Geçtiğimiz Salı sabahı Kaledere Mahallesi Çınarlık Caddesi üzerinde bir arkadaşın dükkanının önünde ayak üstü sohbet ederken gözümüz bir şeye takıldı. Karşımızdaki Zincirlikuyu Sokak’ta Belediye kamyonlarından birinden çuval, çuval yük yıkılıyordu.
Merak ettik, sorduk ne olduğunu. Öğendik ki belediye tarafından gönderilen fındıkkabuğu yıkılıyormuş. Elimizde belge ve ibret olsun, diye resmini çektik. Kamyonun, plakasının, kabukların, çuvalı indirenlerin, alanların, hepsinin resmini çektik.
Ardından eve geldim, telefonla belediyeyi aradım. Fındıkkabuğu dağıtıldığını öğrendiğimi, söyledim. “Ben de fındıkkabuğu almak istiyorum, nasıl alabilirim” diye sordum.
Beni (adı bende saklı) ilgili kişiye bağladılar, durumu ona da anlattım, isteğimi belirttim. Bana hangi mahallede oturuyorsun, diye sordu. Uydurdum, Bayramca’da oturduğumu söyledim. Adımı, soyadımı sordu, onu da uydurdum Haydar Uzun, dedim.
Bunun üzerine daha da ileri giderek, “Kaç kişilik ailesin, evde kaç kişi oy kullanıyor? Aynı mahallede oturan başka hısımın, akraban var mı?” falan filan bir sürü soru daha sordu. Ben de uydurdum, uydurdum, attım, cevap verdim.
Son olarak, “Tamam biz notumuzu aldık, mahalleden de araştıracağız, kabuğunu göndereceğiz. Biliyorsun seçim var. Bu yardımların daha çok devam etmesi için Belediye Başkanımızın tekrar seçilmesi gerekiyor. Ona göre, ha…” dedi.
Ben de kendisine “Gazeteci” olduğumu, bütün bu yapılanları az-çok tahmin ettiğimi, ama şimdi artık iyice emin olduğumu, söyleyince, “Allah hepinizin belasını versin, o… çocukları” deyip, telefonu yüzüme kapattı. Birden nasıl da sinirlendi, ağzını bozdu. Öyle ya, iyice açık verdi ‘adamcağız’.
Bu böyle, her seçim öncesinde görev başındaki belediye başkanlarının belediye yardımı adı altında, sırf oy kazanmak için başvurduğu bir yoldur, sözüm ona seçim kazanma yöntemlerinden biridir.
Belediye parasıyla oy toplama… Yani senin-benim paramla oy toplama… Hatta kendisine muhalif diğer adayların parasıyla, onlara karşı seçim kazanmak için oy toplama…
Böyle bir haksızlık olur mu? Ama oluyor maalesef. Bunun hesabını da hiçbir kanun sormuyor, soramıyor.
Hele de bu AK Parti döneminde bu işin dozu iyice kaçtı. Vatandaşa, sanki babasının kesesinden verir gibi, ver demiri… ver kömürü… ver şunu… ver bunu… Sonra da gelsin oylar.
Ben bu köşemden daha önce yazmıştım. AK Partili bir Ordu milletvekili, “Önceki dönemde 17 bin aileye muhtaçlık yardımı yapılmıştı, biz bu sayıyı 47 bine çıkardık” demişti’ de… Ben de kendisine, “Hani kişi başına milli geliri iki kat artırmış, zengin toplum yarattığınızı söylüyorsunuz. Muhtaç sayısı 17 binden 47 bine çıkmış, siz bu toplumu zenginleştirdiniz mi, fakirleştirdiniz mi?” diye sormuştum.
Bunlar toplumu iyice fakirleştirdiler, işsiz-güçsüz sadaka toplumu yarattılar. Ondan sonra da, dağıt yardımı, topla oyu, kazan seçimi.
Kömürdü… Demirdi derken… Şimdi de fındıkkabuğu… dağıt dur. Nasıl olsa senden bir şey gitmiyor