Geçen hafta ilk kez Ünye’ye gelen bir misafirimi yolcu etmek üzere sahil yolu kenarına geçip, otobüs bekliyorken, misafirim; “Buranın otogarı yok mu, keşki oraya gidip bekleseydik.” deyince, şaşa kaldım.
Ne diyecektim şimdi bu misafirime, ya da ne diyebilirdim ki…
Mahcubiyet hissettim, utandım biraz. Sonra da; “Var, ama çalışmadı, çalıştırılamadı. Depo olarak kullanılıyor” dedim.
Neyse ki Allah’tan, tam o anda otobüsü geldi, bindi gitti. Dolayısıyla, “Ne oldu, niye çalıştırılamadı ki, hiç otogar depo olarak kullanılır mı? diye, soramadı çok şükür.
Ben otogarları bir şehrin içeriye ve dışarıya açılan kapısı olmaktan çok, aynası, vitrini gibi görürüm. Kentler, dünyanın neresinde olursa olsun çoğunlukla otogarları ve istasyonlarıyla dikkat çeker, anılırlar.
1981 yılında ilk kez gittiğim, o sırada nüfusu 38 bin olan Erzincan’da, şehrin hemen girişindeki otogara bayılmıştım. O yıllarda benzerlerini yabancı filmlerde gördüğüm otogar, daha Erzincan’ın içine geçmeden, bu şehri benim gözümde modern bir doğu kenti yapmıştı.
Bu olaydan sonra gittiğim her şehrin öncelikle otogarlarına bakıyor, eğer otogarlarını beğenirsem daha işin başında, kafadan şehri de beğeniyorum.
Konuya çerçeveden bakan birisi olarak bir de yaşadığım şehrin otogarına bakıyorum… Bakıyorum ki bizim şehrin otogarı depo olarak kiraya verilmiş.
Bu şehrin şehirlerarası yolcuları otobüslere ana yol kenarlarında indirilip-bindiriliyor. Hem de belediyenin önünde… Bütün karışıklığa karmaşıklığa, bütün tehlike ve kaza ihtimaline rağmen.
Diyoruz ki, Ünye 80 binleri aşan nüfusuyla birçok vilayetten büyük, koskocaman bir kent. İyi tamam, anladık… Anladık ta, hani bu şehrin vitrini-aynası olması gereken otogarı?
Yazımın başında, taa 1981 yılında nüfusu daha 38 binken Erzincan’daki otogarın güzelliğini ifade etmeye çalıştım. Ama bakın bu tarihten 28 yıl sonra nüfusu 80 binleri aşan Ünye’nin otogarı yok.
Geçen hafta gazetemizde Fatsa’da yeni yapılacak otogar projesini haber yaptık. Gerçi Fatsa’da otogar hiç eksik olmadı, hep vardı. Ancak, bugün artık o otogarı beğenmiyor, yetersiz buluyorlar. Dolayısıyla bölgenin en modern ve işlevsel otogar projesini yakında ihale ediyorlar.
Bakın Çarşamba Belediyesi bu dönemde istasyonu andıran şahane bir otogar yaptı. Terme Belediyesi ise daha farklı görünümlü, uzay filmlerindeki binalara benzeyen bir otogar yaptı. Akkuş’un otogar ihtiyacı ise, 15 yıl önce giderildi.
Ya peki, şu bazılarına göre 22, bazılarına göre ise, 32 vilayetten büyük olmasıyla övünülen Ünye’de otogar bulunmaması “Bizim için Künye - Her Zaman Ünye” diyenleri hiç mi ilgilendirmez?
Bunu bir sohbet sırasında, sohbete katılanlara, “Gerçekten ben çok merak ediyorum, siz de merak ediyor musunuz, bu Ünye’de niye otogar akla gelmez?” diye sordum.
Bana verdikleri cevap aynen şöyle:
“Ne otogarından bahsediyorsun, Ünye’de bu dönemin en büyük eseri Cevizdere’deki beş yıldızlı at hanı, görmüyor musun?”
Ben sustum… Bekliyorum…