6 Mayıs 2011 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Naylon Yıllar
yasar.karaduman@gmail.com

Çocukluğumuzda komik bir şarkı vardı : “Evlenmeyin bekârlar naylon kızlar çıkacak” diye  

Naylon’u 1929 yılında buldular, kırklı yıllarda hayatımıza girdi, sahte anlamına gelir.. Atmışlı yıllarda Naylon kadın çorabı modaydı.  Atmış beşte bir Naylon gömlek almıştım fiyakamdan geçilmezdi.. Ünye’de herkesin gözü benim gömleğimdeydi. En çok kadın çorabında tuttu naylon. Ondan önce ipek çoraplar vardı çok pahalıydı, hatta kaçan çorapları çeken çorapcılar bile vardı. 

Gençliğimde en çok hoşuma giden arkası dikişli çoraplardı.. Kadın bacağını çok seksi gösterirlerdi. Mariliyn Monroe çok giyerdi. Doris Day’ın “Bazıları sıcak sever” filminden sonra naylon çorap modası patladı. Sonra koyu ve siyah renklerine de yaptılar, kadın bacakları daha seksi görünmeye başladı.

Mahallemizde bir Beyhan Abla vardı gençliğimizde: “Kadın bacağı şişe gibi olacak” derdi,  daha çocuktum sayılırdım, bacaktan macaktan anlamazdım “şişe gibi bacak” nasıl olur diye merak ederdim. Anneme sordum “Şişe gibi bacak nasıl olur” diye “Kafana şişeyi yersen görürsün” dedi. Ben şişe gibi bacağın ne anlama geldiğini kırkından sonra ancak öğrendim, biraz geç öğrenmişim değil mi?

Ben birçok şeyi geç öğrendim, ama tam öğrendim. Kızlar  saçıma başıma dokunurlardı, “manyak mı bunlar” derdim, gençlik yıllarımızda uzun saç modası vardı saçlarım omzuma kadardı, pantolon paçaları  İspanyol paça, gömlek yakası deve kulağı gibi o Eski Türk filmlerinde görürsünüz.

Biz o yıllarda cep delik, cepken delik meteliğe kursun atarken Türk filmlerinden fırlamış jönler gibiydik. Cebimizde arkası naylon kaplı yuvarlak bir ayna  naylon bir tarak, saçlarımız Necipbey marka biriyantinli, şimdi jöle diyorlar Yalıkahvesinde piyasa yapardık.

Yetmişli yıllarda mini etekli bayanlar çıktı ama kendileri değil iç çamaşırları naylondu. Naylonlu isimler koymaya başladılar Naylon Cemal, Naylon Ali, Naylon Selma Naylon Kaptan, Naylon Necla gibi.

Şimdi ise her şey naylon oldu,  aşklar sevdalar naylonlaştı. Naylon kızlar da çıktı. Japonlar naylondan robot hanım bile yapmışlar evdeki işler için.

Bugünlük naylon işine burada son veriyorum peşinden iki şiir denemsi geliyor, umarım beğenirsiniz, hoşunuza giderse, facebook’ta da beğenin, yakında  “face” nin de naylonu çıkar  “facenayloon” olur. Zaten bunun “face”sini Amerikalılar bulmuşlar da “book”’unu Türkler çıkarmış, “naylon” unu çıkarırız, evelallah

 

***********************************

 

Hiç Gelmeyeceksin sandım.

Bir sahil şehrinde

Yarısı kırılmış bir ağacın dibinde beklerken.

O gitti dediler

Birden anlamını kaybetti her şey.

Benim için bu şehir bitti dedim.

Bir yıldır oturduğum ev ve eşyalarım

Yavaş yavaş toplamaya başladım.

Karşımdaki Erguvan da açmadı zaten

Sen gittin diye bundan sonra da açmaz,

Işıklar söndü karşı kıyıda

İçimde de söndüler tek tek.

Kapattım televizyonu

Kapattım gözlerimi

*         *          *

Bir yıl önce geldiğim akşamı hatırladım

Çok şey bulacağımı sanmıştım

Çok şey kaldığını sanmıştım geçmişten

Bir rüzgar tarümar etmişti bütün anıları

Dolaştım durdum

Bir hatıra kalıntısı bulurum diye.

Burada insanlar çok duyguzsuz

Bitkin, bezgin ve sevgisiz

En iyisi ben gideyim dedim

     *                   *                  *

Nasıl olsa o gelmeyecek

Erguvanlarda açmaz o gelmezse

Bir anlamı kalmadı bu şehirde durmanın

Sonra bir akşam geldin

Ama ben kararımı vermiştim

Kimbilir kaç gece 

Gözlerini düşünerek uykuya daldığım

Sevgisiz ve duyarsız insanların yaşadığı

Bu şehirden gidecektim

 

*************************************

Kim demiş aşk yok diye? 

Kim demiş aşk yok diye?

Kim demiş aşk yalan diye

Peki biz neyi yaşadık

Onbeşinde yirmisinde yirmibeşinde

Başımda esen bu deli rüzgar neydi

O simsiyah gözleri ben neden özledim

Ellerini tuttuğum zaman

Ceryana çarpılmış gibi neden titredim

Neden her seferinde çözüldü dizlerimin bağı

Ben delimiydim.

*           *                *

Bana kimse aşk yalandı demesin

Yalan olan biziz

Onu koruyamadık büyütemedik

Aşk çiçekti, yasemendi güldü sümbüldü

Kırdık soldurduk, kuruttuk

Bir yaraydı yüreğimde bazen

Bir damla yaştı gözlerimde

Paslı bir hançerdi sırtıma saplanan

Bazen bir gülüştü, bir kahkahaydı

Bazen şarkıydı, bazen nazdı

Bazen mızrabı kırık sazdı

Bazen nihavend bazen hüzzam

Bazen segah bazen sultaniyegahtı

Ama aşk hep vardı

*                *                   *

Bana kimse aşk yalandı demesin

Biz onu hiç arayıp sormadık ki

Ona gönlümüzü açıp gel demedik ki

Kimbilir kaç defa çaldı kapımızı

Kimbilir kaç defa geçti önümüzden

Görmedik, kırıldı gücendi bize

Bir daha da uğramadı

Belki son bir defa çaldı kapımızı ama

Biz duymadık

Çarşamba:

Ticaret Odası Başkanı,

Odayı kullanıp otelinin reklamını yaparak

haksız rekabet sağlıyor.

 

 

 

 



Bu Haber 896 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : bu bir veda mı ? Tarih : 7 Mayıs 2011 / Pazar Üye Adı :Yılmaz Ç.
yaşar bey, şiirinizini bir veda habercisi gibi okudum. umarım aslı yoktur. yorum ve düşünceleriniz gereken değeri bulmuyor olabilir, ama bunlardan bizi mahrum etme ve ünye'yi terketme seçeneğiniz bulunmuyor. kimsenin ünye gibi derdi yok artık. ve o kadar demokratik kitle örgütü olmasına rağmen onlar sizin kadar ünye'nin dertleriyle ilgilenmiyorlar. ileri gelenlerin ki buna belediye de dahildir kanımca, sizi el üstünde tutup, gerekli her türlü desteği vermesi gerekirken, sizi türlü yollarla sindirmek istiyorlar. makam ve mevkiler geçici ama kültürel değerler kalıcıdır ve mirasımızdır. o yüzden yarı yolda bırakmak yok.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI