Değerli okuyucular bir müddettir Ticaret Odası ile sizleri hayli sıktık, ama bunların yazılması gerekti, neler varmış gördünüz. Ancak daha bitmedi, biraz ara veriyoruz.
Ben size bugün bir “Nemüslü Börek” hikayesi yazayım da kafamız dağılsın.
Uzun tarihi geçmişi olan ve birçok kavmin gelip geçtiği Ünye zengin bir yemek kültürüne de sahiptir. Kıyı kesimlerde deniz ürünleri, ot ve sebzeler, iç kesimlerde tahıl ürünlerine dayalı yemekler ağırlıktadır. Ünye yöresel sebze yemekleri, karalahana, ısırgan, pezik, galdirik, mantar, tütlücen, mendek, merulcan, marul, pırasa, karnabahar gibi ve ot ve sebzelerden oluşur
Bunlardan “Mendek” ile yapılan “Nemüslü Börek” Ünye’de çok eskiden beri bilinen ve günümüzde unutulmaya yüz tutan bir börek çeşididir. Ünye de zamanla her şeyin değişmesi gibi yemek kültüründe de değişimler olmuştur. Yeni beslenme usulleri bu eski tatları geri planda bırakmıştır. Hazırlanması zor ve uzun zaman alan yemekler az yapılır olmuş bazıları ise tamamen unutulmuştur. “Nemüslü Börek” de bunlardan biridir. Bazı yöresel yemek dükkanları bunu menülerine eklemişlerdir.
Mendek
Nemüslü Börek, Mendek denilen bir bitkiden yapılır. Mendek’in bulunmadığı yörelerde ıspanak ve pazı da koyarlar.
Mendek genelde ilkbaharda yetişen yabani bir, bir ısırgan çeşididir.. Çorbası da yapılır. Bazı yerlerde haşlanarak kavrulur ve üzerine yumurta kırılır. Bu ot ve böreği sadece Orta Doğu Karadeniz de bilinir.
Araştırmalarımızda “Nemüs” kelimesinin bir ot olduğunu böreğe de “Nemüslü” adının bu ottan dolayı verildiğini bulduk.
“Nemüs”ün ve Mendek otunun Ünye’de yaşamış Rum, Ermeni, Gürcü, Çerkez, Oguz Türkleri ve Kafkas halklarından birinin dilinden Türkçe ye geçmiş olması muhtemeldir. Yüksek ihtimalle Mendek de Nemüs de Ermenicedir.. Tirmit’in Ermenice bir kelime olduğu gibi.
Annem Çok yapardı
Nemüslü böreği, çocukluğumda annem bize çok sık yapardı ve çok severek yerdik, unutulmuş başka Ünye yemekleri de yapardı annem, ekşili yuvarlak köfte yapardı, gemici çorbamız vardı, makarnayı kendisi keserdi. Bir çeşit kâ denilen bir börek daha yapardı.
Nemüslü böreği şimdi Ortaçarşı’daki “Yöresek Yemekler” dükkanında Serap Hanım yaparak bu eski Ünye yemeğini yaşatmaya çalışıyor. Geçende annem de Ortaçarşı’ya geldiğinde uğramış yemiş bu börekten. Kalafat Mustafa Emmi’nin hanımı annemin ahiretliğidir, arada bir onu ziyarete gelir. Geçende hem onu ziyaret etmiş hem de gözlükçü Bülent’e gözlüğünü tamir ettirmiş, dönerken de Serap Hanımın dükkanında dinlenmiş.
Akşam annem:
-Bugün Aliye ahretliğime gittim, oradan gözlükçüye uğradım Gadir’e giderken (Kadir Tokgöz, annem, halası olur) nefeslenmek için durmuştum ki kızcağızın biri “Gel Hacıanne otur biraz dinlen” dedi. Oturdum mis gibi yemek kokusu geliii içerden, napiiin gızım sen burda? dedim
-Yemek yapıyoruz, Hacıanne, dedi
-Tapucu Fahri Efendinin torunuymuş. Tapucu Fahri Efendi babanın dostuydu.
-Sana Nemüslü Börek vereyim Hacıanne” dedi.
-Hadi ver bakim dedim, güzel de yapmış, lezzetlü mü lezzetlü.
İmaj hergün bakımlı olmaktır
Ordan Gadir’e gitcem de Gadir beni eve atcak. Baktım yanda bizim telefoncular var, az daha unutuyordum, kontür de alacaktım, içeri girdim başkaları var dükkanda, gızım dedim burada iki gızcağız vardı nereye gittiler?
-Biziz Hacıanne, bizi tanımadın mı, dedi iri gözlüsü
-Tanıyamadım gızım, dedim, saçları yine değişmiş ne olmuş onlara öyle, bir güzelleşmişler, bir güzelleşmişler
-Ne olacak anne şimdiki gençler her gün değişik imaj yapıyorlar.
-İmaç mı, imaç da ne? Gonuşma zevzek zevzek
-İmaj, bakımlı, güzel ve her gün değişik olmak. Müşteriler, karşılarında bakımlı, düzgün ve güzel konuşan insanlar görmek istiyorlar artık.
-Doğru diiiin, bide datlu dilleri var ki.. Şuradan bana gontür doldurun gızım dedim. Gontürleri bereketlü mü, bereketlü, gonişim gonişim bitmii. Odafon mu onların dükkânının adı? Kıbrıs’ı Berkhan’ı aradım, Zürih’te Bengü ile konuştum halen bitmedi.
Yazgülü’nün Kısmeti
Bana bak hele, sen şu kızcağızlara söylesen de bizim Yazgülü’ne iyi bir uşak bulsalar, işi, gücü ve evi olan, paralı, efendi, sessiz, kılığı kıyafeti düzgün bir tanıdıkları yok mu Yazgülü’ne yapsak.
-Yav anne yine başladın, bırak Yazgülü’nün kısmeti birgün çıkar gelir. Allah bilir sen ona kısmet açma muskası da yazdırmışındır Kel Yakup’a.
-Sus çarpulursun itikatsız… Sana bile yazdudum anlamadın mı?.
-Anladım anladım, geçen akşam eve gittiğimde bayanlar kapıda kuyruk olmuşlardı.
-Kimmiş onlar niye gelmişler?
-Kim olacak senin muskadan çıkıp gelmişler
-Sen dalga geç, dalga geç, bir gün çarpılacaksın.
-Hem senin dediğin o uşaklardan artık kalmadı anne en sonuncusu bendim, ben de ucuza gittim
-Sen yine de bir sor, gomşularında falan vardır, adı neydi o gızcağızların?
- Adlarını yazamam anne reklama girer, gazete sahibi reklam parasını benden alır, zaten “herkesi bedava reklam edip duruyorsun” diyor.