Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
26 Şubat 2011 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Kaddafi gider, Osmanlı yaşar..
musakiroglu@mynet.com

 

Muammer Kaddafi; 1 Eylül 1969’da Kral 1. İdris’i darbeyle devirerek Libya’nın başına geçmişti.

 İşin ilginç tarafı Kral 1. İdris tatile geldiği Bursa’daki kaplıcada şifa ararken bir anda elindeki krallıktan olmuştu.

 Kaddafi başa geçip Libya’da İslam’a dayalı halk cumhuriyeti kurduğunu söylediğinde ‘yeşil sosyalist’ olarak adlandırılmıştı.

 O yıllar Türkiye’de gençlik hareketlerinin yoğunlaştığı, sol gençlik hareketlerinin sempatiyle karşılandığı yıllardı.

 Kaddafi’nin ‘yeşil sosyalizm’e dayalı halk cumhuriyeti kurduğunu açıklaması bizdeki sol kesim tarafından sevinçle karşılanmıştı.

         Ben de sol gençlik hareketine sempati duyanlardandım. Hatırlıyorum Kaddafi’yi ben de çok sevmiştim o yıllarda.

          Sonra Kaddafi ‘Yeşil Kitap’ adıyla kendi yönetim sistemini ve düşünce dünyasını açıkladığında sol içinde ciddi bir tartışma başlattı.

          Türkiye’deki solculardan bazıları Kaddafi’yi ‘ütopik sosyalist’, bazıları ‘revizyonist-oportünist’, bazıları “şeriatçı, bazıları ise ‘faşist’ olarak gördüler.

          Bütün bunlar solculardaki Kaddafi sevgi ve sempatisini eritti.

         Kaddafi de zaten bir süre sonra İslami anlayışa daha fazla ağırlık verdi. Yönetim şeklinde İslami kural ve kaideleri uygulamaya başladığını iddia etti.

        Dolayısıyla Kaddafi bazı dini çevrelerin ‘adamı’ oldu ve bu İslami gruplarca baş tacı edildi.

        Kaddafi’nin Amerika’ya karşı duruşu, onlar için sürekli baş ağrısı olmayı tercih etmesi Anti Amerikancılar arasında, özellikle de İslam Dünyası’ndaki Amerika karşıtları arasında geniş bir sempati ve desteğe dönüştü.

        Kaddafi, Libya’daki yıllık 50 milyar doları aşan petrol gelirinin de lideri olarak  “güç bende” psikolojisinin en önemli göstergesi olarak günümüze kadar geldi.

        Türkiye ile ilişkileri her alanda orta seviyelerde seyreden Kaddafi Libya’sının 1974 yılındaki Kıbrıs Savaşı’nda ülkemize gösterdiği destek hatıralardaki yerini hep korumuştur.

Ancak derler ki; Kaddafi, Osman adını sevmez. Ülkesinde Osman adını yasaklamış olan Kaddafi, dışarıdan ülkesine girmek isteyen Osman adındaki yabancıları da ülkesine sokturmazmış.

 Ben bunu ilk kez 1984 yılında Isparta’da duymuştum. Libya’ya çalışmaya giden Osman adlı Ispartalı bir komşumuz adı Osman olduğu için bu ülkeye sokulmamış geri gönderilmişti. Bu komşumuz geldi adını değiştirdi, bir zaman sonra tekrar gitti Libya’ya.

 Sonra bu olayı Ünye’de anlattığımda aynı şekilde Ünye’den Libya’ya gitmek isteyen Osman adlı Ünyelilerin de adlarını değiştirdiklerini öğrendim.

 Bu konu ulusal basında da haber yapılmıştı.

 Peki, neden Kaddafi Osman adını sevmeyip yasaklamış? Osmanlı İmparatorluğu’ndan dolayı imiş. Kaddafi’ye göre Osman İmparatorluğu geçmişte Libya’yı ‘işgal’ etmiş, o yüzden ülkesini ‘işgal eden’ Osmanlı’ya tepki duyarmış Kaddafi.

 Tabi biz Osmanlı’nın torunlarının Kaddafi’nin ecdadımızın adına gösterdiği tepkiye bozulmamamız mümkün değil.

 Geçen akşam, Libya’dan olaylar yüzünden bu ülkeden başarılı bir operasyonla tarihin en büyük tahliyesini gerçekleştiren Türk gemilerinin Marmaris limanına gelişleriyle ilgili haberleri izliyordum.

 Bana bir şey çok ilginç geldi; Libya’daki tahliyeyi gerçekleştiren gemilerden birinin adı Osman Gazi’ydi.

 Allahın işine bakın;  Osman adını sevmeyen, Osman adlı kişileri Libya’ya sokmayan Kaddafi’nin ülkesinin limanına giden Türk gemisinin adı Osman Gazi..

 Kaddafi’nin bu addan haberi var mıdır, yok mudur, bilmiyorum.

 Ama şunu biliyorum;  günün birinde Kaddafi Libya’dan gider, adı tarihin boşluklarında kalır.

 Ama Osmanlı adı hep yaşar.. Tarihteki yeri hiç silinmez.

 

 



Bu Haber 2055 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI