Kanserden ölen bir kadın ölümünden hemen önce şunları yazmıştı.. “Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer: Hastayken yatağa girer dinlenirdim.
Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim.. Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım..Daha az konuşur, daha çok dinlerdim..Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim.. Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer, şömineyi yakmak isteyen birisi olduğunda ona engel olmazdım.. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum.. TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla "Önce git ellerini yüzünü yıka" demezdim.. Onlara daha çok "seni seviyorum", derdim.. Bana başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu.. Dikkatle bakar
Gerçekten görür
Küçük şeyler için şikayet etmezdim
Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi.. Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım.. Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için Allah'a şükredin.. Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor.. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz.."
Annem
Çoktandır annemi yazmadım.
Annem biraz rahatsız.
“Başımı dutamim, ne var bu başımın içinde bilmim, hap yuta yuta bıktım, bacaklarım da ağriii, iki adım yürüyemim..
-Az ye anne, dedim, sana ben kepek ekmeği alıyorum, sen yine bir somunu yiyormuşun..
-Ne yemesi be.. fışgıyın garuşduma, acmı durcam yüreğim bayıliii, sizin de gözüyüz benim yediğimde.. Yemim de ölim mi, bak kollarım zayıflamış.
-Ama böyle giderse yemekten öleceksin
Gonuşma fazla yemeden kim ölmüş?
Geçende ben İstanbul’da iken annem komşunun kızı Yazgülü ile hamama gitmiş.
-Yazgülü beni beni bi yıkadı bi yıkadı, bi de kese yaptı bi rahatladım ki sorma. Ordan Galafat Mustafanın Aliye ahretliğime gittim, başını tereğe vurmuş geçmiş olsun dedim. Sonra Gadir beni atıverdi eve..
-Yav anne doksan iki yaşındasın senin hamama gitmen olur mu ev de hamam yok mu, oralarda başına bir iş gelecek
-Çok bilin sen, evdeki hamam çarşı hamamına benzi mu, evde keselenim keselenim bir dane kir çıkmiii, Yazgülü bana bi kese yaptı elleri dert görmesin.. Ahu u kızcağıza senin tanudun iyi delikenlı yok mu? Çok iyi garibim. Gittik senin evi de temizledik. Az daha bitlenecekmişin ne toz, ne toz, çamaşırlarını da yıkadı kızcağız
-Şimdi sıra Yazgülü’ne mi geldi.. Bırak herkesi gün gelir kısmeti çıkar. Sen şimdi gider muska da yazdırırsın Yazgülü’ne.. Ama kime yazdırcan ya, Muskacı Kel Yakup’ta öldü. --Sen merak etme ben birini bulurum, sen inanmin ama ben bir muska yazdusam ertesi gün koca kapıda..
-Madem öyle bana niye yazdumadın?
-Senin itikadın yok.
-Benim Şükran işi bitti mi, Portakal gitti mi?
-Şükran gadar daş düşün başıyan, bekledi bekledi gitti.
-Kısmet anne, ben onu hep kırmızı yanakları, naif haliyle ve düşünmeden içinden geldiği gibi konuşmasıyla bir komşu kızı olarak gördüm hep. Hiç değişmemiş hep eski Poytakal..
Pazartesi: Mektupta ne yazıyordu?