Konuya geçmeden önce
Bayrak hakkında bir kaç bilgi
Türk Bayrağı Nasıl Oluşmuştur.
Tarih kitaplarında Türk bayrağının oluşumu ile ilgili bir kaç ayrı bilgi mevcuttur. Bunlardan en çok üzerinde durulanı 1389 tarihinde 1ci Kosova savaşında anlatılan olaydır. 1ci Kosova savaşında ölen askerlerinin kanının bir çukurda toplanması sonucunda gökyüzünden askerlerin kanının üstüne yansıyan yıldızın, hilalin önüne gelmesi ile oluştuğu söylenmektedir.
Bugünkü bayrağımızın gelişimi ise şöyledir.
Kırmızı zemin üzerine beyaz hilal ve yıldız bulunan bayrak, Osmanlılarda ilk defa 1793'de devletin resmi bayrağı olarak kabul edilmiştir.. Ancak bu bayraktaki yıldız, sekiz köseli idi. 1842'de Sultan 1 ci Abdülmecit zamanında yıldızın beş köşeli oldu ve Osmanlı bayrağının şekli kesinleşti. Burada hilal biraz daha açıktı.
Osmanlı hâkimiyetinde bulunan, Tunus Beyi’nin sancağında kırmızı zemin üzerindeki bir beyaz daire içinde kırmızı hilal ve yıldız vardı. (Bu bugün aynen kullanılmaktadır.)
Bugünkü Şekli
1922'de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından saltanatın kaldırılması üzerine kırmızı zeminde beyaz ay yıldızı ihtiva eden bir sancak ve 1936 da Kanunla Türk Bayrağı’nın bugünkü kesin şekli ve ölçüleri tespit edildi. 1937 de 45 maddelik bir “Türk Bayrağı Yasası” ile de Türk Bayrağı'nın kullanılışı kural altına alındı.
Türk Bayrağı yasasının önemli maddeleri
Bu Kanunun amacı Türk bayrağının şekli, yapımı ve korunması ile ilgili esas ve usulleri belirlemektir.
En önemli maddesi şudur: “Türk Bayrağı, yırtık, sökük, yamalı, delik, kirli, soluk, buruşuk veya layık olduğu manevi değeri zedeleyecek herhangi bir şekilde kullanılamaz. Resmi yemin törenleri dışında her ne maksatla olursa olsun, masalara kürsülere, örtü olarak serilemez. Oturulan veya ayakla basılan yerlere konulamaz. Elbise veya uniforma şeklinde giyilemez.
Türk Bayrağına sözle, yazı veya hareketle veya herhangi bir şekilde hakaret edilemez, saygısızlıkta bulunulamaz. Bayrak yırtılamaz, yakılamaz, yere atılamaz, gerekli özen gösterilmeden kullanılamaz.
Bu Kanuna aykırı olarak bayrak yapmak, satmak ve kullanmak yasaktır. Bu bayraklar o mahallin yetkili amirlerince toplatılır ve hükümlerine aykırı davranışta bulunanlar cezalandırılır. “
Gökbayrak
Atatürk diğer devrimlerle birlikte bayrak devrimi de yapmak istemişti.
Cumhuriyet'in yeni bir devlet olduğu, isminden hukuk düzenine kadar İmparatorluğun birçok şeyini değiştirdiği gibi bayrağı da değiştirmek istemiş ve bugün Irak Türkmenlerinin ve Doğu Türkistan’ın kullandığı ayyıldızlı mavi renkli gökbayrağı ulusal bayrağımız yapmak istemişti.
Bayrağa Özen Göstermiyoruz
Türk Bayrağı, dünyanın en güzel bayraklarından biridir. Arif Nihat Asya Bayrak isimli şiirin de “Kızkardeşimin gelinliği Şehidimin son örtüsü” der
Almanya’da ve İsviçre’de benden odalarına asmak için bayrak isteyen yabancı dostlarım olmuştur. Peki biz bayrağa gereken özeni gösteriyor muyuz?
Hayır.
Bayramlarda astığımız bayrakların çoğu buruşuk ütüsüz ve kirli.
Böyle bir bayrak ta belediye’nin Çamlık’taki motellerinin girişinde asılı. Uzun zaman yazmadım belki biri görür de değiştirir diye, kimsenin umurunda değil, bir arkadaştan rica ettim, “söyle de değiştirsinler” dedim. Rengi solmuş, uçları parçalanmış Türk Bayrağı ve yanındaki renkleri birbirine karışmış üzerinde Ünye’nin amblemi bulunan belediyenin bayrağı ile yan yana kirli bir çamaşır gibi asılmış halen duruyor
Bu tür bayraklar şehirde, resmi ve sivil kuruluşlarda, parti binalarında, turistik tesisler ile mesken ve işyerlerinde sık görülmektedir. Bayraklar soluk, yırtık, buruşuk, ipsiz, özensiz, düzensiz, kirli, yamuk yumuk ve eğri direklere asılmıştır..
Hatta geçen haftalarda yapılan Çanakkale deniz şehitlerini anma töreninde çekilen bayrak bile kirliydi. Şehitlerimiz için asacak iki temiz bayrak bulamamıştık. Gönderdeki kirli bayrak halen durmaktadır. Bunların bir denetleyen olmalıdır. Bayrak yasası bu denetim için şehrin mülki amirini işaret etmektedir.
Bayrak işine tekrar bakacağız. Şimdi gelelim ikinci konumuza
Köylünün Pazarı ve Dolgupark
Pazar günü, yıllardır bitmeyen “Atatürk Park”ı dedikleri “Dolgupark”’ın en işe yarayan yeri çocuk parkıydı, çocuklar üst üsteydi. Demek ki Ünye’de çocuk parkına ihtiyaç var. Çocukları üst üste buraya yığmak yerine, bu çocuk parklarının onların mahallelerine yapılması gerekirdi.
Buraya harcanan parayla neler yapılırdı biliyor musunuz?
Çok güzel bir köylü pazarı
Otogar
Kültür Sarayı
Bir sürü Çocuk parkı ve oyun alanları,
Bir sürü yeşil alanlar parklar
Bir yaşlılar evi
Hayır diyen varsa bize Dolgupark’ın bugüne kadar ki ve bundan sonraki maliyetini söylesin, okuyucu bilgilensin. Benim hesabım yukarıdaki gibi..
Öyle görülüyor ki Otogar ve Kültür Sarayı gibi projeleri yapmaya bu yönetimim ömrü yetmeyecektir. Biz çakma otogar istemiyoruz, yapılacak tesisler bizi bir elli sene idare etmelidir. Mimarisi ise en azından otuz kırk sene sonrasının estetiği ve kültürünü yansıtmalıdır.
Köylüye yeni pazar işi ise Allaha emanet.
Halen yer arama içindeler, kimse ne yapacağını bilmemektedir. Bir plan varsa söylesinler biz de yazalım
Bu kadar yapılacak acil iş dururken denizi doldurarak bu parayı sokağa dökmenin anlamı var mıydı? Bu park kimin ne işine yarayacak? Bu para nerden geliyor, Yoksa Aynikola’daki Aziz Nikola’nın definesini mi buldular? Bir otogarımız, bir kültür sitemiz, bir yaşlılar evimiz yokken bu park neyimize gerek? Bu paralar borç mudur, harç mıdır, hibe midir, açıklasalar da vatandaş ne yapıldığını bilse.
Yaz geliyor, artık Ünye’den her hafta onlarca misafirimiz gelip geçiyor otantik köylü pazarımızı görmek istiyorlar. Başka yerler bu pazarlara gözü gibi bakıyor. Afrika’da bile bu derece ilkel pazar kalmadı, ışık yok, su yok, ne satılır ne alınır, satılan şeyler sağlıklımıdır, bayat mıdır, çürük müdür, çarık mıdır, canlı hayvanlar hastalıklı mıdır? Soran yok, denetim yok, temizlik yok, düzen yok, özen yok, tezgahlar paslı, süt yoğurt, yağ, peynir, çökelek ayak altlarında.
Ne olacak bu halimiz?
Sayın Kaymakamımız Dr Osman Bey, (kim yapacaksa) burayı bir denetlettirse biz kolera olmadan..