Değerli okuyucular, bugün size İstanbul Kınalıada’daki dostum çok güzel insan Mari’yi yazacaktım. Mari’nin büyük dedesi Ünyeli, sonra İstanbul’a göç etmişler. Babası Günaydın gazetesinde servis şefimdi. Onlar Ünye’ye Grekçe “Noi” derlerdi. Mari’yi tanıdığım zaman Şişli Rum Kız Lisesi son sınıftaydı..
Birgün babaannesi bana sordu: “Sen nerdensin kuzum?”
Ben Ünyeliyim dedim.
“Biz de Noi’liyiz. Bizim orada deniz kenarında evimiz vardı ben ayrıldığımda yedi yaşındaydım çok güzel bir yerdi, orayı hiç unutamadım “
Bu anıları yazacaktım, aniden gelişen daha güncel konular oldu.
Mevsimin İlk Boğulma Vakası
Dalgalı havalarda Karadeniz hırçınlaşır ve tehlikeli olur. Ünye’de de dalgalı havalarda tehlikeli noktalar vardır. Biz eski Ünyeliler denizin bu özelliğini bilir böyle havalarda buralarda denize girmeyiz, girenleri de uyarırız. Bu yerler: Uzunkum, Aynikola ve aralardaki koylardır. Buralarda denizin dip akıntıları, gelgit olayı, vip akıntıları dediğimiz denizin insanları içeri çekmesi, ayağın altındaki kumun kayması ve denizde oluşan birdenbire derinleşen kuyulardır. İnsanlar bunlardan biri ile karşılaştıkları zaman, paniğe kapılıyorlar ve maalesef boğuluyorlar. Bunlar genelde ya Ünye’ye dışarıdan misafir gelenler ya da Ünye’nin denizi tanımayan yeni sakinleri oluyor.
Ne yapılabilir?
Her plajda bir cankurtaran ve bir bot kesinlikle şarttır, emniyet şeridi şarttır, tehlikeli yerlere uyarı işaretleri konulmalıdır. Dalgalı havalarda belediyeden denize girilmemesi için anons yapılması şarttır. Yine dalgalı havalarda Pazar günleri bir emniyet veya belediye görevlisi Çamlıktan Uzunkum’a kadar dolaşarak denize girenleri uyarmalıdır. Bunları sayın kaymakam Dr. Osman Bey ve sayın belediye başkanı Ahmet Bey’in dikkatlerine sunarım. Biz bunları bu şehirde kırk yıl önce yapıyorduk, burarda onlarca insanı boğulmaktan kurtardık. Belediye Aynikolaya iki hoparlör koyarak böyle havalarda devamlı uyarı anonsları yapmalıdır. Bunlar başka yerlerde, mesela Karadeniz kıyısında olan İstanbul Kilyos plajlarında uygulanmaktadır. Böyle bir uyarı yapılsaydı veya uyarı tabelaları olsaydı belki Pazar günü hayatını kaybeden Ozan Gül denize girmeyecekti.
Yalıkahvesi Kemal bey’den Sorulur dediler..
Yalıkahvesi’ndeki balıkçı ve kayıkçı çocukların çoğu bizim mahallenin uşaklarıdır. Bir denizci ve kaptan torunu olmam dolayısı beni tanırlar çoğu zaman sohbet ederiz, onların da bir sürü dertleri vardır.
Yalıkahvesi Ünye’nin vitrinidir. Ünye’ye ilk gelen burayı görür. Ne yazık ki bizim vitrin çok iyi değildir. Kumsal perişan ve kirlidir, halkın denizle ilişkisi kesilmiştir. Milli Emlak kumsala sahip çıkamamıştır, belediyenin ve kaymakamlığın da ihmali vardır. Artık bu sene geç kalındı, yapacak bir şey yok. Gelecek yıl tüm bunlar öteki kumsala taşınmalıdır. Bu insanlara gelecek sene için ümit vermeyin şimdiden tebligatlarınızı yapın, sezon sonunda kumsalın bir köşesine Orta yılmazlar Mahallesine bir çocuk parkı yapılması için muhtarımız Seyhan Hanım’a belediyeye şimdiden başvuru yapmasını öneriyorum.
Kaldırım bu sene de bitpazarına dönmesin
Geçen sene Yalıkahvesi’nde yaya kaldırıma ne kadar satıcı varsa dizilmişlerdi, boncukçu, gözlemeci, kemerci, tokacı, mısırcı, sucu, çekirdekçi, fındıkçı, çantacı, gömlekçi, kitapçı bütün Ünye buradaydı.
Bu sene ayni tiyatro olmasın dedik. Fakat önceki akşam bir mısırcı geldi tezgahını kurdu. Çocuklara filmin devamı gelir dedim. Hemen ertesi akşam bir kitapçı geldi.
Bizim uşaklar olayı dakika dakika izliyorlar, bana “Yaşar Abi buralar belediye başkan yardımcısı Kemal Bey’den sorulur” dediler. Sevindim, “Kemal Bey zarif ve ince ruhlu insandır, derdimizi anlar” dedim
Değerli Kemal Çöp Bey kardeşim, bu Yalıkahvesi’nin perişanlığı, kumsalın çöplüğü ve düzensizliği nedendir. Burası nasıl birdenbire panayıra döndü. İskele restoran tarafı hep perişan, bu deniz bisikletleri modern bir şehre yakışmıyor artık. Kumsalda sahibi olmayan hurda eski ve yeni sandallar var, bunları yükleyin kamyona atın, lağımın ağzında çocuklar denize giriyorlar, buralara uyarı levhası koyun, kolera olurlar. Sayın kaymakam Dr. Osman Bey sizde müdahele edin lütfen.
Çekirdek rezaleti aynen devam ediyor.. Yalıkahvesinde akşamları banklarda oturup denizi seyretmek istiyorum, mümkün değil, her taraf utanç verici bir şekilde çekirdek pisliği. İnsan olmaktan bu kadar utanmadım hiç. Bu insanlar çekirdek yemeyi bilmiyorlar, yasaklayın veya birini görevlendirin anında temizlesin. Ben neden bu pisliğin içinde oturayım?
Sen İstanbul görmüş, güzel giyinen zevk ve estetik sahibi değerli genç ve yakışıklı bir kardeşimizsin. Böyle kelek işlerin senden sorulan yerlerde olmaması lazım diyorum.
Yanlış mı diyorum?
Seni bir akşam burada oturmaya ve mehtabı seyretmeye davet ediyorum. Tabi oturabilirsek.
Cuma’ya: Fotoğraf dersi hocam Helmut Rosenbaum