Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
22 Nisan 2011 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Abdullah Hoca'ya nazar duası okutacağım!
musakiroglu@mynet.com

“Eğer konu belliyse yazının yüzde sekseni bitmiştir” der değerli üstad Çetin Altan.

Konuya gelince; yazan için aslında konu çoktur. Böyle gündemi günbegün değil saat başı değişen bir ülkede hiç konu sıkıntısı olur mu?

İyi de bu ulusal konularda yazan gazetecilerin avantajı… Ya benim gibi yerel yazan… Yazdığı konuları sadece kendi bölgesinden seçen… Bunda da ısrar eden birisi nasıl her gün konu bulur da yazar? İşte bak bugün tıkandım… Hiçbir şey gelmiyor ki aklıma yarınki yazımı yazayım.

Önceki gün Bursa’dan bir arkadaşım aradı. Yüksekokulda aynı sınıftaydık. O da edebiyat öğretmeni… Gerçi artık emekli… Dedi ki; “Yahu seni kıskanmaya başladım bak. Nasıl olur da böyle her gün yazabiliyorsun. Ben de edebiyat öğretmeniyim, ama böyle her gün yazmam mümkün değil.”

Arkadaşım sen ne yaptın? Bak bana nazarın dokundu, yazamıyorum, yazacak konu bulamıyorum.

*****************       *****************

Birazdan dışarı çıkacağım. 

Abdullah Hoca’yı bulup nazar duası okutacağım kendime.

Abdullah Hoca’ya bir de muska yazdırmam gerekiyor. Yeğenim ‘çarpılmış’. Geceleri uyumuyor, evi de uyutmuyormuş. 

*****************       *****************

Muska yazmak deyince; ben de yazdım üç sefer...

Yazdığım kişiler de iyi oldu üstelik.

Birisi rahmetli babaannemdi. Sık sık ‘çarpılır’dı…

Bu durumlarda beni Kabakçı’daki Süleyman Hoca’ya gönderir, kendisini ‘yazdırmamı’ isterdi.

Çok gittim Süleyman Hoca’ya… Rahmetli Hocaefendi de yazar mı yazardı ha… Şıppadak iyi ederdi yazdığı muskalarla, suya konup içilen yazılı kağıtlardaki zabit kalem boyaları ile hastalarını.

*******************         *******************

Rahmetli babaannem yine ‘çarpılmış’tı.

Bana; “Oolum, git, beni Basri’nin Sülüman’a (Süleyman Hoca’nın lakabı) yazdu da gel. Ayakta duramim” dedi.

Hava soğuktu, akşama da az kalmıştı. Üstelik Orta Saraçlı’dan Kabakçı’ya yol yok… Bahçeden bahçeye çitten, fıraklıdan atlayarak gidilirdi.

Birden aklıma; “Ben yazsam ne olur?” muzırlığı düştü. Karar verdim, ben yazacaktım. Nasıl olsa Kur’an okumayı biliyor, Arapça harfler yazabiliyordum.

Çizgisiz defterin orta yerinden iki yaprak çıkardım. Zabit kalemi de aldım yanıma. Çıktım, gittim Kabakçı istikametinde Çelenyeri denen Rahmetli Suat Us’un bahçesindeki dut ağacının dibine oturdum. Cebimden kağıdı çıkardım, üstten aşağı  3 cm genişliğinde şeritler yaptım. Zabit kalemle Arapca harfleri sallapati şeritlerin üzerine yazdım. 

Sonra bu şeritlerden birini üçgen muska şeklinde düzgünce büktüm. En üstüne de 3 tane yıldız kondurdum. Hocaefendi de böyle yapıyordu, görmüştüm. Diğer iki şeridi ise rulo yaptım. Hepsini cebime itinayla yerleştirdim.

Bir ayrıntıyı atlamadan geçmeyeyim. Süleyman Hocaefendi yazdığı yazı ve muskaları verdiği kişilere; “Eve gidene kadar sakın hacet giderme” derdi. Bugünkü dille ‘tuvaletini yapma’ demek isterdi. Üzerinde bu yazılar varken günahmış.

Ben de babaannem için yazdığım yazı ve muskaları cebime koyunca aynı duyguya kapıldım. “Aman sakın tuvaletimi yapmayayım, günah olur” diye geçirdim içimden. Demek yazdığım muskalara en başta ben inanmıştım!

Götürdüm baba anneme teslim ettim. Dedim ki; “Bu muskayı mumlu beze saracak, yanından en az üç ay ayırmayacaksın. Bu yazılı kağıtları da suya koyacak, çıkan boyalı suyu üç gün boyunca, günde üç kez birer yudum içeceksin. Ayrıca her akşam yatmadan önce üç Elham, üç Gulhüvaalhuahad, üç de Allahüla okuyup öyle uyuyacaksın. ”

Babaannem üç gün geçmeden; “Oolum, Allah senden razı olsun. Bi hafifledim, bi hafifledim ki, guş gibi oldum, nerdeese uçcaam” dediğinde kulaklarıma inanamadım.

Sonra, “Allah Allah yoksa ben hoca mı oldum?” deyip kendimden şüphe etme başladım!

Sonra ne mi oldu? Bir kez daha babaannemi yazdım, bir kez de yeğenimi. İyi oldular.

Bu durumu bir süre sonra babama anlattım. 

Babam, çok büyük günah işlediğimi… Allah’ın beni sınadığını… Eğer devam edersem çok büyük dertlere yakalanabileceğimi söyledi.

Ben de korktum, bıraktım. Bir daha da kimseyi yazmadım.

********************       ********************

Hani bugün konu yoktu, yazamıyordum. Yazdım işte, konu kendiliğinden süzüldü geldi yine.

Ama ben niyetimi bozmayacağım, Abdullah Hoca’ya nazar duasını mutlaka okutacağım.



Bu Haber 2572 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Bilgen Abi'ye ilave Tarih : 24 Nisan 2011 / Pazar Üye Adı :Musa Ö. Kıroğlu
Ondan sonrası da var Bilgin Abi, niye olmasın... Eğer bütün bunlar hayır etmese artık sıra horoz dizgini almaya gelmiştir. Horoz dizgini Eyerci Emiroğlu satar, ondal alınmalı. Alacan horoz dizgnini ile gidecen Menteşe Evliyası'na, evliyanın başındaki meşe ağacına kendini bağlayacaksın, bildiğini bütün duaları okuyup mübarek zatın mezarı etrafında dizgin boyu ileri geri gidip geleceksin. İşe yaramadı mı... Sıra minare gölgesine gelir... Minare gölgesini Kör Feti Emmi satar, alacan bir okka minare gölgesi, çekcen üstüne yatcan altına salavat getireceksin... Bu da çare etmezse sen cinlere iyi gene gark olmuşsun, çaren yok. Güzel bir cin kızıyla evlenecek, .................... göreceksin.
Başlık : Kötü nazar değmiş Tarih : 23 Nisan 2011 / Pazar Üye Adı :Bilgin Hasdemir
Sayın Gıroğlu, Saa kötü nazar deymiş. Abdulla Hoca'ya muska yazdur, emme gurşun döktümeyi de ihmal etme. Git Avcı Gadirlere saa acuk gurşun versinler... Gokulu Hafız'a uura, urdan da en eyesinden birer gıdım minare gölgesi ve de davul dozu al... Şekerci Aametten üç yaşındaki bi sabunun sav eli kadar gızamuk şekeri iste. Bütün bunları muhayyer al... İşe yaramazsa geri verür parayın alusun...Eve gel... Hepsini bi tavaya goy, erimeye başlasın. Saa tarif ettüüm garışım, gızıp, patlamıya başladuu andan itibaren gendüyün guş gibi yenlik hissetmeyi başliican... İşin bitince de evde varsa; yoksa gomşudan bir öküzbaş çiviti alıp hepsini, Palakçıoolu Şükrünün arka havlisinden alacaan bi avuç kemrenen barabar bi peşkire sarcan... U peşgiri mükkem gine baalıcan... Bizim fındıklıkdan geçen Ganlu Dere var ya... Zabah garganın boku yere düşmeden urıya atcan... Bak bakalım bi bo.. şey, bi şeycüün galii mu? Bi faydası olmazsa, bil ki senin üzerinde binden fazla kem göz var... 1001 defa 'elemtere fiş; kem gözlere şiş' diye Yalu Boyu yürürken yüksek sesle baarcan... Yaluya çıkmadan baa da habar ver. Bu hamlada gelürüm çünkü sen baararak giderken, benimde de peşinden 'Delü delü tepelü; gulakları küpeli' diye saa destek gayırtmak lazım. Gine mi faydası olmadı... Aacu, u zaman yapcak bi şey yok... Her gün yazmak içün gendüyen gonu bulcan...
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI