Bu haftaki köşe yazım biraz İstanbul, biraz da Ünye olacak, o nedenle başlığı da “Biraz Ünye biraz İstanbul” koydum. İlk önce Mecidiyeköy’den başlayalım
Mecidiyeköy her maç bir bayram yeri gibiydi. Çok uzun yıllar Galatasaray can verdi, renk verdi, neşe verdi Mecidiyeköy’e. Galatasaray’ın Avrupa kupası maçları ise başlı başına bir festival gibi olurdu. Evimiz stadın karşısındaydı. Yıllardır sevinci mutluluğu hüznü birlikte yaşadık. Yenilgiden sonra ağladığımız çok maçlar oldu. Sevinçten sabaha kadar bayram ettiğimiz maçlarda. Biz ailece Galatasaraylıydık. Uzun yıllar büyük açılışlara büyük galibiyetlere ve ağır yenilgilere şahit olduk. Çocukluğumda Ünye’de başlayan sarı - kırmızı sevdam başımdan hiç gitmedi.
Ben Ünye’de iken geçen ay emektar stadı yıkmışlar. Bütün anıların gömüldüğü bu mabet yerle bir olmuş.. Meğer koca stad ne kadar yakışırmış da Mecidiyeköy’e, farkında olmamışız. Mecidiyeköy şimdi ıssız, sessiz ve öksüz.
Yeni stadı bir türlü sevemedim, soğuk donuk ve sevimsiz geldi bana. Ben Mecidiyeköy’deki stadı çok arıyorum. Dünyadaki ve Ünye’deki bütün Galatasaraylılara selam İstanbul’dan.. Ünyespor’un ve Orduspor’un da başarılarını kutluyorum.
Eyüp ve Sarıyer Belediyeleri çözmüş
Ünye Belediyesi çözmek istenmiyor..
İstanbul çok büyük bir şehir. Onaltı milyona’a yaklaşan nüfusu ile birçok Avrupa ülkesinden büyük. Bu büyük ve karmaşık şehirdeki sorunların da büyük ve karmaşık olması doğaldır. Muhteşem insan beyni tüm bu sorunların üstesinde gelmiş. İstanbul yavaş yavaş yaşanacak bir şehir haline geliyor.
Bizim Ünye’de halen halledemediğimiz iki basit sorun olan güvercin şeyi ile çekirdek pisliğini Eyüp ve Sarıyer belediyeleri çöznüş. Bizim belediyemiz halen uydurma basit ve gülünç uygulamalarla çözmeye çalışıyor.
Eyüp Belediyesi Eyüp Sultan Türbesi ve Camisi etrafındaki güvercin pisliklerine kesin çözüm bulmuş koca meydanda bir tek güvercin pisliği yok.
Güvercin yemleme yeri yapmış, o yerin dışında güvercinlere yem verilmesini ve bizdeki gibi evden kokmuş ve artık yemekleri getirerek güvercinlere verilmesini önlemiş, büyük uyarı levhaları asmış.. “Koku ve pislik oluşmaması için güvercinlere yemleme yeri dışında yem vermeyiniz” Güvercinlere yem verirken aç ve muhtaç insanları da hatırlayınız” diye.
Biz de de güvercin yemleme yeri yaptılar. Tabela da koydular, ama tabelayı kimse görmesin diye ufacık yazdılar. Ünye Belediyesi sorun falan çözmek istemiyor bizimle dalga geçiyor. Eyüp Belediyesinin uygulamalarını fotoğraflı olarak facebook’ta Gazete Ünyeses’te veriyoruz. Gazete Ünyeses’i ekleyin.
Kaymakam Ve Belediye Başkanı
İmce Ruhlu İnsanlardır.
İstanbul bir Laleler şehri idi.. Şimdi çiçekler ülkesi olmuş. Büyük şehir belediyesi ve ilçe belediyeleri ve hatta en fakir belediyeler bile caddelerini sokaklarını parklarını cennet haline getirmişler. Bizim parkımızın taşlarında bakımsızlıktan yosun bitmiş.
Ünye her yaz olduğu gibi bu yaz da perişan, bakımsız ve köy gibi. Yalıkahvesi sahili yağmalanmış, ne kadar çirkin şey varsa güzelim kumsala doldurulmuş. Sayın Kaymakamımız Dr. Osman Bey, kumsallar size bağlı olan Mili Emlak’ a, denetim ve bakımları da şehrin belediyesine aittir. Bu çirkinliğe neden izin veriyorsunuz? Alınan üç kuruş uğruna değer mi?
Bunları buradan kaldırıp öteki kumsala gönderin, lütfen. Siz ve belediye başkanı sevgili kardeşim Ahmet Bey zevkli ve ince ruhlu insanlarsınız, bunlardan kesinlikle haberiniz yoktur, yoksa bu çirkinliğe izin vereceğinizi sanmam.
Uzunkum ötesi kumsallar da yağmalanmış. Haberiniz olmadı mı? İnsanlar yazı tuvaletsiz ve susuz çadırlarda geçirecekler, kolera oluruz vallahi.
Hele belediye başkanı kardeşimin bunlardan haberi olduğunu hiç sanmıyorum. Şehrin orasına burasına yapılan uymayan yamalardan, şehre yakışmayan çirkin şeylerden, çimenlere döşenen taşlardan ve parktan-bahçeden haberi olmayan bir müdürün evcilik oynar gibi yaptığı acemiliklerden haberi olduğunu sanmıyorum. Kendisi ince ruhlu güzel giyinen gündemi takip eden sanatçı ruhlu bir kardeşimizdir. Ben olsaydım bu kelek işleri kim yapıyorsa ellerine birer kaşağı vererek tırıs tırıs at hanına gönderirdim.
Değerli belediye başkanı kardeşime bazı müdürlerini İstanbul’a herhangi bir belediyeye staja göndermelerini öneririm. Özelikle şehrin makyajından, ağacından, çiceğinden sorumlu müdürünü ve amirini.
Erguvanlar açmış bile
Ben gelirken Ünye’de penceremin dibindeki Erguvan daha açmamıştı. Bu yıl Ünye’ye yaz gelmedi. İstanbul’ a döndüm de kemiklerim ısındı. İstanbul’da ise Erguvanlar çoktan açmışlar. Her sabah kalkar kalkmaz Erguvan’a bakardım, biraz daha açardı nazlı bempe rengiyle. Bizanslı bir şair Erguvan çiçeğini, ömrünü aşık olacağı erkeği bekleyen kadınına benzetir. Umarım döndüğümde Erguvanlarım solmamış olur.
Çarşamba: Belediye,Ticaret Odası başkanının sokaklardaki otel reklamı tabelalarından neden para almıyor ? Tabelaları neden sökmüyor.