Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
7 Haziran 2011 Pazar
İSMAİL SARI
"Ben mesleğimi icra ediyorum"

Gece saat 23:00 sıraları; çarşı içinden geçerek bir yere gidiyorum. Tek yönlü dar bir yolda önüm sıra, derme-çatma bir el arabası  gidiyor. Yükü ağır ve kenarları ek paravanlarla desteklenmiş halde tepesine kadar da dolu. Arabamla arkasından yavaş yavaş takibederken yükünü şöyle bir tarıyorum; plastik kasa kırıkları, kablar, çeşitli plastik eşya artıkları ve değişik hurdalar…

      Yol genişledi ve sollamağa geçince yan tarafından yavaşlayarak selam verdim ve işinde kolaylık diledikten sonra  (yanlış anlamasın diye) gülümsemeli bir yüz ifadesi ile “şu saatte çektiğin zahmetine karşılık emeğinin karşılığını alabiliyor musun?” dedim. Arabasının kollarına dayanır gibi yaparak kol kaslarını şöyyyle bir gerdi ve ekmeğinin hizmetçisi vakuru, gururu ile yüzüme doğru dönerek “Ben, mesleğimi icra ediyorum ağabey, rızkı veren allah’tır; çok şükür, muhannete muhtaç değiliz!” dedi.

       Ben bayılırım bu çeşit insanlara. Hayal aleminde her gün zenginlik üstüne zengin olanları, şans oyunlarından medet umanları, çalışma azmini yitirmiş olanları düşününce bayılınmaz mı bu tavıra. Peygamberimiz (a.s.), Mekke’den Medine’ye Hicret emrini alınca, kendisine inananlara hicret etmelerini söylediğinde bazı Müslümanlar çekimser davrandılar. Endişelerini de şu sözlerle dile getiriyorlardı: “Anamız-Babamız sana feda olsun ya Muhammed! Ancak, Medine’de arazimiz yok, tanıdığımız yok; biz orada ne yer ne içeriz?” Bu endişelere karşılık yüce Rabbimiz, Ankebut suresinin 60. ayetini vahyederek Peygamberimize, Müslümanların endişelerini bertaraf etmesini öğütlemişti: “Nice canlı var ki, rızkını (yanında) taşımıyor. Onlara da size de rızık veren Allah’tır. O, her şeyi işitir ve bilir.” Yani çalışan insan rızkını her yerde ve her zaman kazanır. Rızık endişesi ile kişi, üzerine düşen bir görevi ertelememelidir.

         Gelelim, çalışmadan havadan rızık bekleyenlere. Hasan Dağı’nın eteklerinde yaşayan şair, dağın bomboş duran yamaçlarına doğru bakarken bir hayal geliştirir; şu dağın boş duran arazisine arpa eksem şu kadar arpam olur, satarım ve şu kadar para kazanırım. Derelerine değirmen kursam  şu kadar  un öğütür ve şunu kazanırım. Komşulardan birer ikişer tavuk istesem şu kadar tavuğum olur. Bu hayalinin gerçekleşme şansını akıl süzgecinden geçirdikten sonra dizelerini sıralamıştır.

 

            “Hasan Dağı arpalıktır eğer saban sürerse

              Her dereye bir değirmen eğer su gelirse

              Her kümesten bir tavuk eğer komşu verirse

              Güzel gidiş bu gidiş eğer sonu gelirse”

 

         Her gerçekliğin bir hayal safhası vardır elbet. Ancak, hayatımızı sadece boş hayallerle tanzim edersek ekmeksiz kalmak mukadder (kaçınılmaz) olur. Para getiren işin iyisi kötüsü olmaz. Ekmeksiz kalmamak için mutlaka bir iş bulup çalışılmalıdır. Yazıma başlık olarak seçtiğim cümle, bu ölçülerde düşünüldüğünde, sahibinin “mesleğini” ifade eder ve düşündürücüdür. Ekonomik zafer, ancak üretici toplumların hakkıdır. Üretmeden tüketmek olmaz. Hazır yiyicilikten kurtulmak zorunda olduğumuzu bir defa daha hatırlamış oldum ve bu çalışana teşekkür ederek ayrıldım.

 

 

 

 



Bu Haber 1721 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI