Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
29 Mart 2011 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Ünye, kırk yıl öncesinde yarı köy yarı şehirdi
musakiroglu@mynet.com

1970’li yıllar öncesi Ünye’de şehirde büyüyen yaşları 50’yi aşmış Ünyelilerin geçmişe yönelik nostaljilerini dinlerken benim de bildiğim o yılların Ünye’si aslında şehir değil, yarı köy/yarı şehir hayatının yaşandığı bir yerdi.

Bunun böyle olduğunu çok iyi biliyorum, çünkü benim çocukluğum da Ünye’nin o eski yıllarında geçti.

Her ne kadar Saraçlı Mahallesi’nde mahalle değil de daha çok köy ortamında büyümüş olsam da babamın bakkal dükkanı ve okuldan dolayı zamanımın büyük kısmı şehir merkezinde geçti.

Ünye’nin küçük bir ilçe olduğu yıllardı o yıllar.

Şehirde üç katı geçen bina yoktu, apartman hiç yoktu.

Şehrin en merkezi mahalleleri Kaledere, Çamurlu, Ortayılmazlar dahil her mahallede birçok evin ahırı vardı. İnek yetiştirilir… Süt, yoğurt satarlardı bu ahır sahipleri.

Bu evlerin bahçelerinde kışın hayvanlara yedirmek için ot yığınları, sap sığınları bulunurdu. Ahırlardan bahçeye dökülen hayvan gübresi kokusu Ünye’de hemen her sokakta eksik değildi.

Ayrıca tavuk da yetiştirilirdi. Nerdeyse hemen her evin birkaç tavuğu bulunurdu. Bu tavuklar şehrin merkezinde sokaklar dahil her yerde dolaşır, yem ararlardı. 

Bizim bakkal dükkanı Hükümet Caddesi’nde bugünkü Denizbank’ın bitişiğindeydi. Dükkanın arka tarafı bugün belediye dükkanlarının bulunduğu alan boştu. Burası kışın su, çamur deryası olur…  Yazın ise ot/çiçek biterdi. Buradaki derme çatma barakadaki hızar atölyesi sahibi tavuk yetiştirirdi. Tavuklar Hükümet Caddesi, Belediye Caddesi, sahil, her tarafa yayılır, ayakaltlarında dolaşırdı.

Ayrıca sabahları ahırlardan çıkarılan inekler, eşekler, atlar, katırlar sahiplerinin önünde şehir içi cadde ve sokaklardan kireç fırını (Bugünkü Fevzi Çakmak Mahallesi), Gürecülü, Döşemedibi, Dervişoğlu (bugünkü İpekyolu Mahallesi), Bayramca düzü (bugünkü Bayramca Mahallesi) taraflarına otlatmaya götürülür... Akşam olunca da şehre, ahırlarına geriye getirilirdi.

O yıllarda belediye temizlik işçilerinin esas işi cadde ve sokaklardaki inek, at, eşek, tavuk dışkısını temizlemekti.

Dönemin Zabıta Amiri rahmetli Avni Çavuş (Avni Çelik) sokakta hayvan dışkısı gördüğü zaman çok kızar, rahmetli Dudak Durmuş’a hemen temizlenmesi emrederdi.

Durmuş Emmi ise; “Sefeeeer, gözün kör mü, bu ne burada...” diye bağırır… Rahmetli Sefer Emmi, koşar bir elinde çalı süpürgesi, diğerinde tenekeden kesme çöp küreği dışkıyı temizler, el arabasına doldururdu. Araba, hayvan dışkısıyla doldu mu, Sefer Emmi götürür daha önceden anlaştığı bahçe sahibinin bahçesine, beş arabası bir bakraç yoğurt karşılığı dökerdi.

O yılların Ünye’sinde dükkanlar vardı, esnaflar, sanatkarlar vardı. Sinema, kahvehane, lokanta, hamam, park, bahçe…. vardı.

Ama, yukarıda anlattığım gibi bir tarafında da köy yaşantısı vardı. Şehirle köy hayatı birlikte yaşanırdı.

Ünye’de ahırın yasaklanması 1984 yılında Sn. İsmail Cerrahoğlu’nun belediye başkanlığı dönemine rastlar. İsmail Abi, bu uygulaması yüzünden ahır sahiplerinin nasıl da tepkisini almıştı…

Ünye’nin bugün 18 mahallesi var… Çok kenar mahalleler hariç artık hiçbir mahallede ahır yok, tavuk falan yetiştirilmiyor. Evlerin önünde köpek yetiştirmekte hemen hemen tarih oldu. Köpekler sokakta değil evlerde yetiştirilmeye başlandı.

Bahçe içindeki evler nerdeyse tükendi. Yıkılan evlerin yerine bahçesi de katılarak apartmanlar yapıldı.

Apartman, şehir hayatının köyle arasına sınır çektiği dönemin göstergesidir.

Son dönemde ise, şehir hayatında daha da ileri, modern hayatın göstergesi olan siteler, uydu kentler inşa edilmeye başlandı.

Dedim ya benim çocukluk dönemimde olsun, benden büyük ağabeylerim döneminde olsun, rahmetli babamın gençliğinde olsun Ünye yukarıda anlattığım gibiydi.

Ancak, bazen sohbetlerde denk gelir, eski Ünye’nin çok daha modern, çok daha ileri olduğunu anlatan dostlarım ve arkadaşlarımı dinlerim. Onların Yalı, deniz, Feneraltı ve komşu bahçelerden mandalina, erik araklamalarına ait  nostaljileri dinleyemeye de bayılırım doğrusu.

Ama, anlattıkları her şey onların çocukluk ve gençlik dönemlerinin eğlencesi, unutamadıkları oyunları.

Yalnız o günün asıl Ünye’si bugün artık nostalji olarak dile getirilen o eğlencelerden, oyunlardan çok yukarıda anlattığım Ünye’dir.

Benim anlayamadığım, anlamakta zorlandığım ise; o günün yarı köy/yarı şehir hayatında büyümüş bazı Ünyeli dostlarımın, sonraki yıllarda köyden şehre gelip yerleşerek şehir hayatını seçmiş olanlara “köylü” gözüyle bakmalar, onları sanki şehre yakıştıramamalarıdır.

Ne dersiniz, bu işte bir terslik yok mu?



Bu Haber 1967 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI