş küçüktü, yazdığım Ünye hikayeleri onun genarasyonunun gençlik yıllarına rastladığı için hikayelerin kıyısında, köşesinde onlar da vardı, bu hikayeleri çok sever hemen telefon eder “nerden aklına geldi bu yine ” derdi.
“Seni kimse ciddiye almaz”
Her seferinde bana takılırdı. “Yaşar abi, beyefendiliğin yazılarına o kadar yansıyor ve o kadar kibarca ders veriyorsun ki sana hayranım ama, böyle yazarsan kimse seni ciddiye almaz, bu inceliği bizde anlayacak adam nerde, biraz sert olacaksın” derdi.
Oysa biz sert te yazsak, kibarca da yazsak eleştiriye tahammülü henüz öğrenemedik. Her iki tarzda da tepki alıyoruz. Halbuki bizim bir sınırımız vardır, biz o sınırı iyi biliriz, ezbere yazmayız, yazdığımız her şeyin önce belgesini cebimize koyarız. Biz acemi yazar değiliz. Sınırı aşarsak derimizi yüzmeye hazır bir sürü adamın aportta beklemekte olduğunu gayet iyi biliriz. Ayrıca bu ülkede yasalar vardır.
Bize birçok kişi hakkında yüzlerce, belge, fotoğraf, telefon ve e.posta ile bir sürü bilgi gelir, bunların çoğunu dikkate almayız, çok önemlilerini belge olarak saklarız. Her yazımızdan sonra da onlarca telefon, e.posta veya sözlü beğeni veya eleştiri alırız, kibarca aba altından sopa gösterenler de çıkar. Ben genelde sevgi ve saygı sınırlarına özen gösterir böyle ıvır zıvıra çok kulak asmam, ama önlemimizi de alırız.
Yıllar insana çok şey öğretiyor, saçları boş yere ağarmadı. Korktuğum şey benim yüzümden başkalarının sıkıntı yaşamalarıdır.. Geçende doksan iki yaşımdaki annemi de gereği yokken konu yapmak basitliğini de gösterdiler. İşte Rıfat benim bu tarzıma “çok yumuşak” derdi. En verimli ve genç yaşında bizi bırakıp gitti. Mekanı cennet olsun onu çok özlüyoruz
Ayanikola’ya Örülen Duvar
Pazar sabahları Ayanikolaya kadar yürürüm. Bir ay önceydi oraya bir duvar örmeye başladılar Yıllarca önce yine örmüşlerdi, Rıfat duvarı mahkeme kararı ile durdurmuştu. Neden durdurmuştu, çünkü doğaya uymuyordu.. Neden duvar örülüyordu, çünkü toprak denize uçuyordu.
Duvar gerekli miydi?
Duvar hayır,
Ama toprağın uçmaması için bir şey gerekliydi, arkadaşlarımız o bir şeyin ne olduğunu bilmediklerinden mi yoksa, duvar daha kolay olduğundan mı böyle çözüm buldular.
Bir ay önce burada toprak tekrar uçtu, çare olarak yine duvar ördüler.
Görünüm gerçekten çirkin.
Başka ne yapılabilirdi?
Ne yapıldığını İsviçre’de, Norveç’te, Avusturya’da gördüm hatta İstanbul’da boğazda Kazlıçeşme, Arnavutköy, Rumelihisarı ve Sarıyer’deki yalıların arka yamaçlarında setlerde, Üsküdar’da parklarda gördüm, kaya ve taşlarla doğalmış gibi toprak uçmalarına karşı çare bulmuşlardı.. Onlara gidip buralara veya tünellerin giriş ve çıkışlarındaki uygulanan yönteme bakmalarını öneririm. Acaba oralara neden duvar örmediler. Bu Avrupalıların veya boğazdakilerin aklı yok mu..
Var da ördürmezler ki..
Rıfat Aklıma Geldi
Duvarı görünce Rıfat aklıma geldi. “Sanki bana: “Yaşar abi bunu görmüyor musun?” der gibi geldi. Taşı toprağı kumu, çimentoyu araçları yığmışlar duvarın yarsını örmüşler, durdurmak için mahkemeye başvursam “soğukta yapılan emeğe yazık, harcanan paraya yazık, oradaki çalışanlara yazık”, dedim, gözümü yumdum geçtim. “Bir müddet sonra üzerinde otlar, sarmaşıklar biter doğaya uyum sağlar, her şeye maydanoz olmayalım” dedim. Ama bu doğru bir yöntem değil. Bizim de bazı şeylere aklımız eriyor.
Rıfat bu şehirde yerel yönetimin başına gelseydi öyle bir kadrosu vardı ki.
Ünye’yi uçurdu. Ömrü yetmedi. Ruhu Şad olsun.
Cevap Bekleyen sorular
Köylü pazarı ne olacak?
Şehidin adı verilen perişan sokak ne olacak?
Köylü pazarındaki tuvalet kullanılmaz halde kapılar kırık vatandaş nereye şey edecek?
Gogina parkı ne olacak?
Meydandaki yeşil alanlar güvercinlere yem atma yüzünden zarar görüyor ne olacak?
Bizim evin karşısındaki geçen yıl bitlenen Erguvan ağacı ne zaman
budanacak?