27 Nisan 2011 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Ticaret Odası, Fener ve ben - Yapılan çok şık olmamıştır
yasar.karaduman@gmail.com

Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı, Mehmet Özyurt Hoca benden Ticaret Odası salonunda bir konferans vermemi istedi.

Ben de Mayıs ayı ortalarına doğru henüz hiçbir yerde yayınlanmamış ve kimsenin bilmediği  “Bilmediğimiz Ünye” başlığı altında bir sunuma hazırlanırken Mehmet Hoca geldi “Yaşar Bey Hasan Şimşek salonu vermiyor 750 Tl. kira İstiyor dedi.

Oysa Hocanın bir müddet önce verdiği “Okuma” ma ” adlı konferansından para alınmamıştı.

ÜGG grubunda konu ile ilgili çıkan eleştiriye Ticaret odası önceki akşam şöyle bir açıklama yaparak bunu:

 

“Odamız işbirliği ile yapılacak olan İlçemizi ilgilendiren tüm etkinliklerden ücret alınması söz konusu olmayacaktır kararı alınmıştır. Atatürkçü Düşünce Derneği ile birlikte yaptığımız Okuma(ma) konulu konferanslardan Odamız Meclis Kararı doğrultusunda ücret alınmamıştır.”  diyerek doğruladı.

Ama konuşmacı Yaşar Karaduman olunca  çark edilerek şöyle denildi:

“Sonuç itibariyle Odamız M. Rifat HİSARCIKLIOĞLU Konferans Salonu kullanım ücreti 750 tl ödendiği takdirde herkesin kullanımına açıktır.”

 

Siz Ne anlıyorsunuz?

Ticaret Odasının açıklamasının tam metni aşağıda

Ünye Ticaret ve Sanayi Odası olarak yapımı tamamlanan M.Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nun kullanımı ile ilgili olarak odamız meclisince 30/12/2010 tarih ve 24 sayılı meclis kararı ile tarife listemizde Salon kullanım bedeli olarak 750,00 TL belirlenmiştir.

Odamız işbirliği ile yapılacak olan İlçemizi ilgilendiren tüm etkinliklerden ücret alınması söz konusu olmayacaktır kararı alınmıştır

 Ancak Bundan önce yapılan Uğur dershanesi ile birlikte organize ettiğimiz okuma yarışması ADD ile birlikte yaptığımız Okuma(ma) konulu konferanslardan Odamız Meclis Kararı doğrultusunda ücret alınmamıştır. Sonuç itibariyle Odamız M. Rifat HİSARCIKLIOĞLU Konferans Salonu kullanım ücreti ödendiği takdirde herkesin kullanımına açıktır.

Benim, Ünye tarihi konferansım Uganda’yı mı ilgilendirmiyor mu, ben burada tencere mi satacağım? 

Bu metin çok anlaşılır değil.

Açık ve net yazın

Para alınacak mı alınmayacak mı?

Alınacaksa bir öncekinden neden almadınız? Başkan konuşmacı olsaydı bun dan da almayacaktınız. Sorun benim adım mı?

 

Tarihe yazacağız

Oysa Ticaret Odası Başkanının derdi başka. 

Kendisini eleştirdiğim için bana gizli gizli kin beslemiş. Bu Ünye Ticaret Odasının ve başkanının tarihinde düştüğü en aciz durumdur.

Ne yazık ki başkanı biz tarihe işi kişisel düşmanlık haline getirip bir tarihçiyi konuşturmadı diye yazacağız. Yönetim kurulu herhangi bir tepki vermezse onlar da buna ortak sayılacaklardır. Kültür, tarih, şehir, Ünye ve Atatürk diyenlerin, gerçek yüzleri görmüş olacağız.

 

Bu kin neden mi?

Kendisini mahallemizden rızamız dışında aldığı kuyu taşından dolayı eleştirmiştim.

Ünye Müzesine konulmak üzere odaya emanet bırakılmış yüz yıllık eski Ünye fenerinin orijinalliğini bozarak içine ampul takıp yakmış ve tarihie saygısızlık yaptığını yazmıştım.

Son olarak ta Ünye’deki işler bitmiş gibi Ankara’ya giderek orada bir Ünyeliler derneği kurma çabalarını çok mantıklı bulmadığımı söylemiştim.

Bir gazetecinin yazmaya yüzde yüz hakkı olan bu konuları hazmedecek olgunluğu gösteremeyen bu kişi salonu önce ücretsiz vermiş sonra adımı duyunca çark ederek 750 lira para istemiş, sonra size 500’e olur  “ama Yaşar Karaduman beni çok ağır eleştiriyor”  diyerek kendini ve odayı gülünç  duruma düşürmüştür..

Bu Atatürkçü Düşünce Derneğine yapılmış bir saygısızlıktır. Atatürkçü Düşünce Derneği başkan ve yönetimi, bunun hesabını sormak başkanı kınamak ve bana da açıklama yapmak zorundadırlar ..

Para bu işe uydurulmuş kılıftır. Şiddetle kınıyorum. Başkanı istifaya ve özür dilemeye  davet ediyorum.

Bu koltuklar kimsenin babasının malı değildir, bir gün geldikleri gibi giderler ve koltuktan düşmüş karpuza dönerler, bu gazeteci bir gün ona da lazım olur.

 

Fener  hakında ise açıklamaya gelince şöyle denilmektedir.

Ünye feneri Sayın Eren TOKGÖZ ün Sayın Başkanımıza o feneri Ünye ye getirmek istiyorum ama getiremedim sen bu konuyu çözersen sevinirim dediği için Ticaret ve Sanayi Odası olarak Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünden Odamız Sergi Salonuda sergilenmek üzere fener Ünye ye getirilmiş ve Sergi Salonumuzda ORJİNALİ BOZULMADAN SERGİLENMEKTEDİR. Bu fikri veren Eren TOKGÖZ e teşekkür edilmiştir.

Doğru değildir aslı şöyledir:

Eren işi çözmüştü, ancak bir resmi kuruluşun feneri yazı ile istemesi gerekiyordu, Eren’in aklına Önce Belediye geldi  “belediyede bir hanıma iki defa söyledim ilgilenmediler sonra Hasan Şimşek’e söyledim” dedi. Hasan Şimşek istenilen yazıyı yazdı ve fener müze bitene kadar ticaret odasına emanet bırakıldı. Kuyu taşı da fenerde Ünye’nin malıdır, müzeye verilecektir üzerine yatmayı, kimse bile geçirmesin.

Sonra Eren Tokgöz gibi mühendis ve teknik bir adam kimseye fenerin içine ampul tak ta yak demez. Bu da yalandır. Bunu Eren Tokgöz’ sordum “Böyle bir şey olamaz” dedi

 

En güzel ve en kötü asılmış bayrak

Bizde bayrak asma bilinci çok gelişmemiştir. Asılan bayrakların ise çoğu kirli soluk ve yırtık. Meydanda direkteki kirli bayrağı bayramdan önce Kültür Müdürü Sevdal Toprak temiz ve daha büyük bir bayrakla değiştirdi ve tertemiz bir bayrakla bayram yaptık. Teşekkürler

Ben otuz iki yıl yabancı ülkelerde bayrağa hasret kaldığım için bayrağımızı biraz fazla severim.

Bu bayramda en güzel ve en büyük bayrağı belediye kendi binasına asmıştı.

En kötü bayrak ise yine belediyenindi. Zabıta binasının kapısındaki eski ve solmuş bayrağın yerine asılan bayrak paketinden çıkartıldığı gibi  buruşuk  ve katlama izleri ile asılmıştı. Aynı şey çamlıktaki belediye motelinin önünde de vardı.

Bayrak bizim onurumuz ve şerefimizdir. O bayrakları lütfen ütülettirin..

 

Sayın Müftüye Teşekkürler

Geçende benim aracılığımla müftümüz Mustafa Bey’e bir mektup yazarak camilerden verilen ölüm selâları ile ilgili vefat eden kişinin selâsının vefat ettiği mahallenin camisinde verilmesi kuralının delindiğini söyleyen okuyucumdan bir e. posta geldi. Bu yazıdan sonra izlediğini “kuralın tekrar tesis edildiğini gördüğünü söylerek: “Sayın Müftümüz Mustafa Bey’e teşekkür eder ve mübarek ellerinden hörmetle öperim” diyor. Aynen iletiyorum. Mustafa Bey’e ben de teşekkür ediyorum, bu inceliğinden ve hassasiyetinden dolayı.

 

Cuma’ya       : Yol mühendisi eşekler, Güvercinler ve kuruyan ağaçlar

Çarşamba’ya: Ticaret Odası ve Başkanının bir başka ayıbı



Bu Haber 2009 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Ben sizin babanızım; ben ne dersem o olur Tarih : 28 Nisan 2011 / Pazar Üye Adı :Bilgin Hasdemir
Sayın Karaduman, Yazınız doğrultusunda, Sayın Hasan Şimşek'in tutumu şık olmamış. Yalnız Sayın Şimşek de sizin gibi Ünye için çalışıyor. Bu nedenle konuyu yüzyüze konuşmayı denemenizi salık veririm. Hatta görüşme talebi sizden gelsin. Konuşarak çözülmeyecek sorun yoktur. Talebinize rağmen, karşı taraftan 'Ben una bi defa küstüm; barışmam' tepkisi gelirse, size de 'Küslük üzerinde galsın.' demek düşer.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI