Ünye’ye tayin edildiği zaman kendisini Ünye Gönüllüleri Gurubu olarak İstanbul dan gelerek Ünye’deki arkadaşlarla ve basınla ziyaret etmiş hoş geldin demiştik. Gözümüzün önünde basına öyle bir fırça çekmişti ki feleğimiz şaşmıştı. Musa Kıroğlu ile girdiği diyalog halen gözümüm önündedir.
Daha sonra bir makam aracı sorunu yaşadı yine basınla.. Tanıdığım kadarıyla eski bürokrat tipli ve birazda ketum duruşuyla basını ve bizi çok sevmedi. Belki de basınla ilişkileri görev yaptığı yerlerde Ünye kadar iç içe olmamıştı, sanıyorum görev yaptığı yerlerde basın Ünye’deki kadar güçlü değildi. Bu nedenle Ünye’de bize uyum sağlamakta zorlandı.
Hatta hiç uyum sağlayamadı de denebilir. En ufak bir haberde bile bazen sorun yaşadık.
Kendisi de bizi çok sevmedi.. Bizi, evet efendim, doğru efendim, diyen herkesin önünde el bağlayan basından sandı.
Severek sevmeyerek birbirimize tahammül ettik.. Ünye’de kaldığı zaman içinde iyi işler ve hizmetler de yaptığı kesindir. Fakat bunları bizimle paylaşmadığı için kimse bilemedi bizde bilemedik.
Üç yalan çözülmedi
Geldiği gün kendisine şehirdeki üç yalandan bahsetmiştim. Üç yıl içinde çözemedi. Yalanın ikisi hala duruyor, birini ben kendi imkanlarımla çözdüm.
Adının başındaki Dr. unvanını hangi dalda aldığını bile bilemedik. Bizi bir defa olsun üç yılda bir araya toplayıp bir yemek vermedi bir sohbet etmedi. Bu şehrin eşrafını büyüğünü, yaşlısını, yazarını, çizerini tarihçisini araştırmacısını bir kere olsun bir iftar yemeğinde buluşturmadı, bizi tanımadı, Ünye’yi tanımadı.
Bir defa Ünye sokaklarını dolaştığını bizim mahalleye çıktığını sanmıyorum. Bir defa bayramlar hariç Cumhuriyet Meydanına inmedi, güvercin pisliklerine basmadı çekirdek kabuğu pisliklerini meydanın perişan halini görmedi.
Bir defa iskeleye yürüyerek gitmedi, Yüzüncü Yılda, Yunus Emre çay bahçesinde bir defa çay içmedi.
Karadenizin en güzel kumsalını muhafaza edemedi, plastik oyuncakların buraya konuşlanmasına izin verdi. Can güvenliği olmayan kelek deniz bisikletlerini buradan almadı. Pislik içindeki caddeleri sokakları görüp, belediye başkanına: “Bu perişanlık nedir kardeşim ” demedi.
Kendisini çok iyi tanıyamadık, bizden uzak durdu, şehirden uzak durdu, içimize girip bize karışmadı, festivallerimiz, sohbetlerimiz düğünlerimiz oldu Osman Bey yoktu. Protokol gereği bir iki göründü sonra kayboldu. Makamında evrakların dosyaların arasında boğuldu.
Bir gün bile gazetemizi, dergimizin bürosuna uğrayıp, “Ne yapıyorsun Karaduman, keyifler nasıl, basın işleri nasıl gidiyor, habere ulaşmakta sorunlarınız var mı, benden istediğiniz bir şey var mı? Beni çok eleştiriyorsun ama, benim işim başımdan aşkın bir de çekirdekle mi uğraşayım, onu belediye başkanına söyle, eşek yoluymuş güvercin b….muş, koskoca kaymakam bunlarla mı uğraşayım, zaten bu Ünye cıfıt çarşısı gibi herkes birbirinin peşinde, sen de bırak git İstanbul’a hayatını yaşa bu Ünyelilerle baş olmaz” demedi.
Her Gelişin Bir Gidişi Vardır
Ben de sizinle aynı fikirdeyim, ama burası benim doğduğum yerdir.. Bize emek verdi bizi adam etti, borcum vardır..
Her gelişin bir gidişi vardır, size güle güle Osman Bey..
Bu benim giden bir kaymakamın arkasından yazdığım ilk yazıdır.. Sizi çok daha iyi hizmetlerinizle ve diğer yönlerinizle tanımak, dost olmak ve hatırlamak isterdik, bende kötü adam imajı bırakmadınız, iyi bir insan olduğunuza dair inancımı hep korudum. Belki bilemediğimiz çok faydalı çalışmalarınız oldu, bize anlatmadınız, biz de yazamadık, bu sizin de bizim de noksanımız oldu.
Yine de üç yılı aşkın bir zamandır bize tahammül ettiğiniz için teşekkür ederiz. Ünye hem çok kolay hem de çok zor bir yerdir, Ünyeli hem çok mütevazi hem çok sevecen, hem de çok gatavazdır (bu annemin lafı, yani laf anlamazdır)
Sizin de zorlandığınız zamanlar ve işler olmuştur. Bilseydik destek çıkardık, belki Ünye’yi hiç sevmediniz ve gideceğiniz günleri iple çektiniz.
Ben hep yeni bir ile vali olarak atanacağınızı yazdım ve tahmin ettim. Ama Ankara Vali Yardımcılığı benim için sürpriz oldu. Eski bir Ünye kaymakamı da İstanbul Vali yardımcısıdır. Artık hem İstanbul’da hem de Ankara’da Valilikte bir kapımız oldu.
Yeni görevinizde başarılar diler, sizi kucaklar öperim.