Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
6 Haziran 2011 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Tüh be seçim yasağına takıldık...
musakiroglu@mynet.com

Yaklaşık iki ay önce partiler seçim çalışmalarına başladıklarında; “Müsabaka 4-1-1 başladı” başlığı ile bir yorumda bulunmuştum. O yazımda Ordu ili genelinde yaptığım küçük bir anketten hareketle; çoğunluğun tahminin 4-1-1 yönünde olduğuna dikkat çekmiştim.

 

Geçen sürede ne oldu, sonuçta bir değişiklik oldu mu? Olduysa hangi partiler kazançlı, hangileri zararlı? Bu sorulara cevap olsun diye; 31 Mayıs’ta Başbakan Tayip Erdoğan’ın da Ordu’da miting yapmasının ardından seçimle ilgili son tahminleri yazacaktım. Yazacaktım ki; bir de ne duyayım; seçim yasakları başlamış. Anket sonucu falan yazmak yasak…

 

Kaldı mı sana elimde yaptığım araştırma sonuçları… Şimdi 12 Haziran akşamını bekleyip bu sonuçları sandıktan çıkan sonuçlarla karşılaştırmaktan başka yapabileceğim hiç bir şey yok.

 

Ama en çok neyi merak ediyorum biliyor musunuz? Sandıktan çıkacak seçim sonuçları üzerinde Orduspor’un Süper Lig’e çıkmasının ne kadar etkili olacağını merak ediyorum. Çünkü bu şampiyonluk enteresan bir atmosfere yol açtı.

 

Aman, daha fazla laf etmeyeyim, sonra yasağa falan toslar başıma iş alırım.

 

Yasak derken, önceki akşam televizyonun birinde izledim. 12 Eylül 2010 referandumu sonrasında 12 Eylül 1980 yasaklı ve mağdurları ile ilgili neler yapıldı? Gasp edilen hangi hakları iade edildi? Fişlenmelere son verildi mi?

 

Televizyondaki programa katılan iktidar partisi sözcüsü bu konuda epeyce sıkıştırıldı. Sıkıştıkça da Kenan Evren’in ifadesinin alınacağına sarılıp durdu.

 

12 Eylül darbesi yasaklısı ve mağduru birisi olarak referandum sonrasını ben de izliyorum. Hükümetin maalesef bu konuda tek bir adım atmadığını ben de görüyorum. Kaldı ki ağzını açıp tek bir kelam etme gereği bile duymuyor.

 

Ben, 12 Eylül 1980’de 25 yaşında tığ gibi bir delikanlıydım. Aradan 31 yıl geçti. Yaşım 60’a dayandı.

 

12 Eylül öncesi gençliğim ateşle barut arasında can mücadelesi içinde geçti. 12 Eylül’ün zindanlarında gerek yaşadıklarımla gerekse gördüklerimle yatıp kalkmayı o gün bugündür günlük hayat şeklim haline getirdim.

 

Ayrıca, 31 yıl boyunca ve bundan sonra kaç yıl daha yaşayacaksam o kadar, benimle ilgili olarak canı sıkılan ya da bir şekilde canını sıktıklarım, acizlik kompleksi içinde; “Ne olacak aşırı solcu, Maocu da ondan…” suçlamasını hep sürdürecekler.

 

Bütün bunlara alıştım dersem kendime haksızlık yaparım. Alışmadım. Uğradığım haksızlığa kendimi niye alıştırayım ki…

 

Bu yüzden referandumda ‘evet’ demiştim. Bize bu haksızlıkları yapanlarla, tarihin o karanlık dönemiyle, yani 12 Eylül 1980’le, ayrıca 1960, 1971, 28 Şubat 1997,                          27 Nisan 2007 ile hesaplaşılsın istemiştim.

 

Ama sekiz ay geçti; görüyorum ki verilen sözler gök kubbede hoş birer seda olarak kaldı.

 

31 yılın kahrına katlanan, ömrünün bundan sonraki kısmının kahrına da katlanır. Ve günü gelir çeker gider bu dünyadan. Gideceğim tabi ki…

 

Ama insan kandırıp, ondan yararlanmak da kul hakkı yemek değil midir? Bu hükümetten ve Başbakan Tayip Erdoğan’dan işte bu nedenle alacaklı gideceğim. Bana kul hakkı borçları olacak.

 

Genç yaşımda haksızlık yapan ve bir ömür boyu kahır çektirenlere hakkımı helal etmeyeceğim gibi bu hükümete de, Başbakan’a da böyle giderse hakkımı helal etmeyeceğim.

 

 



Bu Haber 1922 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI