3 Ağustos 2011 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Adamın Hakkından Böyle Gelirler..
yasar.karaduman@gmail.com

Hikaye uzundur, kısaca baştan alayım.. Yüz yıl Ünye’de denizcilere yol gösteren gazlı Ünye Feneri 2002 yılında yenisi ile değiştirildi. İstanbul’da yaşayan İnş. Müh. Eren Tokgöz eski fenerin izini sürdü ve buldu, arada bir bana, feneri buldum, alalım Ünye’ye götürelim, müze falan yapılırsa koyarız derdi. Ancak, resmi yetkililer, “biz feneri şahıslara veremeyiz, bir sivil toplum kuruluşu veya belediye bize müracaat etsin” dediler. Eren Tokgöz birkaç kere belediyeye rica etti ise de kimse dinlemedi. Sonra Ticaret Odası’na “feneri emaneten siz alın” dedi.

İşte tiyatro bundan sonra başladı. Fener gelince ticaret odası başkanı hikmeti kendinden bilerek, feneri sahiplendi. Bizde:  “Fener müzeye verilmek için size emanet bırakıldı dedik” ve kavga başladı. Ticaret odası başkanının asıl amacı başkaydı, feneri unutturup sonunda oteline götürmek gibi bir niyeti olduğu izlenimini bıraktı bende.. Israrla takip edince feneri yiyemedi ve bana kin besledi. İşin en inanılmaz tarafı ise, yüz yıllık tarihi feneri bozarak içine ampul taktı ampulü de fişe taktı, yaktı ve fenerin üzerine yattı.

 

Adamın Hakkından Böyle Gelirler

Takiiii, İçişleri Bakanı hemşehrimiz İdris Naim Şahin müze evi ziyaret edene kadar. Kendisine müze ev konusunda bilgi aktaran Ahmet Kabayel “Efendim burası kaptan evi imiş, pencerelerine denizcilere yol göstermek için fenerler asılırmış”  diye bilgi verirken İdris Bey: “Fener şimdi nerde “ diye sorunca Kabeyel; “Fener Ticaret Odası’nda Hasan Beyde” demesi üzerine Hasan Şimşek’e dönen İdris Bey; “Hasan Bey fener en güzel buraya yakışır” deyince,  Hasan Şimşek:  “Büyüklerimiz ne derse o olur” diyerek feneri müzeye vermeyi bakanın ve kalabalığın önünde kabul etmiştir.  Ve artık kıvıracak tarafı kalmamıştır.

Hasan beyin hakkından en sonunda bakan gelmiştir.

Konu daha bitmemiştir. Bir de bizim mahalleden zorla aldığı, kuyu taşı vardır. Onu da bir şekilde ya alacağız, ya alacağız..

 

 

Denize Üç Kurbandan sonra…

En korkunç ölüm boğularak ölmektir.  Denize üçüncü kurbanı da verdik.

Bir ay kadar önce ilk boğulmada bir yazı yazmış, bazı yerlerde gördüğüm önlemler önermiştim.

Boğulanlar, hep Ünye’ye dışarıdan ve köylerden gelen iyi yüzme bilmeyen,  sahilleri, denizi ve tehlikeli noktaları bilmeyen kişilerdi. Ünye sahillerinde tehlikeli bölgeler vardır, buralara uyarı levhaları konulsun, fırtınalı havalarda şehir içinde ve sahilde denize girilmemesi için belediye hoparlöründen uyarı anonsları yapılsın demiştim.

Bu yazıdan sonra iki yere uyarı levhaları koydular, ancak yetersizdi. En tehlikeli bölgelerde levha yoktu. Dalgalı havalarda şehirde belediye hoparlöründe ve sahilde megafonla denize girilmemesi için uyarı anonsları yapılması önerimi de çok ciddiye almadılar ve iki tabela dikmekle iş bitti sandılar.

Bunun örneğini de vardı. Sarıyer belediyesi Kilyos plajlarında bu tür havalarda hiç ara vermeden uyarı anonsları yapmaktadır. Sel ve yağmur felaketi için ikaz yayınları yapan belediye bunu neden yapmasın dı?..

 

Geçen hafta peş peşe iki kişi boğuldu

Cumartesi günü Ayanikola’da denize giren Öznur Yıldız adlı 19 yaşındaki üniversite öğrencisi boğuldu. Ertesi günü yine Ayanikola’da denize giren bir vatandaş hayatını kaybetti.

Ben  de o gün denizdeydim, denize girenleri defalarca dışarı çıkardım. Öğleden sonra plaja iki polis memuru geldi, ne yaptıklarını sordum“insanları uyarmak için bizi amirimiz gönderdi, fakat bunları denizden çıkaramıyoruz” dedi. Önce o amire memurları gönderdiği için teşekkür ederim. Ancak biraz geç kalınmıştı. Bir kişi boğulmuştu, memurun elinde ne bir megafon vardı ne bir düdük,  sahilden denizin içindekilere sesini nasıl duyuracaktı?. Duyuramadı da..

 

Basını okuyun ve kulak verin

Burada yazdıklarımız bir masal değildir. Bizi okuyun ve kulak verin.

Önlemler de geç kalınmıştır.. Kaymakam benim ilkyazımı dikkate alıp, kara noktalara daha fazla tabela dikseydi ve şehir içinde belediye hoparlörü ile bir polis aracından çamlık Uzunkum arasında uyarı yayınları yaptırsaydı bu canlar kaybolmazdı. En azından vicdanen müsterih olurduk gerisi Allahın takdiri.  Bu arada  plajların kurtarma donanımları da yetersizdi.

Bir ay önce yazdığım yerlere neden yeterli tabela konulmadı? Şimdi ise her adım başına diktiler, üçüncü kurbandan sonra tabelalar çoğaldı, birilerinin ölmesi mi gerekti. Şu anda anons önerimi de dikkate almıyorlar, ileride bunu da yapacaklar o zamana kadar birkaç can daha gitmiş olmaz inşallah.

*******************

Doldurma Parka Beton Restoran binası

Ve Kokan Ünye Koyu

Denizi doldurarak yaptıkları park ile yüzüncü yılın arka tarafına yapılan ekleme ile koya giren su ve rüzgar akımını ve koyun kendi kendine temizlenmesi sürecini bozduğu için Yunus Emre Parkında otururken deniz kokmaktadır. Denizin doldurularak park yapılması hatasının cezasını Ünye daha uzun yıllar çekecektir.

Doldurdukları yerin ortasına şimdi de bir betondan restoran yapıyorlar. Tek kat olacağı söylenen bu yere bu kadar beton kazık direk dikmenin anlamı ne, bu temel ve direkler üzeren o katlı apartman dikilir.

Buraya eğer bir şey yapılacaksa bu, ya çelik ya da ahşap konstroksiyon olabilirdi. Bunun örneklerini de size hemen söyleyeyim. Eyüp Piyerloti tepesindeki eski İstanbul tarzındaki ahşap evlere gidip bir bakın.

*************

Burası Şehir değil

Doldurma park bomboş durmaktadır. Ne yaparsanız yapın buraya kimse gitmiyor. Burası hatalı bir projedir. İnsanlar yine akın akın meydana, Yunus Emre Parkına İskeleye ve Yalıkahvesi’ne gelmektedirler.

Burada çok ince bir mesaj gizlidir.

Varoşlarda oturan Ünye’nin yeni sakinleri bu parkı çok sevmediler, burada kendilerini şehirli ve şehir de yaşıyor olarak hissedemediler. O nedenle kendilerini şehrin bir parçası  ve şehre ait olduğunu,  şehirde yaşadığını kanıtlamak ve öyle hissetmek istediği için şehrin merkezine gelmekte ve  pisokolojik olarak rahatlamaktadırlar. Oysa dolma park şehrin içi şehir değildir. Burada şehrin içinde olma duygusu yoktur, burası  yaşadıkları yer gibi şehrin kenarıdır..

Gelecek hafta: Yazacak daha çok şey var

 



Bu Haber 769 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Yazıya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI