Yalıkahvesi kaldırımındaki satıcılar geri döndüler ve yine geçen seneki köy panayırı görüntüsü oluştu.
Bir akşam ilk bir mısırcı geldi, belediye zabıtaları ile epeyi cebelleştikten sonra gelen bir telefonla zabıtalar çekildiler. Galibe mısırlı hatırlı biriydi.. Peşinden her akşam biri eklenerek yine eski hamam eski tasa döndük ve beşinci sınıf tatil beldelerinde gördüğümüz perişan ve çirkin bir görüntü oluştu. Herhalde kitapçının torpili yoktu ki onu yüzüncü yıldan sonraya attılar, çünkü çekirdekçi daha önemliydi.
Kaldırımı ciddiyetten uzak bir sürü çoluk çocuk satıcı işgal ederek gelip geçenleri görsel olarak rahatsız etmeye başladılar.
Geçenki yazımda Yalıkahvesi bölgesinden sorumlu belediye başkan yardımcısı, Kemal Bey’i, belediye başkanını ve kaymakamı buranın halini görmek için davet etmiştim kimse gelmedi. Duydum ki Kemal Çöp halı sahada top oynarken, lifini koparmış, telefon ettim, geçmiş olsun dedim, iyi dostumdur. “Evde on gündür yatıyorum, düzelmese ameliyat olacağım” dedi. Yokluğu belli oldu. Yoksa bu Yalıkahvesi bölgesinin yağmasına ve derbederliğine izin vermezdi. Sayın Belediye Başkanı Ahmet Bey kardeşimden hasseten istirham ediyorum, akşamları buraya iki zabıta salsın. Davetim ise halen bakidir.
Festival ve Temiz Şehir
Festival için hazırlıklar son hızla devam ediyor. Bu yıl bir hafta sürecekmiş Allah bize güç kuvvet versin. Festivalin sanatçıları bu yıl göz doldurucu Bazı noksanları da olsa çok dert etmiyoruz, çünkü insanlarımız arasında bundan mutlu olanlar da var.
Dert ettiğimiz festivale gösterdiğimiz özeni şehrin temizlik gibi diğer sorunlarına göstermediğimiz. Dert ettiğimiz, Cumhuriyet Meydanı’ndan Dikitaş’a kadar çekirdek kabuğu pisliği. Dert ettiğimiz kumsalların Fenerden Derbent’e kadar çöp çöp çöp içinde, koyların susuz ve tuvaletiz çadırların istilasına uğramış olması.. Milli emlak sahillerine sahip çıkamadığı gibi belediye de buralara hizmet götürmekte ve denetimde yetersiz kalıyor. Ancak bazı koylara denize giren vatandaşlar için kabin koymuş olması sevindirici.
Festivalin kültür ayağı biraz zayıf, bir tiyatro grubu yok, ünlü bir yazarla söyleşi yok, çocuklar için bir çocuk tiyatrosu yok?. Bir açık hava nostalji sineması yani yazlık sinema da yapılabilirdi.?
Köylü Pazarını Unutmadık..
Köyü pazarı arada kaynadı gitti. Bir hafta festival yapıyoruz da bir köylü pazarı yapamıyoruz. Bir festival parasına iki köylü pazarı yapılırdı. Yer aranıyor dediler, yine köylüyü uyuttular. Köylü halen yarısı paslı tezgahlar üstünde yarısı yerde, yazın sıcakta kışın soğukta bu Afrika’da bile kalmamış köylü pazarında çile doldurmakta.
Festivali bir haftaya çıkardık, ama iki bağ melevcen satan köylüye bir pazar yapamadık. Bunu da unutmadık.
Rus Pazarını da Unutmadık.
Şehrin orta yerinde iyileşmeyen bir yara gibi duran utancımız Rus Pazarını da unutmadık. Çatısı bütün dünyada yasaklanmış kanserojen asbest ile kapatılmış Rus Pazarı bir hafta festival süresince kimsenin aklına gelmeyecek. Hatta buradaki esnaflar çoluk çocuk Hadise’yi dinlemeye meydana koşacaklar ama tepelerindeki kanser yapan asbest çatı örtüsünün ve kanser soluduklarının farkında bile olmayacaklar. Bundan ne belediye başkanının haberi var ne de kaymakamın.
Doldurma Parka Kimse Gitmiyor
Tatil ve iş saatleri sonrası Cumhuriyet Meydanı ve Yalıkahvesi kaldırımı cıvıl cıvıl, ama doldurma park bomboş, yalnız çocuk bahçesi çalışıyor. İnsanlar burayı çok sevmediler, yine şehrin içine geliyorlar, öyle görülüyor ki ilerde de sevmeyecekler. Burası zorlama ile yapılmış, baştan ölü doğmuş, soğuk, hissiz, kötü düzenleme ve peyzajı ile insana hiçbir şey anlatmayan, bir ton paranın ziyan ve doğanın tahrip edildiği hatalı bir proje. Buraya harcanan parayla, bir otopark, bir kültür sarayı, semtlere parklar, bir huzur evi, daha birçok faydalı şey yapılabilirdi. Burası hatalı bir iştir.
Annem Ayvalık’a Gitti.
Bir süredir evimiz şenlenmişti. Kızkardeşim, çocukları ve torunları bizdeydiler. Ailenin bir bölümü ile hasret giderdik, on gün kaldılar ve son kafile dün akşam gitti. Kızkardeşim annemi de götürdü Ayvalık’a.. Aybaşında İstanbul’dan sonra ben de geçeceğim.
Ayvalık öteden beri çok sevdiğim ve yerleşmeyi düşündüğüm bir yerdi, yazlar burada daha uzundu. Rahmetli de çok arzu ederdi Ayvalık’ı.. Kışları İstanbul’a dönecektik. Zamansız aramızdan ayrılınca ben Ayvalık’a değil Ünye’yi tercih ettim. Yarı burada yarı İstanbul’da ömrümün bu son fasıl’ını kırık bir gönül, eski biz saz ve unutulmuş bir şarkıyla geçmeye çalışıyorum.