Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
18 Haziran 2011 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Ünye her geçen gün 'aydınlanıyor!'
musakiroglu@mynet.com

Aydınlanma birisi gerçek, birisi mecazi iki anlamlı bir sözcüktür.

 

Gerçek anlamıyla aydınlanma; karanlık, ışıksız, ışığı az bir yerde bir ışık kaynağından çıkan ışıkla, ortalığın aydınlanması anlamı taşır.

 

Mecazi anlamıyla aydınlanma ise; cehaletten, bilgisizlikten kurtulma… Bilgilenme, öğrendiği bilgilerle hareket etme… Örnek olma anlamına gelir.

 

Gerçek anlamıyla aydınlanma teknik bir olaydır. Karanlığa tutarsın bir ışık etrafı aydınlatırsın.

 

Mecazi anlamıyla aydınlanma ise; beyinde ışık yakmaktır. Ve ayrıca hareketlerinde etrafına ışık saçmaktır.

 

Beyinde ışık yakmak; bilmek, bilgilenmektir. Bilmek-öğrenmek uçsuz-bucaksız, sınırsız-sonsuz bir iştir. Bilginin sınırı yoktur. Bilmenin, öğrenmenin de sınırı yoktur. Bu ömür boyu süren bir süreçtir.

 

Ama aydınlanmak, aydın insan olmak sadece bilmekle mümkün olmaz. Bildiğini çevrenle paylaşacaksın… Tavrında, tarzında, duruşunda farklılık olacak. Bütün bunlarda bilginin ışığı yanacak ki aydın olabilesin.

 

Karanlık bir yeri aydınlatmak kolaydır. Dediğim gibi yakarsın ışığı aydınlanır. Ama beyinlerdeki karanlığı, bilgisizliği, cehaleti aydınlatmak kolay değildir. Çok meşakkatli bir iştir.

 

Hele beyindeki bu ışığı sürekli kılmak, sürekli olarak artırmak… Etrafına ışık saçan birisi olmak herkese özgü bir durum değildir. Çok az insan bunu becerir.

 

İşte onlar aydın insanlardır. Gerçek aydınlar onlardır.

 

Son yıllarda Ünye’de çok ciddi manada “aydınlanma” yaşanıyor.

 

Yanlış anlaşılmasın, mecazi aydınlanma, yani beyinde aydınlanma değil Ünye’de yaşanan… Etrafın aydınlatılmasından doğan… Her tarafa bol bol ışık, ampul takılmasından meydana gelen bir aydınlanma yaşıyoruz şehrimizde.

 

Oturduğum ev Ortayılmazlar Mahallesi’nde. Ünye şehir merkezini, sahil boyu karayolunu ve denizi gören bir konumu var.

 

Geceleri pencereden dışarı baktığımda, gündüz Ünye’ye kaç lamba daha takılmış, mevcuda kaç ışık daha eklenmiş tamı tamına görürüm.

 

Sahil boyu yolda çift taraflı takılan uzun direk-kısa direk sokak aydınlatmaları… Yüksek direk, güçlü, şehir aydınlatmaları… Eski tarihi iskelede yanar/söner ışıldaklı aydınlatma… Uzun iskelede üstten aydınlatma, alttan denize vuran ışıklı aydınlatma… Son günlerde ise iskeleyi üç tarafından çeviren uzun hortum tipi aydınlatma… Karşıda rengarenk yanan, sürekli renkten renge giren Atatürk Parkı aydınlatması.

 

Velhasıl Ünye’de aydınlanma üstüne aydınlanma yaşanıyor… Aydınlanmadık bir tek santimetre kare kalmadı dersek yalan olmaz.

 

Ünye gerçek aydınlanmadan nasibini fazlasıyla alan, pırıl pırıl aydınlanan, gecesi gündüz gibi yaşanan bir şehir…

 

Ya mecazi aydınlanma yönünden Ünye’nin hali ne?

 

Bir soruda şöyle sorayım; Ünyeliler mecazi aydınlanmadan, yani bilgiden, bilimden yeterli miktarda nasibini almış olsaydı, şehir içinde böyle bol keseden aydınlatmayı nasıl karşılardı?

 

Oh, oh çok güzel, her taraf ışıl ışıl, harika bir şehir oldu mu derdi?

 

Yoksa bu ışık kirliliğidir. Çevre ve canlı sağlığı için tehlikelidir. Bu kadar aydınlatma olmamalı mı derdi?

 

Acaba ömrüm bu soruların cevabını duymaya yetecek mi?

 

 

 

 

 



Bu Haber 2010 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI