Çocukluğumuzda komik bir şarkı vardı : “Evlenmeyin bekârlar naylon kızlar çıkacak” diye
Naylon’u 1929 yılında buldular, kırklı yıllarda hayatımıza girdi, sahte anlamına gelir.. Atmışlı yıllarda Naylon kadın çorabı modaydı. Atmış beşte bir Naylon gömlek almıştım fiyakamdan geçilmezdi.. Ünye’de herkesin gözü benim gömleğimdeydi. En çok kadın çorabında tuttu naylon. Ondan önce ipek çoraplar vardı çok pahalıydı, hatta kaçan çorapları çeken çorapcılar bile vardı.
Gençliğimde en çok hoşuma giden arkası dikişli çoraplardı.. Kadın bacağını çok seksi gösterirlerdi. Mariliyn Monroe çok giyerdi. Doris Day’ın “Bazıları sıcak sever” filminden sonra naylon çorap modası patladı. Sonra koyu ve siyah renklerine de yaptılar, kadın bacakları daha seksi görünmeye başladı.
Mahallemizde bir Beyhan Abla vardı gençliğimizde: “Kadın bacağı şişe gibi olacak” derdi, daha çocuktum sayılırdım, bacaktan macaktan anlamazdım “şişe gibi bacak” nasıl olur diye merak ederdim. Anneme sordum “Şişe gibi bacak nasıl olur” diye “Kafana şişeyi yersen görürsün” dedi. Ben şişe gibi bacağın ne anlama geldiğini kırkından sonra ancak öğrendim, biraz geç öğrenmişim değil mi?
Ben birçok şeyi geç öğrendim, ama tam öğrendim. Kızlar saçıma başıma dokunurlardı, “manyak mı bunlar” derdim, gençlik yıllarımızda uzun saç modası vardı saçlarım omzuma kadardı, pantolon paçaları İspanyol paça, gömlek yakası deve kulağı gibi o Eski Türk filmlerinde görürsünüz.
Biz o yıllarda cep delik, cepken delik meteliğe kursun atarken Türk filmlerinden fırlamış jönler gibiydik. Cebimizde arkası naylon kaplı yuvarlak bir ayna naylon bir tarak, saçlarımız Necipbey marka biriyantinli, şimdi jöle diyorlar Yalıkahvesinde piyasa yapardık.
Yetmişli yıllarda mini etekli bayanlar çıktı ama kendileri değil iç çamaşırları naylondu. Naylonlu isimler koymaya başladılar Naylon Cemal, Naylon Ali, Naylon Selma Naylon Kaptan, Naylon Necla gibi.
Şimdi ise her şey naylon oldu, aşklar sevdalar naylonlaştı. Naylon kızlar da çıktı. Japonlar naylondan robot hanım bile yapmışlar evdeki işler için.
Bugünlük naylon işine burada son veriyorum peşinden iki şiir denemsi geliyor, umarım beğenirsiniz, hoşunuza giderse, facebook’ta da beğenin, yakında “face” nin de naylonu çıkar “facenayloon” olur. Zaten bunun “face”sini Amerikalılar bulmuşlar da “book”’unu Türkler çıkarmış, “naylon” unu çıkarırız, evelallah
***********************************
Hiç Gelmeyeceksin sandım.
Bir sahil şehrinde
Yarısı kırılmış bir ağacın dibinde beklerken.
O gitti dediler
Birden anlamını kaybetti her şey.
Benim için bu şehir bitti dedim.
Bir yıldır oturduğum ev ve eşyalarım
Yavaş yavaş toplamaya başladım.
Karşımdaki Erguvan da açmadı zaten
Sen gittin diye bundan sonra da açmaz,
Işıklar söndü karşı kıyıda
İçimde de söndüler tek tek.
Kapattım televizyonu
Kapattım gözlerimi
* * *
Bir yıl önce geldiğim akşamı hatırladım
Çok şey bulacağımı sanmıştım
Çok şey kaldığını sanmıştım geçmişten
Bir rüzgar tarümar etmişti bütün anıları
Dolaştım durdum
Bir hatıra kalıntısı bulurum diye.
Burada insanlar çok duyguzsuz
Bitkin, bezgin ve sevgisiz
En iyisi ben gideyim dedim
* * *
Nasıl olsa o gelmeyecek
Erguvanlarda açmaz o gelmezse
Bir anlamı kalmadı bu şehirde durmanın
Sonra bir akşam geldin
Ama ben kararımı vermiştim
Kimbilir kaç gece
Gözlerini düşünerek uykuya daldığım
Sevgisiz ve duyarsız insanların yaşadığı
Bu şehirden gidecektim
*************************************
Kim demiş aşk yok diye?
Kim demiş aşk yok diye?
Kim demiş aşk yalan diye
Peki biz neyi yaşadık
Onbeşinde yirmisinde yirmibeşinde
Başımda esen bu deli rüzgar neydi
O simsiyah gözleri ben neden özledim
Ellerini tuttuğum zaman
Ceryana çarpılmış gibi neden titredim
Neden her seferinde çözüldü dizlerimin bağı
Ben delimiydim.
* * *
Bana kimse aşk yalandı demesin
Yalan olan biziz
Onu koruyamadık büyütemedik
Aşk çiçekti, yasemendi güldü sümbüldü
Kırdık soldurduk, kuruttuk
Bir yaraydı yüreğimde bazen
Bir damla yaştı gözlerimde
Paslı bir hançerdi sırtıma saplanan
Bazen bir gülüştü, bir kahkahaydı
Bazen şarkıydı, bazen nazdı
Bazen mızrabı kırık sazdı
Bazen nihavend bazen hüzzam
Bazen segah bazen sultaniyegahtı
Ama aşk hep vardı
* * *
Bana kimse aşk yalandı demesin
Biz onu hiç arayıp sormadık ki
Ona gönlümüzü açıp gel demedik ki
Kimbilir kaç defa çaldı kapımızı
Kimbilir kaç defa geçti önümüzden
Görmedik, kırıldı gücendi bize
Bir daha da uğramadı
Belki son bir defa çaldı kapımızı ama
Biz duymadık
Çarşamba:
Ticaret Odası Başkanı,
Odayı kullanıp otelinin reklamını yaparak
haksız rekabet sağlıyor.