16 Mayıs 2011 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Donla Denize Girmek
yasar.karaduman@gmail.com

Değerli okuyucular,

Ticaret Odası başkanının benimle kişisel sorunu nedeni ile gelişen tatsız olaylarla bir müddettir sizleri meşgul ediyoruz. Önceki gün odanın gönderdiği açıklamayı yayınladık. Olaylar başkanın tamamen keyfi davranması sonucu bu duruma gelmiştir.

 Biz, Ünyelilerin parası ile yapılan bu salonda bir Ünyeli yazarın konuşturulmamasının şık olmadığını vurgulayarak salonun ve binanın yapımında emekleri geçen eski yönetim ve eski başkan İsmail Hakkı Kara’nın salonun açılışına davet edilmediği gibi daha önce de odanın açılışında konuşma hakkı verilmediğini yazmıştık.

Gelen açıklamada: “Tüm üyelerimizi mesaj, basın kuruluşları ve belediye ilanı yolu ile davet ettiğimizi tüm Ünyelilerin bilgisine sunarız” denilmektedir.

 

Belediye Anonsu ile Davet

Bravo size..

Ünye’ye bir Ticaret Odası binası ve bir konferans salonu hediye eden eski bir başkan belediye ilanı ile mi davet edilir?.

Önceki gün bir açıklama daha geldi, genelde bu tür  açıklamalar  mahkeme kanalı ile gelmemişse yayınlanmaz, ama biz yayınlıyoruz..   açıklamalarda “yenilen pehlivan güreşe doymaz” örneğindeki gibi hep aynı şeyler vardır.. Biz  eski başkan İsmail Hakkı Kara konferans salonunun açılışına davet edilmedi diyoruz, onlar “belediye ilanı ile davet ettik” diyorlar, yorumu takdirlerinize bırakıyorum.

Açıklamanın başka bölümünde daha önce yayınladığımız Ticaret Odası’nın salon hakkındaki kararı tekrar edilmiş ve fenerin bozulmadığı yazılmıştır. Yüz yıllık fenerin içine ampul takmışsınız daha neresi bozacaksınız? Kuyu taşından ise hiç bahis yoktur. Esas kavga kuyu taşından kopmuştur. Halen hazmedemiyorum, hangi sıfatla mahallemizden taşı alıyorsun?

 

Aşağıdaki Sorulara cevap gelmedi?

Ticaret Odası’nın internet sitesindeki otelinin bedava reklamı ve sokaklardaki otelinin tabelalarından da hiç bahsedilmemiştir..

Tekrar soruyorum: Odanın sitesindeki otel reklamı için odaya ne kadar ödeme yapıldı? Sokak tabelaları için belediyeye ne kadar para ödendi?

Açıklamada bilinen şeylerden sonra babasının sadece altı ay tutuklu kaldığı ifade edilmiştir.. Ben bunu yazarken geçmişte birbirimize ne kadar bağlı olduğumuzu, rahmetli abisinin en yakın arkadaşı ve baba dostu olan bir yazara destek vermesi gerekirken bizi kırmanın anlamsızlığını vurgulamak istemiştim, kimseyi incitmek, özel hayatına girmek gibi bir amacım kesinlikle olamaz, yazımdaki “yalnız o bölüm” için, üzdüğüm tüm aile fertlerinden özür diliyorum. Abisi Rıza benim çocukluk ve sekiz yıllık okul arkadaşımdı, onun hatırı var.

Açıklamanın son bölümünde ise yazılarımı oda başkanının halk karşısında itibarını zedelemek amacı ile kaleme aldığım yazılmıştır.

 

Bizin İtibarımız yok mu?

Sen kuyu taşını alıp giderken koca bir mahallenin itibarı yok muydu? Yüz yıllık fenere ampul takarken koca bir şehrin itibarı ne oldu? Bunları yazmak neden itibar zedelemek olsun, yalan mı? Sen, önce konferans salonunu verip, adımı duyunca ben Yaşar Karaduman’a salonu vermem dediğinde Atatürkçü Düşünce Derneğinin ve benim itibarım ne oldu?

Açıklamada: “Odamız ile işbirliği yapılacak, ilçemizi ilgilendiren konferanslardan para alınmayacaktır. Bundan önceki Atatürkçü Düş. Dern.’nin konferansından alınmadığı gibi” denilmiş, bu da aynı derneğin konferansı, bundan neden 750 TL para istiyorsunuz? Ben olduğum için mi? Seni eleştirdiğim için mi? Sonra ben orada Uganda’yı mı anlatacaktım yoksa  salonda karpuz mu satacaktım? Başkan ne dediğini ne yaptığını bilmiyor, biri onu uyarsın.

 

Adidas Mayo Vardı da Giymedik mi?

Gelince donla denize girmek işine.. Bizim çocukluğumuzda Adidas mayo vardı da giymedik mi?. Bizim deniz donumuz vardı, genelde siyah olurdu. Mayoyu bir kere Ferhan giymişti de Ferhan Şensoy, “Bu ne lan dedik çocuk karılar gibi don giymiş”  O zaman donlarımızı Tantana Kemal ve abisi ile bugün öğretmen olan bir arkadaşımız dikerdi, şimdi adını yazarsam sorun çıkar, çocukları “vay sen bizim babamıza “doncu” mu dedin?” derler.

Tantana Kemal de  “Abi sen bizi doncu yapmışın yavv” diye kızmaz İnşallah..Don dediğim aslında şort tu, şort kelimesi daha İngilizce’den dilimize geçmemişti. Bu donlardan Ünye’de herkes giymiştir. Denizden çıktıktan sonra sıkar, kurusun diye bazen kayalara vururduk. Bir gün benim donun arkası vura vura delinmiş, ertesi günü delik donla denize girince alay konusu olmuştum..

Benim deniz donum şeker çuvalındandı. Çuval dedimse öyle fındık çuvalı değil, beyaz Amerikan bezi. Eskiden şekerler çuvalla gelirdi, babam bakkaldı, boşalan şeker çuvalından annem dikmişti.

Donla denize girmiş dediysem ne olmuş, anadan üryan (çıplak) demedim ya. Bunlar bir masal gibi geçen yıllardan kalan tatlı çocukluk anılarıdır. İnsan buna alınır mı?

 

Çarşamba’ya

Odanın gezilerinin parasını kim ödüyor?  Ankara’da dernek kurmak fiyaskosu?  Ünye Fatsa birlikteliği fiyaskosu.. Gidilen fuarlara kimler götürüldü ne kadar para harcandı, paraları kim verdi ve ne faydası oldu? Ünye’de dokuz tane matbaa varken odanın baskı işleri neden Ünye dışına veriliyor? Ben bütün işleri İstanbul’daki matbaamda verilen en ucuz fiatın yüzde yirmi altında yapma teklifi veriyorum.



Bu Haber 611 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Donsuzda denize girenler vardı Tarih : 18 Mayıs 2011 / Pazar Üye Adı :Bilgin Hasdemir
Sayın Garadumam, O günkü mayolarımızın kenarında, bi de ince biye vardı. Bacaan dışına gelen gısımların ucu üçgen şeklinde kesüktü... Renk avurluu gara; zamanla diyer renkler de görüldü... Bu arada Galabuzunda ve köprüde gece donları gurutma imkanı olmaduu içün denize donsuz girenlerin olduunu söölilar, ama ben ööle girenleri çok iyi taniim... Gençlik başımızda dumandı- pardon- u şekilde denize girenlerin başında dumandı---. İyi ki de yapmışım - gine pardon- iyi ki de yapmışlar... Yaşamın güzellii bazen farkluluklarda yatar... Bu arada 'ööle de denize girili mü, lan..' diyenler olabilür... Ben de unlara, 'Girdük valla, şey girdiler valla!' diyebülürüm... Başga ne diim?
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI