Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
1 Ağustos 2011 Pazar
MUSA Ö. KIROĞLU
Devletin başı genelkurmay değil, cumhurbaşkanı...
musakiroglu@mynet.com

12 Eylül 1980 yılında bir süre gözaltına alındım. Birkaç ay sonra da suçsuz görülüp serbest bırakıldım.

Her ne kadar suçsuz görülüp serbest bırakılmış ta olsam, 1983’teki sivil yönetime gelene kadar güvenlik güçlerinin gözünü hep üstümde hissettim.

Bu yüzden; “Keşki suçlu görülüp içerde kalsaydım. Böyle dışarıda yaşamak her gün işkence” diye geçirirdim içimden.  

Güvenlik güçleri derken de; o yıllarda Isparta’nın bir köyünde yaşıyordum. Köydeki güvenlik gücü ise jandarmaydı.

Jandarma, gece-gündüz vakitli vakitsiz çok saçma gerekçelerle kapıma dayanır… Sorar-eder çeker giderdi. Nasıl sinir bozar, moralimi alt üst ederlerdi.

Bir seferinde ilçenin bölük komutanı astsubay da jandarmayla birlikte gelmiş, kapımı çalmışlardı.

“Ne oldu, niye geldiniz?”diye sordum.

Jandarma bölük komutanı olan kişi “Bu ne biçim soru… Sen bize soru soramazsın. Soruyu sadece biz sorar, cevap alırız” diye beni payladı.

“İyi o halde sorun da cevaplayayım” dedim.

Bana sert bir şekilde, “Gözlerini kaçırma, yüzüme bak” dedi. Baktım. Bu sefer de; “Gözlerimin içine bak” dedi. Gözlerinin içine de baktım.

“Şimdi bana söyle bakayım, biz buraya niye geldik?” dedi. Ben de; bunu benim değil, kendilerinin bileceğini söyledim.

Ayrıca, yok yüzmüş, yok gözünün içiymiş… Yok, niye geldiklerini cevaplamakmış, hepsinin benimle alay etmek olduğunu söyledim.

Bütün bunları ise, tanışım olan Kurmay Albay İsmail Hakkı Özbeker’e yazıp, bana yaşattıklarını tek tek anlatacağımı belirttim.

Komutan, biraz tedirgin bir sesle “Sen bu komutanı nerden tanıyorsun?” dedi.

“Bu soruya cevap vermek mecburiyetinde değilim” dedim ve ayrıca kendisine biraz diklendiğimi göstermeye çalıştım.

Bu cevabım ve diklenmem üzerine bizim bölük komutanı tırstı. Geldikleri askeri cipe atladı, arkasına bakmadan döndü gitti. Bir daha da beni rahatsız eden olmadı.

Yıllar sonra emekli bir paşaya bu olayı anlattım. Yapılanların ne kadar kanunsuz, ne kadar haksız, ne kadar vicdansız uygulamalar olduğunu söyledim.

Paşa dedi ki; “Bizim için kanun, hak, vicdan gibi ölçüler olmaz. Bizim tepemizde genelkurmay dibimizde ise bu ülkede yaşayan herkes vardır. Bunun dışında bir askerlik daha bilmiyoruz.”

Böyle olunca ne oldu? Bizim silahlı kuvvetlerimiz sonuçta “devletin başı” olarak Genel Kurmay Başkanı’nı tanıdı.

Dolayısıyla millet olsun, milletin seçtiği sivil idare olsun… Cumhurbaşkanı, başbakan, hükümet, Meclis olsun asker milleti için yeri geldiğinde “emir eri” muamelesi yapılabilecek güç ve makamlar olarak görüldü.

Ancak; “Keser döndü, sap döndü. Gün geldi hesap döndü.” Ve günün istedikleri saatinde istedikleri kapıya dayananların kapısına dayanma sırası geldi. Kapısı çalınanlar bugün mahkemelerde millete rağmen, milletin seçtiklerine rağmen harekete kalkışmanın hesabını veriyorlar.

İşin tepesinde bulunanlar ise; bu hesabın “haksız” yere bir hesap olduğunu belirterek, işin önünü almaya çalıştılar. Direndiler, asıldılar ama güçleri yetmedi.

Bu sefer de “devletin başı” gördükleri o makamdan istifa mı ettiler,  emekliye mi ayrıldılar… Ne yaptılar ise bırakıp gittiler.

Türkiye bir süredir yaşadığı sürecin sonuna geldi. Ülkede devletin başının genelkurmay değil, cumhurbaşkanı olduğu… Yasamanın Meclis, yürütmenin ise hükümet tarafından yerine getirileceği gerçeğini artık herkes gördü.

Bir asır sonra da olsa taşlar sonunda yerine oturmaya başladı.

 



Bu Haber 2589 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI