20 Temmuz 2011 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
On Puan veriyorum, ancaaaak...
yasar.karaduman@gmail.com

Festival dilimize yabancı dillerden geçen bir kelimedir. Türkçe anlamı, şenlik, kutlama, bayram’dır. Almancası “fest” , Fransızca “fête” ve İtalyanlar ise “festa”  derler.

Bu yıl, şehitlerimizin anılarına hürmeten Ünye Festivalinin müzik bölümü yerinde bir kararla iptal edildi. Çok sayıda okuyucu  kararı çok yerinde bulduklarını ve belediye başkanını bu asil tutumundan dolayı tebrik ettiklerini yazdılar.

Ben de başkanımıza aldığı bu onurlu karar için teşekkür ederim. Festivali iptal kararı sandığımız kadar basit değildir. “Ne olacak her gün asker ölüyor” diyerek itiraz edenler de olmuştur.  Bu nedenle tüm baskılara boyun eğmeyip aldığı bu karardan dolayı kendisine on tam puan verdim.

Ancaaaak…

Verdiğim bu on tam puanı burada gösterdiği performansı çekirdek işinde gösteremediği için şimdilik dondurdum. Bu dondurduğum on puanı Cumhuriyet Meydanı ve Yalıkahvesi kaldırımlarının beni insan olmamdan utandıran çekirdek pisliği ve çileden çıkaran satıcıların kaldırım işgali ile oluşan köy panayırı görüntüsü, görsel ve ses kirliliği ve zevksizlik temizlenene kadar dondurdum.

Beni bu muhteşem şehirde bu ilkellik içinde yaşattığı için dondurdum.

Yalıkahvesi kumsalını yağmalattırdığı ve burada oluşan çirkin görüntüye izin verdiği ve büyük tehlike arzeden deniz bisikletlerini kaldırmadığı için dondurdum. (Bunlara gece de biniyorlar, burası açık denizdir, rüzgar oluşur bunları alır gider, geri dönemezler bir can kaybına neden olmadan kaymakam Dr. Osman Bey’inde dikkatini çekerim, verilecek bir can kaybının hesabını vermekte zorlanırlar..)

Festivali iptal ettirecek yürekliliğini gösteren başkanın bu çekirdek işini çözememesi ve bizi bu ayıpla yaşamaya mahkum etmesine inanın çok şaşırıyorum.

Ne zaman ki bu çekirdek ve güvercin pisliği ve satıcı curcunası çözülür bu on puanı beş de ben kararak iade ederim.

 

Müze ve Çekirdek

İyi şeyler de olmuyor değil..

Bu çekirdek ve güvercin pisliği içindeki tarihi şehirde önceki akşam restorasyonu biten belediyenin yapımını üstlendiği  Müze Ev in bitişi nedeniyle yapılan bir yerel tarih sempozyumuna katıldık. Sempozyumda ben de olmak üzere yerel tarihçiler Ünye ile ilgili hazırladıkları sunumlarını yaptılar.

Her ne kadar bir tarafta çekirdek ve güvercin pisliği ve kaldırıma düşmüş satıcıların görsel kirliliği olda da biz yine de şehrimizin tarihinden bahsederek Ünye birçok ulusa ve kültürlere ev sahipliği yaptığını anlattık.

Antik Ünye’de çekirdek yenir miydi henüz kimse araştırmadı.. Galiba bu iş de bana kaldı.

Biz bir tarafta şehrin şirinliğinden köklü tarihinden bahsederken öbür tarafta  vatandaşlar çekirdekleri yiyerek çöpünü yerlere attılar.  “Altı kaval üstü şişhane” deyişinde olduğu gibi.

Yine de bir müze eve sahip olduğumuz için mutlu olduk. Belediye başkanına bir on puan da buradan verdim, ancaaaak onu da dondurdum. Müze ev hassasiyetini gösteren bir yüreğin bu çekirdek güvercin pisliği işini de çözmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu şehri bu denli kirleten bu insanlar bu şehirde yaşamayı hak etmiyorlar. Bu şehri bu kadar kirletmek için acaba hangi geçerli nedenleri ve kinleri var?

Müze eve emekleri geçenleri sevgiyle saygıyla hayranlıkla ve takdirle kucaklıyorum.

 

Ortaçarşı İçinde Zaman..

Bu yıl da iptal edilen festivalden sonra Ortaçarşı yükselen yıldız oldu. Buranın mistik ve otantik havası, trafiksiz alan olması insanların kendilerini burada rahat hissetmeleri esnafın sevecen tavrı ve eski Ünye’den  izler taşıması insanları buraya  çekmektedir.

Her ne kadar Süheyla’nın, penceresinde teneke kutular içinde rengarenk çiçekler açan eski ahşap evi olmasa da be yine onu var sayarak Ortaçarşı’dan geçerken başımı o tarafa çevirmekten kendimi alamıyorum, Ortaçarşı’dan geçmeden o gün rahat etmiyorum.

Bu yıl Ortaçarşıda yeni standlar yapılmış. Ben çok beğenmedim. Fransız İhtilalinde Paris sokaklarında kurulmuş giyotin sehpalarına benzemiş. Bunu tasarlayan her kimse bu fikrini esnafla paylaşması gerekirdi, hatta ben bundan üç yıl kadar önce İstanbul Beykoz Festivalinde gördüğüm standların fotoğraflarını çekmiş göndermiştim. Bunu bulup bir baksalardı. Bu yapılanı ben çok sevmedim.

 

 

Boğulmadan Olmazmıyd?

Geçende Ünye’de yılın ilk boğulma olayında Ozan adlı onbeş yaşındaki bir çocuğumuz hayatını kaybetti. Bu konu ile ilgili yazdığım bir köşe yazımda Çamlıktan öte  Uzunkum’a kadar, dalgalı havalarda tehlikeli bölgeler olduğunu buralarda denize girmenin  ölümle sonuçlanacağını buralara uyarı levhalarını konulmasını yazmıştım.

Bu yazıyı dikkate alan yetkililer en büyük doğal plaj halk plajı olan çeşmeli kumsal veya çeşmeli koy dedikleri yere bir uyarı tabelası dikmişler. Aslında bu tabelalardan daha önce birkaç yere konulması gerekirdi. Boğularak hayatını kaybeden Ozan bunlardan birini muhakkak görür denize girmez ve boğulmazdı.

 



Bu Haber 636 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI