Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
16 Temmuz 2011 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Taş deyip de geçmeyin...
musakiroglu@mynet.com

Orta Saraçlı’daki evimizin balkonundan karşıya baktığımızda artık ilk gözümüze batan görüntü; iki koca delik…

Delik dediğim; Bayramca’dan geçen çevre yolunun buradaki tepenin altından Gürecülü’ye geçmesi için açılan tünellerin ağzı.

Hani uzayda var olduğu söylenir ya, önüne geleni yutan karadelikler… Eğer bakarken dalıp gidersen Bayramca’daki tünel ağızları da o hissi veriyor insana…

 Son gördüğümde, baktım ki tünele doğru uzanan çevre yolu hattı da iyice ortaya çıkmış. Hat; yol güzergahının taşla ve taşlı malzemelerle doldurulup sıkıştırılmasıyla yapılıyor. Tabandan da bir hayli yükselmiş yeni yol.

 Karşıdan şöyle baktım; görebildiğim yol hattı Niksar yolundaki kavşaktan başlıyor, tünele kadar uzanıyordu. Buradaki hat boyunca, yüzlerce mi desem, yoksa binlerce mi desem kamyon kamyon dökülen taş ve taşlı malzeme kullanılmış… Hala da kullanılıyor.

 Düşündüm; ta Akçay’daki İkizce sapağından başlayan yol boyu ne kadar taş kullanılmıştır? Daha ne kadar kullanılacaktır?

 Biraz daha derinlere daldım; Türkiye’nin her tarafında yol yapılıyor, istinat duvarları yapılıyor. Barajlar, limanlar, vb… birçok yatırım gerçekleşiyor. Bunlar için hep taş malzeme lazım… Peki, bu kadar bol malzeme var mı?

 Eğer malzeme temin edilememiş olsa bu işler yapılamaz. Demek ki var…

 Peki, nasıl var? Dağ-tepe vazır, vazır deliniyor. Malzeme de oradan temin ediliyor.

 Örneğin; Çatalpınar Köyü’nde Niksar yolu kenarındaki taş ocağı… Görenler bilir, aman yarabbi koskoca tepe yok olmakla karşı karşıya… Bugünkü teknolojiye                 dağ-tepe dayanmıyor vesselam…

 Taş; hani tarlada, bahçede sevilmeyen… Hangi tarlada varsa oranın değerini düşüren taş…

 1967 yılında, Şeyhyunus’un altındaki fındık bahçemizin komşusu yerini satmaya kalkıştı. Sınırdaş olduğumuz için de ilk teklifini babama yaptı komşumuz.

 Babamla satıcı bir sabah bahçede buluştu. Ben de yanlarındaydım. Görüşmeye başladılar. Komşumuz, yerine o günkü parayla 30 bin TL istedi.

 Babam; “Çok istiyorsun İsiin Acu (Hüseyin Amca). Bak bu bahçe yarısı dışarıda yarısı toprakta gömülü hep karataş… Toprağı zayıf. Bu kadar etmez” deyince…

 Komşumuz İsiin Acu şöyle durdu, bir süre taşlara baktı… “Hadi bu taşlar sebebiyle 5 bin TL almayayım, 25 bin TL olsun” dedi.

 El sıkıştılar, pazarlık bitti. Bahçeyi satın aldık.

 Babam, bahçede hemen işe koyuldu. Mahalle komşumuz Taşçı Sabrileri çağırdı. O koca blok karataşları tek tek kırdırdı.

 Taşçı Sabri’nin yetiştirmesi oğulları taşları o kadar ustalıklı kırıyorlardı ki; taş sanki pamuk gibiydi ellerinde…

 Hiç unutmam, babam dedi ki; “Adamlar bu işin ırıbını biliyor. Taşları peynir keser gibi kesiyorlar valla…”

 Sonra o taşlarla babam ne yaptırdı… Bahçeye ev yaptırdı, harman kenarına ve uçan yerlere istinat duvarları yaptırdı. Hepsinden önemlisi çok yağdığında bahçenin orta yerinde oluşan su kanalına taş döşetti, toprağın akıp gitmesini önledi.

 Bahçeyi satın alırken fiyatı düşüren o taşları kullanan babam, bu sefer bahçeye kat be kat değer kazandırdı.

 Diyeceğim o ki; taş öyle değersiz-meğersiz bir tabiat varlığı değil, uygarlığın asıl öğelerinden birisidir…

Hem de öyle bir öğe ki; dağ-tepe bitip tükenmez kaynak…



Bu Haber 2528 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI