7 Mart 2011 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Aşk mı Kaldı?
yasar.karaduman@gmail.com

Bize okuyucularımızdan birçok e.posta (mail) gelir. Meslek etiği gereği bunları ya saklı tutarız ya da bu bilgiler bir başkasının eline geçmesin diye hemen sileriz.

Bugün bunlardan bir tanesini paylaşacağım sizlerle..

Yazısına “Hocam isim vermesem olmaz mı, lütfen beni ayıplamayın, size bir şey sormak istiyorum” diyerek başlayan bir bayan okuyucum söyle devam ediyor:

“ Çok duygu dolu yazıyorsunuz, sizi okurken sanki beni yazıyorsunuz gibi geliyor  bana, çok ta aşık olduğunuzu söylüyorsunuz ( hiç öyle söylemedim) ben otuz yaşındayım ve evlenmedim. Neden evlenmedim biliyor musunuz? Aşık olamadığım için evlenmedim.. Hiç aşık olmadım. Bu yüzden bütün evlenme taleplerini geri çevirdim, aşık olmadan nasıl evlenebilirim, siz nasıl aşık oluyorsunuz? Ben nasıl aşık olurum? Diye devam ediyor.

Ben şimdi bu okuyucuma ne yazayım?

Okuyucum biraz şanslı, biraz  şanssız..

Şanslı  hiç aşık olamamış.. Keşke ben de hiç aşık olmasaydım. Aşk kolay iş değildir. Biz olduk ta ne oldu. Dert, sıkıntı, sorun, aşk her şey,  taşıması baş etmesi zor iş. Binbir türlü derdi var nazı var, gözyaşı var ayrılığı var hasreti var dargınlığı, küskünlüğü var, kavuşamaması var.

Artık aşkların tadı da yok, sevgililerin tadı yok, bir kere aşık olunacak ne adam gibi adam ne de  gözleri sevgi gönlü sevda dolu bayan kaldı.

Aşklarında tadı kalmadı. Ben Süheyla’ya aşık olduğum zaman aşklar aşk gibi yaşanırdı aşklar şimdi facebook’a kadar düştü oysa ”face” yi  güzel şeyler için yapmışlardı aşkında “face” nin de  “book” unu biz çıkardık. O nedenle bu bayan okuyucum bir bakıma şanslı.. En azından aşık olup ne kadar curcuna varsa hiç yaşamadı.

Bir bakıma da şanssız.

Aşk bazen de güzeldir. İnsani duygulardan biridir. Yaşama, hayata bağlar bizi tatlı bir heyecandır,tatlı tatlı acısı, özlemi vardır, ince ince gönül ağrısı vardır, nazı vardır  vardır,küskünlüğü vardır, hüsranı vardır..

Nasıl aşık oluruma gelince, ben hiç böyle bir şey düşünmedim. Olunacaksa oldum.. Ama hep pişman oldum. En sonunda aşık olacak yaşım geçti de kurtuldum.. Bazıları aşkın “yaşı yoktur diyorlar.  Var, her şeyin bir yaşı var.. Kırık ve yaşlı bir gönülde aşk olur mu?

Siz olsaydınız bu okuyucuya ne cevap verirdiniz?  En azından Facebook’ta yazın

 

 

Aleksanra Lolita Oswaldo

Telefonda hemen he an kullandığımız ''Alo'' sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır. Tam adı. Aleksanra Lolita Oswaldo’dur

Bu sevimli genç kız, telefonu icat eden, Abraham Graham Bell'in sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita olduğunu bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz ''Allessandra Lolita Oswaldo'' diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adını daha da kısaltarak  ''Ale Lolos'' diye karşıladı. Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve iki heceli bir ad buldu: ''Alo''  

Allessandra  telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden bıkınca Graham Bell'i telefonuyla başbaşa bırakıp gitti.

Yaşlı Grahan Bell, sevgilisinin bir gün onu arayacağı umuduyla telefonun başından hiç ayrılmadı. Telefonun her çalışında sevgilisinin aradığını sanarak  ''Alo'' diyordu.  Herkes artık telefon çaldığında  ''Alo'' diyerek açmaya başlamıştı.

Çarşamba:   Mektupta Ne yazıyordu?



Bu Haber 517 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : aşık olmak Tarih : 7 Mart 2011 / Pazar Üye Adı :NEŞE SANİOĞLU
Sayın Karaduman yazınızı okudum. çok haklısınız şimdi o aşklar yok fakat aşık olmanında mektebi,yaşı yok.Ben Türk sanat müziğiyle biraz ilgilendiğim için okuduğum güfteleri hayret ve hayranlıkla takip ediyorum.Nasıl bir şeymiş o edebiyat o duygular. yüzyıllardan günümüze kadar gelen.Etek hışırtısından,kirpiklerden gözlerden,dudaklardan gamdan sefadan,ellerin birleşmesiyle devam eden o sözler ne kadar buruk ve duysal değilmi.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI