17 Ağustos 2011 Pazar
YAŞAR KARADUMAN
Varoş Neresidir?
yasar.karaduman@gmail.com

Son günlerde dilimize yeni giren bir sözcük var. Varoş..

Aslında Varoş sözcüğü çok uzun yıllar önce vardı. Fakat o zaman daha sözcüğün anlattığı varoşlar oluşmamıştı. Atmışlı yılların başında göç ile şehirlerin etrafında mahalleler oluşmaya başladı. Bu mahallelere kenar mahalleler denirdi. Sonra bunlara Varoş denilmeye başlandı.

Ünye’nin dışında da bu tür yerleşim yerleri oluşmaya başlamıştı.  Varoşlar, zamanla  gecekondu ve kenar mahallerden ayrıldı. Ayrı bir dili, ayrı bir edebiyatı ayrı bir müziği ayrı bir yaşam tarzı oluştu.

Varoş dendiği zaman benim aklıma atmışlı yıllarda okuduğum, Fransız ve Rus klasikleri  gelir.  İlk Varoş sözcüğüne o romanlarda rastlamıştım. Romanları Türkçe’ye çevirenler “dış mahalle” veya “kenar mahalle” yerine “varoş” kelimesini kullanmışlardı..

Neden?

Çünkü “Varoş”  bu tür mahallerin sosyal yapısını iyi anlatan Türkçe de  “şehre küskün” sözcüğünün karşılığı Macarca bir sözcüktür. Bu sözcükte şehre ve şehirliye olan hafif dargınlık, kırgınlık vardır. Varoş sözcüğüne zamanla başka anlamlar da yüklediler ve bu yerleri tüm sosyal sorunları ile anlatan bir kelime haline geldi.

Arabesk şarkılardaki hayatlar

Varoş, ekonomik açıdan zayıf, eğitim seviyesi düşük, ucuz binaları ile köyden göçmüş insanların kurdukları yerleşim yerleridir. Bazen suyu yoktur, bazen yolu yoktur, kanalizasyonu yoktur. Bazen mahallenin içinden bir dere geçer, her şey bu dereye atılır, derede oynayan ve yüzen mahallenin çocukları hasta olurlar, bütün salgınlar buradan çıkar.

Bazıları kelimenin Türkçe  “Varış” sözcüğünden Macarcada “Varoş” haline geldiğini yazarlar.. Varış, şehre geldiğinizde ilk varış noktası demektir. Almancasının anlamı da aynıdır.  “Vorstad ve vorort” . Yani şehrin başladığı yer demektir.

Az gelişmiş ülkelerde varoşlar da düzensizlik, kargaşa ve sorunlar  bitmek bilmez.  Çocuklar yollarda mendil satarlar, boyacılık yaparlar, hep dertlidirler,  her şey sorundur burada. Burada insanlar, doğarlar, büyürler ve yaşamadan ölürler.

Yaşımı sorma, hiç yaşamadım ki..

Buralarda her şey gibi altyapı da yetersizdir, işsiz çoktur, ekonomik sorunlar berberinde uyuşturucu kullanımı, şiddet, çeteleşme gibi toplumsal sorunları getirmiştir. Buralar ruhsal açıdan bitik ama hala hayatla savaşını kaybetmemiş insanların yaşadığı yerdir.. Yılmışlıklarını, yorgunluklarını, mutsuzluk ve umutsuzluklarını  şarkılarda, türkülerde,    “Yaşımı sorma. hiç yaşamadım ki…” diye duvar yazıları ile dile getirirler. Müslüm Gürses dinlerler, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur dinlerler, ağır arabesk müzikle gelen arabesk bir yaşam tarzı hüküm sürer buralarda, şehir onları bağrına basmamıştır, şehre küstürler, dışlandıklarını sanırlar. Eğitimsizlik vasıfsızlıkla birleşince suça yönelmekten başka pek bir seçenekleri kalmaz

O mahallelerden adam gibi adan çıkar ama…

Sorun eğitimsizliktir.  Eğitimi olan işi de bulur. O mahallerden arada bir adam gibi bir adam çıkar ama o adamın içinden o mahalle asla çıkmaz.

Verdikleri hayat mücadelesi bir tiyatro, hayatları da bir roman gibidir. Hepsinin bir hikayesi vardır. Büyükler el arabaları ile patates, soğan, portakal, mandalina, elma satarlar, sokaklarda kahvelerde kolunda bir çanta tişört, çakmak, tesbih, mendil, çorap, kemer satarlar, küçükler, elinde boya sandığı su, bilet, simit poğaça, kağıt mendil.

Kiminin anası,  kininin babası veya çocuğu hastadır, kimi kirasını ödeyemediğini, kimi isten atılıp issiz kaldığını anlatır

Bir teselli ver

Türkiye’de bir siyasi parti bunları fark etmiş, bu insanların duygularına hitap ederek bu bölgelerden büyük oranda oy almıştır. Nasıl ki arabesk şarkılarda bir teselli aramışsa bu sefer politikada o partinin söyleminin peşine takılmıştır.  Bu arada köylülükten de kopmuşlardır. Ortaya ne köylü ne de kentli olmayan bir tablo çıkmıştır. Arada kalışın ortaya çıkardığı melodramik sorunlarla boğuşan umarsız kitleler dini cemaatleri sığınak olarak görmüş, o partinin dini motiflerle süslü vaatlerine kanmışlardır.

Bu sosyolojik gelişmenin sonucunda o parti Ünye’de de varoşlarda büyük bir oy patlaması gerçekleşmiştir.

Ama çok şey bekledikleri bu parti onlara şimdilik bir paket Ramazan kumanyası ile iki torba kömür vermekten fazla bir şey yapamamıştır.

Sorunlar büyüyerek devam etmektedir. Varoşlar şehri dört bir yandan yavaş yavaş kuşatmakta şehir varoşlaşmaktadır

 

Gelecek Hafta: Çok ilginç bir araştırma:

Ünye’den giden Rumların sakladığı defineler nerede?



Bu Haber 840 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : yani Tarih : 23 Ağustos 2011 / Pazar Üye Adı :timur yediyıldız
ben yaşar beyin yazısını okuyunca aslında şaşırmadım. yıllarca inceden inceden sonradan şehire gelenlere zaten bindiriyordu. şehirdeki her olumsuzluktan varoş dediği insanları suçluyor ve adeta aşağılıyordu. kaldıki yazdığı yazılara arşivden girip bakıldığında bunu net olarak görmek mümkün. bende şöyle düşünüyorum. ünyeye zarar verme açısından vaktizamanından beri ünyede yaşayanlarmı yoksa daha sonra şehre gelip yerleşenlermi ünyeye zarar vermiştir. hade diyelimki fevzi çakmak varoştur pekala ortayılmazlar, hamidiye gibi yerleşim yerleri niye bu halde. yüzüncü yıl ve karşısında mimari mi var allah aşkına. buralarda eskiden beri okumuş yazmış şehirli insanlar oturmuyor mu? yıllarca ünyemizi herhalde köyden gelip şehire alışamayan insanlar yönetmediler herhalde. bence asıl üzerinde durulması gerken soru şu olmalıdır. ünyeye zarar verenler sonradan gelenlermi yoksa ünyede yıllardır oturanlarmı? varoşun çocukları çekirdek yiyip sokağa atarken diğerlerinin çocukları sokağa atmıyorlarmı. BEN ASLINDA YAŞAR BEYE DEĞİLDE İRFAN BEYE ŞAŞTIM. yaşar beyi bu yazsından dolayı överken yaşar beyin şehre sonradan gelenlerle yaptığı küçük görmeyi atlamış. BAKIN YAŞAR BEY NE DEMİŞ Eğitimi olan işi de bulur. O mahallerden arada bir adam gibi bir adam çıkar ama o adamın içinden o mahalle asla çıkmaz. Kiminin anası, kininin babası veya çocuğu hastadır, kimi kirasını ödeyemediğini, kimi isten atılıp issiz kaldığını anlatı ŞİMDİ SORUYORUM YAŞAR BEYİN ÇEVRESİNDE HASTA İŞSİZ ZOR DURUMDA OLAN İNSAN YOK MU? HELE MAKARNA KÖMÜR MUHABBETİ İYİCE BAYATLAMIŞ BİR SÖYLEM. tabiki herkesin görüşü değerlidir. önemli olan fikret beyinde belirttiği gibi anlamdık sanılmasın.
Başlık : yaşar ağabey, sizi kutluyorum. Tarih : 21 Ağustos 2011 / Pazar Üye Adı :irfan yıldız beşlioğlu
Sevgili Yaşar Karaduman; bilgili, ufuk ve görüş sahibi, derin ve "üslûbu beyan, aynıyle insan", sanatçı kişiliğinizi her zaman takdir eder, överim; bunu bilirsiniz. Bunu da fazlasıyla hak edersiniz. Ünye konseptinde, zatı-âliniz gibi bir yazara ve kişiliğe sahip olduğumuz için, şanslıyız. Bir sorun ve durum, bir olgu bu kadar özlü ve gerçekçi anlatılabilirdi. Varoş mes'elesi, aynıyla budur. Kavramın, kökeni hakkında da bilgi sahibi olduk sayenizde. Üç-dört cümleyle, ben de katkı yapmak isterim: Varoşlar; toplumun, sosyo-ekonomik-kültürel olarak bedel ödeyen; köyünde durma olanağı kalmamış, kente dâhil olma olanağı bulamamış; köydeki garibanın, şehirli sanarak gıpta ettiği, kenti kendini beğenmişlerin ise küçümseyerek burun kıvırdıkları, şehrin manzarası dışında bıraktıkları, çilekeş-emekçi insanların çevresidir. Elbette, dizboyu yoksulluk, kentin olanaklarından, kalite düzeyinden yararlanamamak; sosyal katman olarak yükseliş çabasının neredeyse umutsuz olduğu bu ortamda; çocukların, gençlerin, anne-babaların yaşadığı haksız yere yaşatılan eziklik, emekle gelir arasındaki orantısızlık, çoğu zaman işsizlik, düzenli bir iş ve gelirden yoksunluk; bu insanları bölük-parçalı-tepkili-gerkin ve moralsiz bir ruh durumuna taşımaktadır. Bu, bir yandan müzik tercihlerine yansımakta, bir yandan, öfke yaratmakta, diğer yandan da çâresizliğin ve aczin yarattığı kangrenle, dinî duygularının ve yoksulluklarının, bazı iyiniyetten yoksun çıkar gruplarınca ve düzeyi düşük siyasî anlayışlarca kötüye kullanılmasına, sömürülmesine yol açmaktadır. Varoşlar; toplumun başta ekonomik ve sosyal sorunlarının, sistemin günâhlarının, hal altına (kenar mahallelere, dış mahallelere) süprüldüğü; bunun, orada yaşayan insanlara da, " bu sizin kaderiniz" diye izah(!) edildiği yerlerdir. Oysa; yoksulluk, kimsenin yazgısı olmadığı gibi; varoşlar da, yazgı değildir. Sosyo-ekonomik-kültürel adâlet, denge, bölüşüm, hak/hakkaniyet ve esasen demokrasi sorunudur. Varoşların, uyanmaya, bilinçlenmeye ve hak aramaya, soru sormaya yönelmesi; kendi durumunu ve genel durumu sorgulaması; neden, niçin, nasıl? Diye sorması gerekiyor. varoşta olmak, varoşlu olmak, ne yerilecek birşeydir, ne küçültücü birşeydir, ne düşük birşeydir. Tersine, emekleriyle geçindiklerinden, onurlu insanların yeridir. Kötü olan, varoşları yaratan nedenlerdir. Varoşları oluşturan mekanizmalar düzenlenmeldir. Sosyal-ekonomik demokrasi artırılmalı, millî gelirden alınan paylar dengelenmeli, soyal adâlet sağlanmalı, nimet ve külfette eşitlik, hakkaniyete sağlanmalıdır. Varoşların çokluğu, genişliği, o kentin, o toplumun ayıbıdır ve vicdanî, insanî, ahlakî ve demokratik sosual sorunudur. Varoşlara gözünüzü kapatarak, vicdanınızı rahatlatamazsınız. Yaşar Karaduman Ağabeyi, bu yürekli ve duyarlı yazısından ötürü kutluyor, yukarıdaki âciz ve nâçiz katkılarımı sunuyorum. Azîz ve Muhterem Ünyelilere ve tüm okurlara can-ı gönülden saygı ve muhabbetle..
Başlık : Ayrıştırmak Tarih : 18 Ağustos 2011 / Pazar Üye Adı :fikret dönmez
Sayın Karaduman;yazılarınızı takip eden bir okuyucunuzum.2009 yerel seçimleri sürecinde ünye gönüllüler grubunun internet sitesinde alevlenen''cumhuriyet meydanımı köy meydanımı''cümlesiyle insanları rahatsız eden,beyaz ünyeliler ve siyah ünyeliler ayrıştırmasına kadar giden bu sevimsiz yolda ilerlemeye devam ettiğinizi görmekteyiz.Bu yazılanlardan kendi adıma en küçük bir rahatsızlığımın olmadığını da ayrıca belirtmek isterim.Ancak sizin yazılarınızı sürekli takip edenlerin ,köy,köylü vs..gibi konuları sık sık dile getirmenizin,dile getirirken zekice küçümsemenizin farkında olunduğununda bilinmesini isterim. Bu haftaki varoş konulu yazınızıda varoş tanımlaması yapan ve okuyucuya varoşları anlatmak isteyen masum bir köşe yazısı olmadığını kendi fikrim olarak vurgulamak isterim.Yazdıklarınız sizce doğrudur,katılıp katılmamakta bizim doğal hakkımızdır...Varoşlardan adam çıkar ama varoş adamın içinden çıkmaz demişsiniz,bir başkasıda bu cümleyi yediği çanağı pislememek olarak anlarsa yanlış mı yapar?ÜGG nun sitesinde ve sizin yazılarınız geriye dıoğru incelendiğinde bu ayrıştırma ve insanları küçük görme gibi bir yanlışa düştüğünüz kanısını taşıyanların çokluğunu bilmenizi isterim...Aile büyüklerimle olan dostluğunuzuda bilerek,bir küçüğünüz olarak bu yorumu yapmak istedim...Yinede size,aynikoladan başlayıp orta çarşıda biten ünye sınırlarında mutluluklar dilemeden geçemicem...saygalarımla. Fikret Dönmez
BU YAZARIN DAHA ÖNCEKİ YAZILARI